VEHBİ YAHŞİ
Köşe Yazarı
VEHBİ YAHŞİ
 

TÜRKİYE’DE NÜFUS MESELESİNE NASIL YAKLAŞALIM?

Nüfusun artması ve azalması doğum oranları ile; doğum da kadın ile ilgili olduğuna göre işe kadından başlamak gerekir. Kadın doğası gereği erkekten farklı olarak çocuk sahibi olma, besleme, büyütme ve aile yuvasını çekip çevirme fonksiyonlarına sahiptir. Ayrıca erkek gibi ailenin geçimine de katkı verebilmektedir. Dışardan pek fark edilmese de bu durum kadının erkekten daha fazla yük yüklendiğini göstermektedir. O halde hayat yarışına kadının erkekle aynı noktadan başlaması onu geriye düşürür. Kadın bu durumu düzeltmek için sahip olduğu bir kısım fonksiyonlarından vaz geçerek erkeğin sahip olduğu bazı fonksiyonları üstlenmeye çalışacaktır. Bu noktada onun başvuracağı ilk yol doğurganlığını kısıtlamak olacaktır. Kadının bu tercihi sonucunda da tabi ki doğurganlık oranı düşecek, buna bağlı olarak da nüfus azalacaktır. Acaba bu istenmeyen durum niçin ortaya çıkıyor? Baştan söyleyelim ki sebep kadının yapısal farklılığından değil, iki farklı fiziki ve ruhi yapıya aynı sorumlulukları yükleme ve erkek ile kadını yarışa aynı noktadan başlatmaktır. Oysa kadın kendi yapısal durumuna uygun alanda faaliyet göstermeli, erkeğin yüklenmek durumunda olduğu ağır mücadele alanına sokulmamalıdır. Durum böyle olmakla birlikte kapitalist ekonomik sistemin yaklaşımı kadın ve erkek arasındaki yapısal farklılaşmayı göz ardı ederek her iki cinsi aynı ağır yükün altına sokmuştur. Bu fiili durumda kadını biraz olsun rahatlatmak için onu mücadele alanında bir adım önden başlatmak gerekir. Bunu sağlamak için de elbette birtakım tedbirler alınacaktır.  Çalışmayan kadın çocuk sahibi ise belirli miktarda ve sürekli bir gelire sahip kılınmalı ve bunun emeklilik, sigorta vb. konular ile ilgili düzenlemeler de gerçekleştirilmelidir.   Çocuk sahibi kadın çalışıyor ve çocuğunun bakımını sağlayamıyor ise bakım ihtiyacı süresince kendisine yarım mesai ile tam maaş/ücret imkânı tanınmalıdır.  Bu tür bir uygulama ekonomi için bir yük olarak değil, ailenin dolayısı ile toplumun bekası için girilmesi gereken yollardan biri olarak değerlendirilmelidir.  Aile yuvasını çekip çeviren kadın ekonomik açıdan güçlü kılınması halinde ailede çocuk sayısı artacak, bunun getireceği artı değerler belli bir süre sonra toplumsal, ekonomik vb. açılardan topluma da yansıyacaktır.  Yukarıda getirilen teklifin anlamlı ve etkili olabilmesi için ailenin uyumlu ve devamlı olmasını sağlayacak yeni tedbirler de alınmalı, bu konu devletin en temel görevlerinden biri olarak kabul edilmelidir.  Ailelerin dağılmasını önleme tedbirlerinden biri olarak mahkemeler boşanma konusunda ilk başvuru mercii olmaktan çıkarılmalı, başvuru önce Aile Bakanlığı aile rehberlik servislerine yapılmalıdır. Oluşturulacak bu servisler boşanmayı önleme yolunda her türlü çalışmayı yapar.  Boşanma talebine sebep olan durum ne ise onu ortadan kaldırmaya çalışır. Mesela problem ödenemeyen bir borç yükünden kaynaklanıyor ise bu borcu devlet bir usul dahilinde kapatabilmelidir. Rehberlik servisi sonuç alamaz ise konu ilgili mahkemeye havale edilir. Dedelerin ve ninelerin de içinde olması ile aile daha köklü, güçlü ve sağlıklı bir yapı kazanır.  Çünkü bu durumda aile hem çocukların bakımında gerçek anlamda bir bakım desteği almış, hem de milli, manevi değerlerimiz ve kültürümüz pratik olarak ailenin küçük üyelerine aktarılmış olur. Bu yolda Aile Bakanlığı teşvik amacı ile ailelere maddi destek verebilir.  Bu anlamda uygun hacimde evler üreterek yine uygun fiyatlar ile bu tip ailelere satabilir veya kiraya verebilir. Yaptığımız bu teklifler zaman ile sonuç verecek tedbirlerdir. Nüfusun hızla azalması gibi acil durumlarda ise çözüm için göçmen alımı yoluna başvurulabilir.  Bu konuda tarihi,sosyolojik ve kültürel bakımdan ülkemiz için en uygun kaynak Asya’daki soydaşlarımızdır. Doğu Türkistan ise akla gelecek ilk coğrafyadır. Bu yolla öncelikli olarak tarım ve hayvancılık alanında ve bunun için ihtiyaç duyulan bölgelerde gerekli iş gücü de sağlanmış olacaktır.
Ekleme Tarihi: 23 Şubat 2026 -Pazartesi

TÜRKİYE’DE NÜFUS MESELESİNE NASIL YAKLAŞALIM?

Nüfusun artması ve azalması doğum oranları ile; doğum da kadın ile ilgili olduğuna göre işe kadından başlamak gerekir. Kadın doğası gereği erkekten farklı olarak çocuk sahibi olma, besleme, büyütme ve aile yuvasını çekip çevirme fonksiyonlarına sahiptir. Ayrıca erkek gibi ailenin geçimine de katkı verebilmektedir. Dışardan pek fark edilmese de bu durum kadının erkekten daha fazla yük yüklendiğini göstermektedir. O halde hayat yarışına kadının erkekle aynı noktadan başlaması onu geriye düşürür. Kadın bu durumu düzeltmek için sahip olduğu bir kısım fonksiyonlarından vaz geçerek erkeğin sahip olduğu bazı fonksiyonları üstlenmeye çalışacaktır. Bu noktada onun başvuracağı ilk yol doğurganlığını kısıtlamak olacaktır. Kadının bu tercihi sonucunda da tabi ki doğurganlık oranı düşecek, buna bağlı olarak da nüfus azalacaktır.

Acaba bu istenmeyen durum niçin ortaya çıkıyor? Baştan söyleyelim ki sebep kadının yapısal farklılığından değil, iki farklı fiziki ve ruhi yapıya aynı sorumlulukları yükleme ve erkek ile kadını yarışa aynı noktadan başlatmaktır. Oysa kadın kendi yapısal durumuna uygun alanda faaliyet göstermeli, erkeğin yüklenmek durumunda olduğu ağır mücadele alanına sokulmamalıdır. Durum böyle olmakla birlikte kapitalist ekonomik sistemin yaklaşımı kadın ve erkek arasındaki yapısal farklılaşmayı göz ardı ederek her iki cinsi aynı ağır yükün altına sokmuştur. Bu fiili durumda kadını biraz olsun rahatlatmak için onu mücadele alanında bir adım önden başlatmak gerekir. Bunu sağlamak için de elbette birtakım tedbirler alınacaktır. 

Çalışmayan kadın çocuk sahibi ise belirli miktarda ve sürekli bir gelire sahip kılınmalı ve bunun emeklilik, sigorta vb. konular ile ilgili düzenlemeler de gerçekleştirilmelidir.   Çocuk sahibi kadın çalışıyor ve çocuğunun bakımını sağlayamıyor ise bakım ihtiyacı süresince kendisine yarım mesai ile tam maaş/ücret imkânı tanınmalıdır. 

Bu tür bir uygulama ekonomi için bir yük olarak değil, ailenin dolayısı ile toplumun bekası için girilmesi gereken yollardan biri olarak değerlendirilmelidir.  Aile yuvasını çekip çeviren kadın ekonomik açıdan güçlü kılınması halinde ailede çocuk sayısı artacak, bunun getireceği artı değerler belli bir süre sonra toplumsal, ekonomik vb. açılardan topluma da yansıyacaktır. 

Yukarıda getirilen teklifin anlamlı ve etkili olabilmesi için ailenin uyumlu ve devamlı olmasını sağlayacak yeni tedbirler de alınmalı, bu konu devletin en temel görevlerinden biri olarak kabul edilmelidir.  Ailelerin dağılmasını önleme tedbirlerinden biri olarak mahkemeler boşanma konusunda ilk başvuru mercii olmaktan çıkarılmalı, başvuru önce Aile Bakanlığı aile rehberlik servislerine yapılmalıdır. Oluşturulacak bu servisler boşanmayı önleme yolunda her türlü çalışmayı yapar.  Boşanma talebine sebep olan durum ne ise onu ortadan kaldırmaya çalışır. Mesela problem ödenemeyen bir borç yükünden kaynaklanıyor ise bu borcu devlet bir usul dahilinde kapatabilmelidir. Rehberlik servisi sonuç alamaz ise konu ilgili mahkemeye havale edilir.

Dedelerin ve ninelerin de içinde olması ile aile daha köklü, güçlü ve sağlıklı bir yapı kazanır.  Çünkü bu durumda aile hem çocukların bakımında gerçek anlamda bir bakım desteği almış, hem de milli, manevi değerlerimiz ve kültürümüz pratik olarak ailenin küçük üyelerine aktarılmış olur. Bu yolda Aile Bakanlığı teşvik amacı ile ailelere maddi destek verebilir.  Bu anlamda uygun hacimde evler üreterek yine uygun fiyatlar ile bu tip ailelere satabilir veya kiraya verebilir.

Yaptığımız bu teklifler zaman ile sonuç verecek tedbirlerdir. Nüfusun hızla azalması gibi acil durumlarda ise çözüm için göçmen alımı yoluna başvurulabilir.  Bu konuda tarihi,sosyolojik ve kültürel bakımdan ülkemiz için en uygun kaynak Asya’daki soydaşlarımızdır. Doğu Türkistan ise akla gelecek ilk coğrafyadır. Bu yolla öncelikli olarak tarım ve hayvancılık alanında ve bunun için ihtiyaç duyulan bölgelerde gerekli iş gücü de sağlanmış olacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.