VEHBİ YAHŞİ
Köşe Yazarı
VEHBİ YAHŞİ
 

KONUT SORUNU

Özel sektörün ağırlıklı olduğu alanlarda arz ve talebe dayalı ihtiyaçların giderilmesinde ortaya çıkan enflasyon kaynaklı pahalılık probleminin çözümü için takip edilen yollardan biri de arzı artırmaktır. Bu durum ihtiyacı giderecek üretimin artırılması demek olduğu halde bazen çözüm olamamaktır. Çünkü enflasyon ortamı üretim artsa da pahalılığa sebep olmaya devam edecektir. Örneğin, ülkemizde özel sektörün yanında devletin de merkezi ve yerel yönetimleri ile birlikte satılık konut üretmesi sebebi ile hem konut fiyatlarının hem de konut kredi faizlerinin devamlı düşmesi gerektiği halde tam tersine yükselmektedir. Bu durumda konut sahibi olmanın orta gelir grubu için zorluğu ve düşük gelir grubu için de imkânsızlığı kiracılığa yönelişi artırmaktadır. Bu yöneliş enflasyonist ortamda kira fiyatlarında da anormal artışa sebep olmaktadır. Böylece konut ihtiyacı olanlar yüksek satılık konut fiyatlarından yüksek kiralık konut fiyatlarına doğru oluşan girdaptan çıkamamaktadırlar. Satılık konut arzını artırmakla sorun çözülemiyorsa geriye konut sahibi olma talebini azaltmaktan başka yol kalmamaktadır. Konut sahibi olmadan konuta talebi azaltmanın tek yolu kiralık konuta kolaylıkla erişimi sağlayabilmektir. Bu durumda konut sahibi olma talebi azalacak bu da satılık ve kiralık konut fiyatlarının ve konut kredi faizlerinin düşüşüne yol açacaktır. O halde kiralık konuta kolaylıkla erişim nasıl sağlanacaktır? Bunu sağlayabilecek olan devlettir. Şöyle ki; devletin bu noktada merkezi ve yerel yönetimleri ile satılık değil, kiralık konut üretimine geçmesi gerekmektedir. Çünkü madem hem özel sektörce hem de devlet tarafından üretilen satılık konutlara enflasyonist ortamda sahip olmak zorlaşmıştır, o halde devlet kolay erişilebilecek kiralık konut üretmelidir. Bunun için de ürettiği kiralık konutların aylık ücretlerinde tavan ücreti uygulamasına geçip ve bu sınırı da aylık ücretlerin yüzde25’ini geçmeyecek şekilde ayarlayıp buna göre kiraya vererek uygulamaya koyması gerekmektedir. İkinci olarak da ürettiği kiralık konutların arzı talebi karşılayacak oranda olması gerekmektedir. Bu durumda özel sektörün elindeki satılık ve kiralık konutlara talep azalacak dolayısı ile bunların fiyatlarında ve konut kredi faizlerinde düşüş başlayacaktır. Tekrar özel sektörün elindeki satılık ve kiralık konutlarda pahalılık problemi ortadan kalkınca, devlet bu sahadan yavaş yavaş çekilmelidir. Çünkü devletin görevi problemi ortadan kaldırıncaya kadar hem rekabet hem de denge unsuru olmaktır. Eğer devlet problem giderildiği halde sahada olmaya devam ederse o zaman hem devlet hem de özel sektör zarar görmeye başlar. Zaten devletçilik ilkesinin doğru uygulaması da budur. Yani rekabetsiz ortamda rakip olarak ortaya çıkmak, dengelerin oluştuğu zamanda da devreden çıkmaktır.  Demek ki içinden çıkılması zor, girdap oluşturmuş problemlerin çözümünde bu girdaptan ancak devlet devreye girer ise çıkılabilir.  Ayrıca devlet bu problemleri devreye girerek ortadan kaldırmaz ise bunlar süreç içinde toplumsal kaos ve patlamalara sebep olabilirler. Evet, çözümün ve çarenin bittiği yerde çözüm de çare de devlettir. İşte devletçilik ilkesinin önemi ve gereği de bu noktadadır.
Ekleme Tarihi: 22 Mayıs 2024 - Çarşamba

KONUT SORUNU

Özel sektörün ağırlıklı olduğu alanlarda arz ve talebe dayalı ihtiyaçların giderilmesinde ortaya çıkan enflasyon kaynaklı pahalılık probleminin çözümü için takip edilen yollardan biri de arzı artırmaktır. Bu durum ihtiyacı giderecek üretimin artırılması demek olduğu halde bazen çözüm olamamaktır. Çünkü enflasyon ortamı üretim artsa da pahalılığa sebep olmaya devam edecektir. Örneğin, ülkemizde özel sektörün yanında devletin de merkezi ve yerel yönetimleri ile birlikte satılık konut üretmesi sebebi ile hem konut fiyatlarının hem de konut kredi faizlerinin devamlı düşmesi gerektiği halde tam tersine yükselmektedir.

Bu durumda konut sahibi olmanın orta gelir grubu için zorluğu ve düşük gelir grubu için de imkânsızlığı kiracılığa yönelişi artırmaktadır. Bu yöneliş enflasyonist ortamda kira fiyatlarında da anormal artışa sebep olmaktadır. Böylece konut ihtiyacı olanlar yüksek satılık konut fiyatlarından yüksek kiralık konut fiyatlarına doğru oluşan girdaptan çıkamamaktadırlar.

Satılık konut arzını artırmakla sorun çözülemiyorsa geriye konut sahibi olma talebini azaltmaktan başka yol kalmamaktadır. Konut sahibi olmadan konuta talebi azaltmanın tek yolu kiralık konuta kolaylıkla erişimi sağlayabilmektir. Bu durumda konut sahibi olma talebi azalacak bu da satılık ve kiralık konut fiyatlarının ve konut kredi faizlerinin düşüşüne yol açacaktır.

O halde kiralık konuta kolaylıkla erişim nasıl sağlanacaktır? Bunu sağlayabilecek olan devlettir. Şöyle ki; devletin bu noktada merkezi ve yerel yönetimleri ile satılık değil, kiralık konut üretimine geçmesi gerekmektedir. Çünkü madem hem özel sektörce hem de devlet tarafından üretilen satılık konutlara enflasyonist ortamda sahip olmak zorlaşmıştır, o halde devlet kolay erişilebilecek kiralık konut üretmelidir. Bunun için de ürettiği kiralık konutların aylık ücretlerinde tavan ücreti uygulamasına geçip ve bu sınırı da aylık ücretlerin yüzde25’ini geçmeyecek şekilde ayarlayıp buna göre kiraya vererek uygulamaya koyması gerekmektedir. İkinci olarak da ürettiği kiralık konutların arzı talebi karşılayacak oranda olması gerekmektedir. Bu durumda özel sektörün elindeki satılık ve kiralık konutlara talep azalacak dolayısı ile bunların fiyatlarında ve konut kredi faizlerinde düşüş başlayacaktır.

Tekrar özel sektörün elindeki satılık ve kiralık konutlarda pahalılık problemi ortadan kalkınca, devlet bu sahadan yavaş yavaş çekilmelidir. Çünkü devletin görevi problemi ortadan kaldırıncaya kadar hem rekabet hem de denge unsuru olmaktır. Eğer devlet problem giderildiği halde sahada olmaya devam ederse o zaman hem devlet hem de özel sektör zarar görmeye başlar. Zaten devletçilik ilkesinin doğru uygulaması da budur. Yani rekabetsiz ortamda rakip olarak ortaya çıkmak, dengelerin oluştuğu zamanda da devreden çıkmaktır. 

Demek ki içinden çıkılması zor, girdap oluşturmuş problemlerin çözümünde bu girdaptan ancak devlet devreye girer ise çıkılabilir.  Ayrıca devlet bu problemleri devreye girerek ortadan kaldırmaz ise bunlar süreç içinde toplumsal kaos ve patlamalara sebep olabilirler.

Evet, çözümün ve çarenin bittiği yerde çözüm de çare de devlettir. İşte devletçilik ilkesinin önemi ve gereği de bu noktadadır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Siyami yılmaz
(22.05.2024 23:52 - #176)
Katılıyorum
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.