Son yıllarda liselerde katliamlara varan suçlar işlenmektedir. Mutlaka yetkililer ve ilgililer bu durumun sebeplerini incelemekte ve giderilmesi için gerekli yolları aramaktadırlar. Bu sebeplerden biri de liselerin bir kısmında yaşanan itibar kaybıdır. İtibar kaybı meselesinin okulun bina ve donanımları ile, öğrencilerinin ekonomik durumları ile, idari, öğretmen, memur, hizmetli ve güvenlik kadrolarının vasıfları ile ve daha sayabileceğimiz bu ve benzeri durumlar ile ilgisi yoktur. İtibar kaybı meselesi okullara girişte farklılıktan doğan bir meseledir.
Okullara girişte farklılık sınav ve sınavsız lığın birlikte yer alması ile oluşur. Şöyle ki; liseler bazında konuşur isek liselerin tamamına giriş sınavsız veya sınavlı olur ise bu durumda farklılık oluşmaz. Eğer liselerin bir kısmına giriş sınav ile bir kısmına giriş sınavsız olur ise işte o zaman farklılık oluşur. İtibar kaybı da bu nokta da sınavsız girilen okullarda başlar. Buna bağlı olarak da sınavlı okullarda da itibar yükselmeye başlar. Çünkü sınavsız okulların yanında bulunan sınavlı okullar, öğrencilere, velilere “sınavsız okullar değerli olsa idi onlarda sınavlı olurlardı” şeklinde devamlı etki yapar. Bu etkiye tepki olarak sınavsız okullar öğrencilerin ve velilerin gözünde değer kaybeder, itibar kaybeder. Bu itibar kaybı önce sınavsız okulların öğrencilerinde sonra da eğitim kadrosunda her türlü erozyona sebebiyet verir. Sonuçta sınavsız okullarda önce eğitimde kalite düşüklüğü sonra da devamlı artan bir disiplinsizlik oluşur. O halde çare bellidir. Ya tüm lise türlerinde giriş sınavsız olmalı ya da sınavlı olmalıdır. Çağımızın geldiği nokta da her liseye sınavsız girişin imkânı kalmadığına göre o halde tüm liselere giriş sınavlı olmalıdır. Bunun için mevcut sistemde girişte bir kısmı sınavlı bir kısmı sınavsız olan liselerde sınavsız olanlar da sınavlı hale getirilmelidir.
Aslında bu durum ellili yılların başında başlayıp 2013’te son bulmuştu. Şöyle ki, o yıllarda tüm liselere giriş sınavsız iken yabancı dille eğitim yapan “Maarif Kolejleri” adında girişi sınavlı olan liseler açıldı. İşte o andan itibaren sınavsız liselerde itibar kaybı başladı. Bu itibar kaybını önlemek için devamlı bu kolejlerin sayısı artırılmaya başlandı. 1975 yılına gelindiğinde bu okulların adı “Anadolu Liseleri” olarak değiştirildi ve sayıları daha da artırıldı. Süreç içinde diğer liselerin adının başına “Anadolu” adı konularak onlarda sınavlı hale getirildi. 2013 yılına geldiğinde ise artık başında “Anadolu” adı olmayan ve sınavsız olan liseler kalmamıştı. Böylece liselerde itibar kaybı sona erdi ve eğitimde de öğrenci de de kalite artmaya, gerekli disiplin ortamına kavuşulmaya başlandı.
2013-2017 yılları arasında eğitim sorunsuz olarak devam ederken bakanlık “Sınavsız Sistem”e geçiyoruz diye liselerin %10’unu sınavlı geriye kalanı da sınavsız yaptı. Halbuki bu sınavsız sistem değildi. Çünkü sınavsız sistem bir kısmı sınavlı bir kısmı sınavsız olan sistem değildir. Sınavsız sistem her yerde sınavın olmadığı bir sistemdir. Böylece 2017’de ellili yılların başına tekrar dönmüş olduk. Nasıl ki o yıllarda sınavsız okullardaki itibar kaybını önlemek için sınavsız okullar sınavlı hele getirilirken, mevcut sistemde %10’la başlayan sınavlı okulların sayısı %40’lara getirilmiştir. Bu süreç süratle sınavlı okulların sayısını %100’e ulaştıracaktır. Çünkü eğitimin temel sorunu olan kalite düşüklüğünü ve disiplinsizliği önlemenin tek yolu sınavsız liseleri de sınavlı hale getirmek ve sınavsız liselerde oluşan itibar kaybına son vermektir.
Sonuçta ellili yılların başında başladığımız sınavlı-sınavsız sistem 2013’te ulaşılan sınavlı sistemle son buldu ise, 2017’de başladığımız sınavlı-sınavsız sistem de önümüzdeki yıllarda sınavlı sisteme geçerek mutlaka son bulacaktır. Eğitimde de disiplin içinde kaliteli eğitime ulaşılacaktır. Mademki, sınavlı-sınavsız sistem bir gün yine sınavlı sisteme mecburen dönüşecek ise o halde neden gelecek yıllarımızı kaybedelim, beklemeyelim 2013’te geçtiğimiz sınavlı sisteme tekrar dönelim, geçelim ve eğitim-öğretimin temel sorunu olan bu itibar kaybına son verelim.
