Hisseli tapulu arsa ve tarlalarda en çok karşılaştığımız hukuki başlıklardan biri şufa hakkıdır (ön alım hakkı). Son olarak Yargıtay tarafından verilen ve 21 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan emsal karar, bu konuda önemli bir sınır çizdi.
Peki ne değişti?
Türk Medeni Kanunu’na göre hisseli bir taşınmazda paydaşlardan biri hissesini üçüncü kişiye sattığında, diğer paydaşlar aynı şartlarla o payı satın alma hakkına sahiptir. Ancak yeni kararda mahkemelerin artık sadece “dava açıldı mı?” sorusuna değil, satış anındaki tutuma da bakacağı vurgulandı.
Eğer paydaş satıştan haberdar olduğu hâlde sessiz kalmışsa, sonradan açılacak şufa davası “dürüstlük kuralına aykırı” bulunabilir. Yani artık hak sadece kâğıt üzerinde değil; zamanında ve tutarlı şekilde kullanılmalı.
Kararda ayrıca taşınmazda fiili taksim (herkesin kendi bölümünü kullanması) olup olmadığı da önemseniyor. Özellikle kırsal bölgelerdeki hisseli tarlalar açısından bu detay belirleyici olabilir.
Sonuç olarak bu emsal karar şunu netleştiriyor:
Şufa hakkı sınırsız ve koşulsuz bir güvence değildir. Süresi içinde ve doğru şekilde kullanılmazsa hak kaybı doğabilir.
Hisseli arsa alırken ya da satarken artık sadece fiyatı değil, hukuki zemini de daha dikkatli analiz etmek gerekiyor. Çünkü bazen bir sessizlik, yıllar süren hak kayıplarına yol açabilir.
