VEHBİ YAHŞİ
Köşe Yazarı
VEHBİ YAHŞİ
 

MECLİS’İN ANKARA’DA AÇILIŞINA DOĞRU

Mondros Ateşkes Anlaşması, I.Dünya Savaşı’ndan ayrılmamızı sağlayarak İtilaf Devletleri ile barış anlaşması yapılması sürecini başlattı. Bu süreçte görev süresi dolan meclisin yenilenmesi için yapılacak seçim kararını hükümetler bir türlü alamamakta idi.  Atatürk askerlikten istifa ettikten sonra,  Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’ni Sivas Kongresi’nde birleştirerek başına geçti. Ortaya çıkan siyasi hareketin lideri olarak meclis’in bir an önce açılması yönünde hükümetlere yaptığı baskı sonucunda seçim kararı iki yıl gecikmeli de olsa alınabildi. Atatürk için, seçim kararının alınarak seçimlerin yapılıp meclis’in açılacak olması ile problem bitmeyecekti. Çünkü meclis nerde açılmalı? Meselesi ortaya çıkmıştı. Şöyle ki, mütareke gereği barış anlaşmasının yapılmasına kadar İtilaf Devletleri ülkenin bazı yerlerinde ve İstanbul’da asker bulundurarak temsilcilikler açmıştı.  “Hıristiyan tebaanın hayati tehlikesi var” gerekçesi ile geçici de olsa Rum ve Ermeni tebaanın bulunduğu yerleri işgal edebileceklerdi. Dolayısı ile payitaht olan İstanbul’u işgal edebilirlerdi ve bu durumda da İstanbul’da açılacak olan meclis özgürce çalışma imkânını kaybedebilirdi.  Bu ihtimallerden dolayı meclis İstanbul’da değil,  Anadolu’da güvenli bir yerde açılmalı idi. Atatürk bu gerekçelerle meclisin Anadolu’da güvenli bir yerde açılması yönünde hükümeti ikna edemeyince seçimler sonucunda meclis, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da açıldı.  Atatürk’te Erzurum mebusu olarak, Müdafaa-i Hukuk Cemiyet’inden birçok arkadaşı ile birlikte meclise girdi. Meclis çalışmalarına başlayıp ilk iş olarak ülke sınırlarını belirleyen Misak-ı Milli kararlarını çıkardı. Fakat İstanbul 16 Mart 1920 tarihinde İtilaf Devletleri’nce mütareke gereği geçici de olsa işgal edilince meclis, 11 Nisan 1920’de çalışmalarına ara vererek kapandı. Atatürk, öngörüsünde haklı çıkmıştı. Yeniden meclisin nerede açılması konusu gündeme geldi. Atatürk’ün önerisi ile bu güvenli yerin Ankara olduğu kararlaştırıldı. Meclis başkanı Celalettin Arif Bey’in Ankara’ya gelip Atatürk ile birlikte bir bildiri yayınlanarak mebusların Ankara’da toplanması için çağrı yapıldı. Mebusların Ankara’ya gelmesinden sonra eksik mebuslarında bölgelerinden seçilmesi ile 23 Nisan 1920’de meclis Ankara’da TBMM adı ile açılarak ara verdiği çalışmalarına tekrar başladı. Böylece özgür çalışma imkânına kavuşan meclis, milli mücadele süreci kapsamında ilk iş olarak mütareke dışı, İtilaf Devletleri’nin himayesinde, Ege bölgesindeki Rum tebaaya soykırım iddialarını araştırmak gerekçesi ile İzmir’e çıkarılan sonra da işi işgale çeviren Yunanlılara karşı yaptığı seri savaşlarla onları Batı Anadolu’dan, ayrıca işgal ettikleri Doğu Trakya’dan da Mudanya Anlaşması ile çıkardı. İtilaf Devletleri’nden Fransızların işgali altında olan Gaziantep ve Adana illerini Fransızlarla yapılan Ankara anlaşması ile işgalden kurtardı. Daha öncede yine Fransız işgali altında olan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illeri Atatürk’ün organize ettiği Kuvayı Milliye önderliğinde ki halk direnişi ile işgalden kurtulmuştu. Böylece ülkede mütareke gereği olarak işgal altında sadece İstanbul kaldı.  Saltanatı hilafetten ayırdıktan sonra saltanatı da kaldırarak devlet başkanlığını seçimli ve süreli hale getirmenin yolunu açtı. Yani meşrutiyetten cumhuriyete geçişin zeminini hazırladı. İtilaf Devletleri ile Lozan’da barış anlaşmasını 24 Temmuz 1923’de imzalayarak I.Dünya Savaşının hesaplarını kapatıp tam bağımsızlığımızı ilan etti. Barış anlaşmasının imzalanmasından sonra İtilaf Devletleri 6 Ekim 1923’de İstanbul’u terk edince ülkede işgal altında herhangi bir yer kalmadı.  29 Ekim 1923’de de Cumhuriyeti ilan etti. Milli Mücadele’yi başlatıp yöneten TBMM’nin Ankara’da açılışının 102. Yıldönümü kutlu olsun.
Ekleme Tarihi: 22 Nisan 2022 - Cuma

MECLİS’İN ANKARA’DA AÇILIŞINA DOĞRU

Mondros Ateşkes Anlaşması, I.Dünya Savaşı’ndan ayrılmamızı sağlayarak İtilaf Devletleri ile barış anlaşması yapılması sürecini başlattı. Bu süreçte görev süresi dolan meclisin yenilenmesi için yapılacak seçim kararını hükümetler bir türlü alamamakta idi. 

Atatürk askerlikten istifa ettikten sonra,  Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’ni Sivas Kongresi’nde birleştirerek başına geçti. Ortaya çıkan siyasi hareketin lideri olarak meclis’in bir an önce açılması yönünde hükümetlere yaptığı baskı sonucunda seçim kararı iki yıl gecikmeli de olsa alınabildi. Atatürk için, seçim kararının alınarak seçimlerin yapılıp meclis’in açılacak olması ile problem bitmeyecekti. Çünkü meclis nerde açılmalı? Meselesi ortaya çıkmıştı.

Şöyle ki, mütareke gereği barış anlaşmasının yapılmasına kadar İtilaf Devletleri ülkenin bazı yerlerinde ve İstanbul’da asker bulundurarak temsilcilikler açmıştı.  “Hıristiyan tebaanın hayati tehlikesi var” gerekçesi ile geçici de olsa Rum ve Ermeni tebaanın bulunduğu yerleri işgal edebileceklerdi. Dolayısı ile payitaht olan İstanbul’u işgal edebilirlerdi ve bu durumda da İstanbul’da açılacak olan meclis özgürce çalışma imkânını kaybedebilirdi.  Bu ihtimallerden dolayı meclis İstanbul’da değil,  Anadolu’da güvenli bir yerde açılmalı idi.

Atatürk bu gerekçelerle meclisin Anadolu’da güvenli bir yerde açılması yönünde hükümeti ikna edemeyince seçimler sonucunda meclis, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da açıldı.  Atatürk’te Erzurum mebusu olarak, Müdafaa-i Hukuk Cemiyet’inden birçok arkadaşı ile birlikte meclise girdi.

Meclis çalışmalarına başlayıp ilk iş olarak ülke sınırlarını belirleyen Misak-ı Milli kararlarını çıkardı. Fakat İstanbul 16 Mart 1920 tarihinde İtilaf Devletleri’nce mütareke gereği geçici de olsa işgal edilince meclis, 11 Nisan 1920’de çalışmalarına ara vererek kapandı.

Atatürk, öngörüsünde haklı çıkmıştı. Yeniden meclisin nerede açılması konusu gündeme geldi. Atatürk’ün önerisi ile bu güvenli yerin Ankara olduğu kararlaştırıldı. Meclis başkanı Celalettin Arif Bey’in Ankara’ya gelip Atatürk ile birlikte bir bildiri yayınlanarak mebusların Ankara’da toplanması için çağrı yapıldı. Mebusların Ankara’ya gelmesinden sonra eksik mebuslarında bölgelerinden seçilmesi ile 23 Nisan 1920’de meclis Ankara’da TBMM adı ile açılarak ara verdiği çalışmalarına tekrar başladı.

Böylece özgür çalışma imkânına kavuşan meclis, milli mücadele süreci kapsamında ilk iş olarak mütareke dışı, İtilaf Devletleri’nin himayesinde, Ege bölgesindeki Rum tebaaya soykırım iddialarını araştırmak gerekçesi ile İzmir’e çıkarılan sonra da işi işgale çeviren Yunanlılara karşı yaptığı seri savaşlarla onları Batı Anadolu’dan, ayrıca işgal ettikleri Doğu Trakya’dan da Mudanya Anlaşması ile çıkardı.

İtilaf Devletleri’nden Fransızların işgali altında olan Gaziantep ve Adana illerini Fransızlarla yapılan Ankara anlaşması ile işgalden kurtardı. Daha öncede yine Fransız işgali altında olan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illeri Atatürk’ün organize ettiği Kuvayı Milliye önderliğinde ki halk direnişi ile işgalden kurtulmuştu. Böylece ülkede mütareke gereği olarak işgal altında sadece İstanbul kaldı. 

Saltanatı hilafetten ayırdıktan sonra saltanatı da kaldırarak devlet başkanlığını seçimli ve süreli hale getirmenin yolunu açtı. Yani meşrutiyetten cumhuriyete geçişin zeminini hazırladı. İtilaf Devletleri ile Lozan’da barış anlaşmasını 24 Temmuz 1923’de imzalayarak I.Dünya Savaşının hesaplarını kapatıp tam bağımsızlığımızı ilan etti. Barış anlaşmasının imzalanmasından sonra İtilaf Devletleri 6 Ekim 1923’de İstanbul’u terk edince ülkede işgal altında herhangi bir yer kalmadı.  29 Ekim 1923’de de Cumhuriyeti ilan etti.

Milli Mücadele’yi başlatıp yöneten TBMM’nin Ankara’da açılışının 102. Yıldönümü kutlu olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Havva Malone
(23.04.2022 16:18 - #159)
Hocam, hem günün önemini anlatan hem de bilgilendirici bir yazı olmuş elinize sağlık.
Vehbi YAHŞİ Teşekkür ederim. Sağlıklı günler dilerim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.