Prof. Dr. Melih Bulut
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Melih Bulut
 

Yeni Parti Türkiye için bir fırsat!

Yeni Parti Türkiye ve hatta dünya için bir fırsat ve bu konuda örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir tek butlancılar ve destekçileri için bu fırsat kapısı kapalı. Onların bir kısmı topluma ihanet içinde olduklarından zaten fırsattan yararlanamayacaklar. Bir kısmı da olanı biteni tam kavrayamadıkları için, her şeyin eski düzende devam edeceğini sandıkları için fırsatı değerlendiremeyecekler ve hızla tasfiye olacaklar. Kurulduğu anda TBMM’de ana muhalefet partisi haline gelen, belediyelerde de çoğunluğu sağlayacağı aşikar olan Yeni Parti, haklı olarak, çok çeşitli yönleriyle tartışılıyor. Programı, tüzüğü, kurucuları ve önde gelen insanları mercek altına alınıyor, politikalarının ne olması gerektiği, başarı ve sonuçta iktidar şansı çok yönlü değerlendiriliyor. Kanımca tüm bu tartışmalarda gözden kaçan çıplak bir gerçek var; o da Yeni Parti’nin Türkiye ve dünya için çok önemli bir fırsat olduğu. 21 Mayıs 2026’da verilen mutlak butlan kararından sonra 19 Mart’tan itibaren iyice politize olmuş toplum lider olarak Özgür Özel’i benimseyince “Halkın Demokratik Cumhuriyet Hareketi” başladı. Türkiye’nin dört bir yanında Özel’in gördüğü alaka, bana göre,  çok farklı bir toplumsal gerçeklikle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor. Özel Yeni Parti’yi kurdu ve her yeni kurulan parti gibi bize yenileşme vaat ediyor. Parti kurucuları, doğru bir yaklaşımla, eski CHP milletvekillerinden oluştu ama Özel partiyi kurduranın halkın kendisi olduğunu her fırsatta ifade ediyor. Doğrudan halkın demokratik hareketlenmesinden gücünü alan bir siyasi oluşum çok anlamlı ve bu Özel ve Yeni Parti için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı ne kadar iyi kullanıp kullanamayacakları kendilerinin ve ülkenin, hatta bölgenin, kıtanın kaderini derin şekilde etkileyecektir. Umarım umudumuzu boşa çıkartmazlar. Milletçe yaşadığımız sorunların nedeni siyaset ve çözüm de siyaset ile gelecek. Artık herkes bunu görüyor. Siyasetin lider veya delege sultasından çıkarılması ve katılımcı, daha demokratik bir zemine oturtulması Siyasi Partiler Kanunu’ndan başlayarak bir dizi yasal düzenlemeyi gerektiriyor. Halkın bu konudaki taleplerinin son derece bariz olması siyasete Yeni Parti’nin dahil olmasıyla özlenen değişim açısından eşsiz bir fırsat sunuyor. Mevcut siyasi yapı bunun ne kadar farkında ve bu konuda ne kadar istekli olacak bilemiyoruz ama bu yüksek talep görmezden gelinirse halkın onlara ağır bir fatura keseceği çok belli. Ekonomide uçurumun kenarındayız, faizler hızla sürdürülemez bir noktaya geliyor. Üç yıldır çekilen eziyete rağmen enflasyon bir türlü düşmüyor. Tüm sektörler kan ağlıyor. Tercihleriyle Türkiye’yi bu duruma getiren iktidarın mevcut sorunları çözebileceğine artık kimse inanmıyor. Halbuki lojistikten üretime her alanın yeniden tanımlandığı, yapay zeka ve dijitalleşmenin eşsiz fırsatlar yarattığı bir zaman dilimi bu. Yeni Parti toplumdaki olumlu havayı arttırarak sürdürür ve iktidar olursa her çeşit kaynağa ulaşmak çok daha kolay hale gelebilir, ekonomi rahat nefes alabilir. İşveren, işçi, beyaz veya mavi yakalı olup üretmek, dünyayla yarışmak isteyen herkes için bu bir fırsattır. Gıda enflasyonunda dünyada başa güreşirken köylünün ve çiftçinin perişan olduğu bir durum içerisindeyiz. Hayvancılık can çekişiyor. Her türlü tarım, ziraat ve hayvancılıkla uğraşanlar ve yanlış politikaların bedelini ödeyen biz tüketiciler için Yeni Parti bir fırsat. Özellikle Sencer Solakoğlu gibi bu alanda örnek bir başarı hikayesi yazmış ve konuya tüm yönleriyle hakim bir kişinin partinin tarım politikalarından sorumlu olması büyük bir kazanç. Dilerim tüm alanlarda böyle liyakatli insanlar bir adım öne çıkar, siyasete dahil olur. Birikimlerini Türkiye’nin sorunlarını göğüslemek amacıyla kullanmak isteyenler; Yeni Parti sizler için bir fırsat! Mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşananlar temsili demokrasinin tıkanıklığının yanı sıra iktidarın ve çeşitli siyasi aktörlerin meşruiyet krizini derinleştirdi. Yeni Parti ile girdiğimiz siyasi iklim bu önemli sorunların üstesinden gelmek için de bir fırsat. Örneğin uzun yıllar CHP veya ondan çıkmış partilerde bulunmuş Seyit Torun, Bülent Tezcan, Tekin Bingöl, Mustafa Sarıgül, Tuncay Özkan, Muharrem İnce gibi öyle ya da böyle bu dönemlerdeki başarısızlıklar için ciddi sorumluluk taşıyan kronik siyasetçiler için onurlu bir çıkış açısından da Yeni Parti bir şans. Partiye bu akut dönemde destek olarak adeta ağabeylik yapmak ve liyakatli insanların önünü açacak şekilde herhangi bir pozisyona aday olmamak onları değerli kılacaktır. Bunun aksine yine bir şeyler olmak peşinde koşmalarını hiç tavsiye etmem, şimdilerde siyasi eleme mekanizması çok acımasız çalışıyor, günü iyi okuyamayan hemen tarihin çöplüğüne havale ediliyor. Yeni Parti iktidar için de bir şans. Yeni Partinin programına baktığınızda özgürlükler açısından AKP’nin kuruluş ve ilk icraat yıllarındaki vaatlerinden çok da farklı değil. Yani AKP için de Yeni Parti özüne dönmeyi düşünmek için bir fırsat. Şu anda AK Parti değil, onun koruyucu şemsiyesi altındaki bürokrasi iktidardır. Partinin sivil alanda sadece bir menfaat birliğine dönüşerek bürokrasinin tahakkümü altına girmesi bugünkü işlevsizliğini ortaya çıkardı. Aşırı merkeziyetçi tek adam yaklaşımının izlerini en küçük bir memurun işlem yapış tarzında, en basit yönetmeliklerde bile görmek mümkün. Bugün AKP siyaset üretemeyen, dolayısıyla ülkenin yakıcı sorunlarına çözüm geliştiremeyen, geleceğini yargı bürokrasisine teslim etmiş bir siyasi oluşumdur. Yeni siyasi denklem onları belediye başkanlarını cezalandırma veya transfer sıkışmışlığından pekala kurtarabilir. Yeni Parti’nin kimlik siyasetiyle pek bir ilgisinin olmayacağı gün gibi aşikar. Sadece Özgür Özel’in değil, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın bu konuyu aşmış siyasetçiler olduğuna şüphe yok. Zaten 2024 yerel seçim zaferinin altındaki temel dinamikte bu. Bilhassa demokrat Kürtler, muhafazakârlar, milliyetçiler için Türkiye’nin tekrar ana gövde bir partisinde siyaset yapma fırsatının doğmasını çok önemli buluyorum. Sadece kimlik siyasetine dayalı partilerin bugüne kadar gösterdikleri performans ortada ve yeni seçmenlerin onların arkasında durmayacağı belli. Yeni Parti bu unsurları bünyesine katmayı başarırsa bu herkes için muazzam fayda sağlayacak ve ötekileştirme sorununu aşmamızı da kolaylaştıracaktır. Yeni Partinin hazine yardımı alamayacak olması ise hem kendisi hem de siyasi sistem açısından bir fırsat. Bu yardım adeta afyon gibidir ve partiyi özellikle halkın denetiminden, aktif katkısından koparır. Geçmişte Kılıçdaroğlu’nun veciz şekilde ifade ettiği üzere seçimde tıpış tıpış oy kullanan robotlara indirgenir seçmen. Üstelik, devletten eksik kalan desteği inşaatçılar, menfaatçiler ve siyaset esnafı tamamlar ve partinin tüm kararlarında belirleyici onlar olur. Sonuçta bugün yaşadığımız derin temsil ve yönetim krizi kaçınılmaz hale gelir. Şimdi Yeni Parti’nin ve bizlerin, sistemin önünde bir fırsat var, bu durumu kalıcı hale getirmeli “Siyasi Etik Yasası”nın bir an önce çıkması için ağırlık koymalıyız. Böylece siyaseti doğrudan biz, halk finanse eder; halk, biz kontrol ederiz ve onu boyunduruklardan kurtararak temsili demokrasiyi daha akılcı temellere oturtabiliriz. Yeni Parti’nin evrensel değerlere ve bu değerleri somutlaştıran kurum ve yapılanmalara vurgu yapması bölgemiz ve dünya için önemli. “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” şiarına sonuna kadar sahip çıkacağına hiç şüphemiz olmaması sadece komşularımız için değil Birleşmiş Milletler ilkelerine inanan her devlet ve yönetim için kıymetli. AKP’nin yarattığı ekonomik açıdan dengesiz, toplumsal açıdan bölünmüş, hukuk sistemine güvenin zedelendiği bir toplumun ne kendisine ne de dünyaya bir faydası olmaz. Türkiye’ye çok kısa vadeli çıkar hesaplarıyla bakan sözde müttefiklerimiz açısından mevcut iktidar şu anda onların işine gelebilir. Ama ekonomik ve sosyal açıdan sorunlu bir Türkiye ne kadar güçlü olabilir, bölge ve dünya barışına ne kadar katkı sağlayabilir? Tersine Yeni Parti hedeflediği gibi Türkiye’yi demokratikleştirebilir ve normalleştirebilirse Avrupa Birliği başta olmak üzere evrensel değerleri savunduğunu iddia eden her kurum ve yapı için fırsat teşkil edecektir. Görüldüğü üzere Yeni Parti Türkiye ve hatta dünya için bir fırsat ve bu konuda örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir tek butlancılar ve destekçileri için bu fırsat kapısı kapalı. Onların bir kısmı topluma ihanet içinde olduklarından zaten fırsattan yararlanamayacaklar. Bir kısmı da olanı biteni tam kavrayamadıkları için, her şeyin eski düzende devam edeceğini sandıkları için fırsatı değerlendiremeyecekler ve hızla tasfiye olacaklar. Dünya çok hızlı ve sert bir dönüşüm döneminden geçiyor. Ağır krizlerle seyreden bu süreci maalesef ülkemiz çok zor şartlarda karşılıyor. Bunda mevcut siyasi sistemin, partilerin, kadroların ciddi payı var. Halbuki Tarım Devrimi'nin gerçekleştiği, demokratik siyasetin yeşerdiği bu topraklar çok büyük potansiyele sahip. Öyle ki gençlerimizin, kadınlarımızın ve liyakatli insanlarımızın önünü açacak bir siyasi anlayış ve yapılanmayla içinden geçmekte olduğumuz Bilim Devrimi çağına damgamızı vurabiliriz. Ayrıca geçmişten gelen birikimlerimiz, kültürümüzle insanlığın aşırı derecede ihtiyaç duyduğu Yeni Bir Medeniyet İnşasına eşsiz katkılar sunabiliriz. Bunun için siyasette değişim şart. Yeni partiyi siyasette değişimi başlatabilecek, gerçekleştirebilecek fırsata sahip bir oluşum olarak görüyor ve bu nedenle kişisel olarak elimden geldiğince destekleyeceğimi belirtmek istiyorum.
Ekleme Tarihi: 05 Ağustos 2026 -Çarşamba

Yeni Parti Türkiye için bir fırsat!

Yeni Parti Türkiye ve hatta dünya için bir fırsat ve bu konuda örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir tek butlancılar ve destekçileri için bu fırsat kapısı kapalı. Onların bir kısmı topluma ihanet içinde olduklarından zaten fırsattan yararlanamayacaklar. Bir kısmı da olanı biteni tam kavrayamadıkları için, her şeyin eski düzende devam edeceğini sandıkları için fırsatı değerlendiremeyecekler ve hızla tasfiye olacaklar.

Kurulduğu anda TBMM’de ana muhalefet partisi haline gelen, belediyelerde de çoğunluğu sağlayacağı aşikar olan Yeni Parti, haklı olarak, çok çeşitli yönleriyle tartışılıyor. Programı, tüzüğü, kurucuları ve önde gelen insanları mercek altına alınıyor, politikalarının ne olması gerektiği, başarı ve sonuçta iktidar şansı çok yönlü değerlendiriliyor. Kanımca tüm bu tartışmalarda gözden kaçan çıplak bir gerçek var; o da Yeni Parti’nin Türkiye ve dünya için çok önemli bir fırsat olduğu.

21 Mayıs 2026’da verilen mutlak butlan kararından sonra 19 Mart’tan itibaren iyice politize olmuş toplum lider olarak Özgür Özel’i benimseyince “Halkın Demokratik Cumhuriyet Hareketi” başladı. Türkiye’nin dört bir yanında Özel’in gördüğü alaka, bana göre,  çok farklı bir toplumsal gerçeklikle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor. Özel Yeni Parti’yi kurdu ve her yeni kurulan parti gibi bize yenileşme vaat ediyor. Parti kurucuları, doğru bir yaklaşımla, eski CHP milletvekillerinden oluştu ama Özel partiyi kurduranın halkın kendisi olduğunu her fırsatta ifade ediyor. Doğrudan halkın demokratik hareketlenmesinden gücünü alan bir siyasi oluşum çok anlamlı ve bu Özel ve Yeni Parti için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı ne kadar iyi kullanıp kullanamayacakları kendilerinin ve ülkenin, hatta bölgenin, kıtanın kaderini derin şekilde etkileyecektir. Umarım umudumuzu boşa çıkartmazlar.

Milletçe yaşadığımız sorunların nedeni siyaset ve çözüm de siyaset ile gelecek. Artık herkes bunu görüyor. Siyasetin lider veya delege sultasından çıkarılması ve katılımcı, daha demokratik bir zemine oturtulması Siyasi Partiler Kanunu’ndan başlayarak bir dizi yasal düzenlemeyi gerektiriyor. Halkın bu konudaki taleplerinin son derece bariz olması siyasete Yeni Parti’nin dahil olmasıyla özlenen değişim açısından eşsiz bir fırsat sunuyor. Mevcut siyasi yapı bunun ne kadar farkında ve bu konuda ne kadar istekli olacak bilemiyoruz ama bu yüksek talep görmezden gelinirse halkın onlara ağır bir fatura keseceği çok belli.

Ekonomide uçurumun kenarındayız, faizler hızla sürdürülemez bir noktaya geliyor. Üç yıldır çekilen eziyete rağmen enflasyon bir türlü düşmüyor. Tüm sektörler kan ağlıyor. Tercihleriyle Türkiye’yi bu duruma getiren iktidarın mevcut sorunları çözebileceğine artık kimse inanmıyor. Halbuki lojistikten üretime her alanın yeniden tanımlandığı, yapay zeka ve dijitalleşmenin eşsiz fırsatlar yarattığı bir zaman dilimi bu. Yeni Parti toplumdaki olumlu havayı arttırarak sürdürür ve iktidar olursa her çeşit kaynağa ulaşmak çok daha kolay hale gelebilir, ekonomi rahat nefes alabilir. İşveren, işçi, beyaz veya mavi yakalı olup üretmek, dünyayla yarışmak isteyen herkes için bu bir fırsattır.

Gıda enflasyonunda dünyada başa güreşirken köylünün ve çiftçinin perişan olduğu bir durum içerisindeyiz. Hayvancılık can çekişiyor. Her türlü tarım, ziraat ve hayvancılıkla uğraşanlar ve yanlış politikaların bedelini ödeyen biz tüketiciler için Yeni Parti bir fırsat. Özellikle Sencer Solakoğlu gibi bu alanda örnek bir başarı hikayesi yazmış ve konuya tüm yönleriyle hakim bir kişinin partinin tarım politikalarından sorumlu olması büyük bir kazanç. Dilerim tüm alanlarda böyle liyakatli insanlar bir adım öne çıkar, siyasete dahil olur. Birikimlerini Türkiye’nin sorunlarını göğüslemek amacıyla kullanmak isteyenler; Yeni Parti sizler için bir fırsat!

Mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşananlar temsili demokrasinin tıkanıklığının yanı sıra iktidarın ve çeşitli siyasi aktörlerin meşruiyet krizini derinleştirdi. Yeni Parti ile girdiğimiz siyasi iklim bu önemli sorunların üstesinden gelmek için de bir fırsat. Örneğin uzun yıllar CHP veya ondan çıkmış partilerde bulunmuş Seyit Torun, Bülent Tezcan, Tekin Bingöl, Mustafa Sarıgül, Tuncay Özkan, Muharrem İnce gibi öyle ya da böyle bu dönemlerdeki başarısızlıklar için ciddi sorumluluk taşıyan kronik siyasetçiler için onurlu bir çıkış açısından da Yeni Parti bir şans. Partiye bu akut dönemde destek olarak adeta ağabeylik yapmak ve liyakatli insanların önünü açacak şekilde herhangi bir pozisyona aday olmamak onları değerli kılacaktır. Bunun aksine yine bir şeyler olmak peşinde koşmalarını hiç tavsiye etmem, şimdilerde siyasi eleme mekanizması çok acımasız çalışıyor, günü iyi okuyamayan hemen tarihin çöplüğüne havale ediliyor.

Yeni Parti iktidar için de bir şans. Yeni Partinin programına baktığınızda özgürlükler açısından AKP’nin kuruluş ve ilk icraat yıllarındaki vaatlerinden çok da farklı değil. Yani AKP için de Yeni Parti özüne dönmeyi düşünmek için bir fırsat. Şu anda AK Parti değil, onun koruyucu şemsiyesi altındaki bürokrasi iktidardır. Partinin sivil alanda sadece bir menfaat birliğine dönüşerek bürokrasinin tahakkümü altına girmesi bugünkü işlevsizliğini ortaya çıkardı. Aşırı merkeziyetçi tek adam yaklaşımının izlerini en küçük bir memurun işlem yapış tarzında, en basit yönetmeliklerde bile görmek mümkün. Bugün AKP siyaset üretemeyen, dolayısıyla ülkenin yakıcı sorunlarına çözüm geliştiremeyen, geleceğini yargı bürokrasisine teslim etmiş bir siyasi oluşumdur. Yeni siyasi denklem onları belediye başkanlarını cezalandırma veya transfer sıkışmışlığından pekala kurtarabilir.

Yeni Parti’nin kimlik siyasetiyle pek bir ilgisinin olmayacağı gün gibi aşikar. Sadece Özgür Özel’in değil, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın bu konuyu aşmış siyasetçiler olduğuna şüphe yok. Zaten 2024 yerel seçim zaferinin altındaki temel dinamikte bu. Bilhassa demokrat Kürtler, muhafazakârlar, milliyetçiler için Türkiye’nin tekrar ana gövde bir partisinde siyaset yapma fırsatının doğmasını çok önemli buluyorum. Sadece kimlik siyasetine dayalı partilerin bugüne kadar gösterdikleri performans ortada ve yeni seçmenlerin onların arkasında durmayacağı belli. Yeni Parti bu unsurları bünyesine katmayı başarırsa bu herkes için muazzam fayda sağlayacak ve ötekileştirme sorununu aşmamızı da kolaylaştıracaktır.

Yeni Partinin hazine yardımı alamayacak olması ise hem kendisi hem de siyasi sistem açısından bir fırsat. Bu yardım adeta afyon gibidir ve partiyi özellikle halkın denetiminden, aktif katkısından koparır. Geçmişte Kılıçdaroğlu’nun veciz şekilde ifade ettiği üzere seçimde tıpış tıpış oy kullanan robotlara indirgenir seçmen. Üstelik, devletten eksik kalan desteği inşaatçılar, menfaatçiler ve siyaset esnafı tamamlar ve partinin tüm kararlarında belirleyici onlar olur. Sonuçta bugün yaşadığımız derin temsil ve yönetim krizi kaçınılmaz hale gelir. Şimdi Yeni Parti’nin ve bizlerin, sistemin önünde bir fırsat var, bu durumu kalıcı hale getirmeli “Siyasi Etik Yasası”nın bir an önce çıkması için ağırlık koymalıyız. Böylece siyaseti doğrudan biz, halk finanse eder; halk, biz kontrol ederiz ve onu boyunduruklardan kurtararak temsili demokrasiyi daha akılcı temellere oturtabiliriz.

Yeni Parti’nin evrensel değerlere ve bu değerleri somutlaştıran kurum ve yapılanmalara vurgu yapması bölgemiz ve dünya için önemli. “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” şiarına sonuna kadar sahip çıkacağına hiç şüphemiz olmaması sadece komşularımız için değil Birleşmiş Milletler ilkelerine inanan her devlet ve yönetim için kıymetli. AKP’nin yarattığı ekonomik açıdan dengesiz, toplumsal açıdan bölünmüş, hukuk sistemine güvenin zedelendiği bir toplumun ne kendisine ne de dünyaya bir faydası olmaz. Türkiye’ye çok kısa vadeli çıkar hesaplarıyla bakan sözde müttefiklerimiz açısından mevcut iktidar şu anda onların işine gelebilir. Ama ekonomik ve sosyal açıdan sorunlu bir Türkiye ne kadar güçlü olabilir, bölge ve dünya barışına ne kadar katkı sağlayabilir? Tersine Yeni Parti hedeflediği gibi Türkiye’yi demokratikleştirebilir ve normalleştirebilirse Avrupa Birliği başta olmak üzere evrensel değerleri savunduğunu iddia eden her kurum ve yapı için fırsat teşkil edecektir.

Görüldüğü üzere Yeni Parti Türkiye ve hatta dünya için bir fırsat ve bu konuda örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir tek butlancılar ve destekçileri için bu fırsat kapısı kapalı. Onların bir kısmı topluma ihanet içinde olduklarından zaten fırsattan yararlanamayacaklar. Bir kısmı da olanı biteni tam kavrayamadıkları için, her şeyin eski düzende devam edeceğini sandıkları için fırsatı değerlendiremeyecekler ve hızla tasfiye olacaklar.

Dünya çok hızlı ve sert bir dönüşüm döneminden geçiyor. Ağır krizlerle seyreden bu süreci maalesef ülkemiz çok zor şartlarda karşılıyor. Bunda mevcut siyasi sistemin, partilerin, kadroların ciddi payı var. Halbuki Tarım Devrimi'nin gerçekleştiği, demokratik siyasetin yeşerdiği bu topraklar çok büyük potansiyele sahip. Öyle ki gençlerimizin, kadınlarımızın ve liyakatli insanlarımızın önünü açacak bir siyasi anlayış ve yapılanmayla içinden geçmekte olduğumuz Bilim Devrimi çağına damgamızı vurabiliriz. Ayrıca geçmişten gelen birikimlerimiz, kültürümüzle insanlığın aşırı derecede ihtiyaç duyduğu Yeni Bir Medeniyet İnşasına eşsiz katkılar sunabiliriz. Bunun için siyasette değişim şart. Yeni partiyi siyasette değişimi başlatabilecek, gerçekleştirebilecek fırsata sahip bir oluşum olarak görüyor ve bu nedenle kişisel olarak elimden geldiğince destekleyeceğimi belirtmek istiyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.