VEHBİ YAHŞİ
Köşe Yazarı
VEHBİ YAHŞİ
 

EĞİTİMDE AÇIK LİSE AÇMAZI

Hep gündemde olan okullarda veli-öğretmen-öğrenci ilişkilerindeki sevgi, saygı ve disiplin yetersizliği, okul idaresine ve öğretmene şiddet akran zorbalığı en sonunda silahlı saldırılara dönüşerek gündemin ilk sırasına oturdu. Toplumun tansiyonunu düşürmek ve soruna çözüm bulma arayışlarına hızla geçildi. Çözüm arayışında ilk akla gelen şey okulların kapılarına polis ve x-ray cihazlarının konulması gerektiği düşüncesi oldu. Bu düşünce sorunu ortaya çıkaran sebebin anlaşılmadığını göstermektedir. Çünkü okullardaki her türlü şiddetin kaynağı büyük oranda dışarıda değil, içeridedir; eğitim, yönetim ve disiplin problemi kaynaklıdır. Bu sebeple öncelikli tedbirler dışa değil, içe bakan nitelikte olmalıdır.  İfade edelim ki şiddetin temel ayağı iyi yönetilemeyen öğrencidir.  Okulların kapılarına konulan x-ray cihazı ve polisiye tedbir gibi girişimler nihai çözüm olamaz. Bu tedbirler ile ancak öğrencilerin okula silah, kesici ve delici aletler vb. şeylerin okula girmesini engelleyebilir. Oysa asli çözüm öğrenciyi şiddetin bir unsuru olmaktan çıkarmaktır.  Lise çağlarında bir gence rastladım. Otuz beş yılı aşkın eğitimciliğimin verdiği yönelişle kendisini tanımaya çalıştım. On yedi yaşında ve açık lisede okuyormuş. Açık liseye geçiş sebebini sordum. Çünkü açık lise “öğrencileri” doğrudan eğitimin içinde olmadıkları gibi çalışma hayatında da değiller. - “Meslek lisesinde okuyordum. İki yıl sınıf tekrarı yapmıştım. Üçüncü defa sınıf tekrarına kalınca açık liseye geçirildim” diye konuştu. Konuşmamız şöyle devam etti: - “Peki, bir meslek edinmeyi düşünmedin mi? - “Düşünüyorum.” - “Ama şu anda 17 yaşındasın ve bu yönde bir planın, bir çaban yok.”  - “Okuyorum ya. Açık liseyi bitirince de üniversiteye gideceğim. Hiç olmasa iki yıllık bir yüksekokul bitirip meslek sahibi olacağım.”  “Eyvah”, dedim içimden. “Bu genç eğitim görüyorum zannı ile bir açmazın içine düşmüş.” - “Açık lise denilen olgu sanal bir ortamdan ibaret. Sen 3-5 ayda bir hafta sonları sınava giriyorsun ve mevcut durumunla açık liseyi 20 yaşından sonra bitireceksin. Ardından yüksekokul okuyacağım diye gençliğinin en kıymetli yıllarını ziyan ederek 25 yaşına ulaşmış olacaksın. Gerçekleştirmeyi hayal ettiğin bu sürecin senin karşına çıkaracağı psikolojik ve sosyolojik problemleri şimdiden göremeyebilirsin. Ama unutma ki bu durumu yaşayan sayısız gençler var senin çevrende ve her yerde. Bu sebeple, yol yakın iken şimdiden bir meslek edinmeye bak. Belediyelerin, Millî Eğitim Bakanlığının açtığı meslek edindirme kursları ve benzerlerinden birine katıl. Yahut seveceğin bir iş yerinde çırak ol ve meslek edin. Meslek edinmenin de bir yaşı var. Ağaç yaşa iken eğilir. 17 yaşındasın ve sen bu çağı kaçırmak üzeresin. Bu arada açık liseyi oku, bu sana engel değil.” Gerçekten de birçok genç lise öğretiminde başarılı olamadıkları halde açık lise üzerinden üniversite bitirme hayali ile ziyan olup gitmekte hem kendileri, hem aileleri, hem de toplum ağır bir yükün altına girmektedir. Konuya lise eğitimi sistemi açısından bakalım: Örgün eğitim çağında bulunan 17 yaşındaki bir genç yeni sistem gereği örgün eğitim dışına çıkarılmış, açık liseye yerleştirilmiştir. Bir önceki uygulamada örgün eğitim yaşındakilerin açıktan/uzaktan eğitim alması yasak iken yeni yönetmelikle bu durum değiştirilmiştir. Artık ortaokul veya lisede üçüncü sefer sınıf tekrarına düşen öğrenci örgün öğretimden açık öğretime geçirilmektedir. Bununla da kalınmamakta, örgün eğitim yaşındaki öğrencilerden isteyenlerin de yönetmelikle belirlenen şartları tutuyor ise açık öğretime geçmesi mümkün kılınmaktadır. Önceki sistemde ortaöğretimi bitirme yaşı 19 olarak belirlenmişti ve bu yaşın üstündekiler açık liseye kaydolabilmekte idi. Doğru olan da bu idi. Çünkü 19 yaşın üstündekiler çalışma hayatına atılma çağındadırlar. Bunlar tabii olarak da çalışma hayatının içindedirler. Aynı süreçte hem açık lisede okuyup hem iş hayatına atılmalarına engel bir durum yoktur. 19 yaş altındaki genç ise biyolojik ve psikolojik olarak çalışma hayatı döneminde değil, eğitim dönemindedir. Bu dönemdeki bir genç, sınıf tekrarı sınırını aşınca açıktan eğitime yönlendirilmekle hem düzenli eğitimden mahrum edilmekte hem de çalışma hayatına atılamamaktadır. Örgün eğitimde üst sınır olan 19 yaş altındaki öğrencilerin açıktan eğitime yönlendirilme uygulaması terk edilmeli; bu dönemdeki her öğrenci örgün eğitim hakkından yararlandırılmalıdır. Bir uygulama modeli olarak sınıfını geçemeyen öğrenci konulacak usul çerçevesinde başarabileceği bir okula aktarılmalıdır. Örgün eğitimde hiçbir şekilde başarılı olamayanlar teorik eğitimi olmayan pratik eğitim esaslı meslek okullarında eğitilmeli, meslek edindirilmelidir. Örgün eğitim yaşındaki gençlerin hangi gerekçe ile olursa olsun açık öğretime yönlendirilmesi adeta başıboş gençlerden oluşan bir kitle ortaya çıkarmaktadır. Sosyoloji şiddete zemin hazırlayan böyle bir uygulamayı onaylamaz.
Ekleme Tarihi: 26 Nisan 2026 -Pazar

EĞİTİMDE AÇIK LİSE AÇMAZI

Hep gündemde olan okullarda veli-öğretmen-öğrenci ilişkilerindeki sevgi, saygı ve disiplin yetersizliği, okul idaresine ve öğretmene şiddet akran zorbalığı en sonunda silahlı saldırılara dönüşerek gündemin ilk sırasına oturdu.

Toplumun tansiyonunu düşürmek ve soruna çözüm bulma arayışlarına hızla geçildi. Çözüm arayışında ilk akla gelen şey okulların kapılarına polis ve x-ray cihazlarının konulması gerektiği düşüncesi oldu. Bu düşünce sorunu ortaya çıkaran sebebin anlaşılmadığını göstermektedir. Çünkü okullardaki her türlü şiddetin kaynağı büyük oranda dışarıda değil, içeridedir; eğitim, yönetim ve disiplin problemi kaynaklıdır. Bu sebeple öncelikli tedbirler dışa değil, içe bakan nitelikte olmalıdır. 

İfade edelim ki şiddetin temel ayağı iyi yönetilemeyen öğrencidir.  Okulların kapılarına konulan x-ray cihazı ve polisiye tedbir gibi girişimler nihai çözüm olamaz. Bu tedbirler ile ancak öğrencilerin okula silah, kesici ve delici aletler vb. şeylerin okula girmesini engelleyebilir. Oysa asli çözüm öğrenciyi şiddetin bir unsuru olmaktan çıkarmaktır. 

Lise çağlarında bir gence rastladım. Otuz beş yılı aşkın eğitimciliğimin verdiği yönelişle kendisini tanımaya çalıştım. On yedi yaşında ve açık lisede okuyormuş. Açık liseye geçiş sebebini sordum. Çünkü açık lise “öğrencileri” doğrudan eğitimin içinde olmadıkları gibi çalışma hayatında da değiller.

- “Meslek lisesinde okuyordum. İki yıl sınıf tekrarı yapmıştım. Üçüncü defa sınıf tekrarına kalınca açık liseye geçirildim” diye konuştu. Konuşmamız şöyle devam etti:

- “Peki, bir meslek edinmeyi düşünmedin mi?
- “Düşünüyorum.”
- “Ama şu anda 17 yaşındasın ve bu yönde bir planın, bir çaban yok.”
 - “Okuyorum ya. Açık liseyi bitirince de üniversiteye gideceğim. Hiç olmasa iki yıllık bir yüksekokul bitirip meslek sahibi olacağım.”
 “Eyvah”, dedim içimden. “Bu genç eğitim görüyorum zannı ile bir açmazın içine düşmüş.”

- “Açık lise denilen olgu sanal bir ortamdan ibaret. Sen 3-5 ayda bir hafta sonları sınava giriyorsun ve mevcut durumunla açık liseyi 20 yaşından sonra bitireceksin. Ardından yüksekokul okuyacağım diye gençliğinin en kıymetli yıllarını ziyan ederek 25 yaşına ulaşmış olacaksın. Gerçekleştirmeyi hayal ettiğin bu sürecin senin karşına çıkaracağı psikolojik ve sosyolojik problemleri şimdiden göremeyebilirsin. Ama unutma ki bu durumu yaşayan sayısız gençler var senin çevrende ve her yerde. Bu sebeple, yol yakın iken şimdiden bir meslek edinmeye bak. Belediyelerin, Millî Eğitim Bakanlığının açtığı meslek edindirme kursları ve benzerlerinden birine katıl. Yahut seveceğin bir iş yerinde çırak ol ve meslek edin. Meslek edinmenin de bir yaşı var. Ağaç yaşa iken eğilir. 17 yaşındasın ve sen bu çağı kaçırmak üzeresin. Bu arada açık liseyi oku, bu sana engel değil.”

Gerçekten de birçok genç lise öğretiminde başarılı olamadıkları halde açık lise üzerinden üniversite bitirme hayali ile ziyan olup gitmekte hem kendileri, hem aileleri, hem de toplum ağır bir yükün altına girmektedir.

Konuya lise eğitimi sistemi açısından bakalım:
Örgün eğitim çağında bulunan 17 yaşındaki bir genç yeni sistem gereği örgün eğitim dışına çıkarılmış, açık liseye yerleştirilmiştir. Bir önceki uygulamada örgün eğitim yaşındakilerin açıktan/uzaktan eğitim alması yasak iken yeni yönetmelikle bu durum değiştirilmiştir. Artık ortaokul veya lisede üçüncü sefer sınıf tekrarına düşen öğrenci örgün öğretimden açık öğretime geçirilmektedir. Bununla da kalınmamakta, örgün eğitim yaşındaki öğrencilerden isteyenlerin de yönetmelikle belirlenen şartları tutuyor ise açık öğretime geçmesi mümkün kılınmaktadır.

Önceki sistemde ortaöğretimi bitirme yaşı 19 olarak belirlenmişti ve bu yaşın üstündekiler açık liseye kaydolabilmekte idi. Doğru olan da bu idi. Çünkü 19 yaşın üstündekiler çalışma hayatına atılma çağındadırlar. Bunlar tabii olarak da çalışma hayatının içindedirler. Aynı süreçte hem açık lisede okuyup hem iş hayatına atılmalarına engel bir durum yoktur. 19 yaş altındaki genç ise biyolojik ve psikolojik olarak çalışma hayatı döneminde değil, eğitim dönemindedir. Bu dönemdeki bir genç, sınıf tekrarı sınırını aşınca açıktan eğitime yönlendirilmekle hem düzenli eğitimden mahrum edilmekte hem de çalışma hayatına atılamamaktadır. Örgün eğitimde üst sınır olan 19 yaş altındaki öğrencilerin açıktan eğitime yönlendirilme uygulaması terk edilmeli; bu dönemdeki her öğrenci örgün eğitim hakkından yararlandırılmalıdır. Bir uygulama modeli olarak sınıfını geçemeyen öğrenci konulacak usul çerçevesinde başarabileceği bir okula aktarılmalıdır. Örgün eğitimde hiçbir şekilde başarılı olamayanlar teorik eğitimi olmayan pratik eğitim esaslı meslek okullarında eğitilmeli, meslek edindirilmelidir. Örgün eğitim yaşındaki gençlerin hangi gerekçe ile olursa olsun açık öğretime yönlendirilmesi adeta başıboş gençlerden oluşan bir kitle ortaya çıkarmaktadır. Sosyoloji şiddete zemin hazırlayan böyle bir uygulamayı onaylamaz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.