YAZI YAZMA HELAYA BAŞIN GİRER BELAYA

Siyaset 08.09.2026 - 07:37, Güncelleme: 08.09.2026 - 08:00
 

YAZI YAZMA HELAYA BAŞIN GİRER BELAYA

KOCAELİ HABERİ - Cengiz Yucak
3 Kasım 2002 genel seçimlerinde Ak Parti iktidar geldiğinde dünyaya gelen çocuklar bugün 24 yaşında kocaman genç oldular. Bu gençler şimdi kendilerine “Ak Partiden önce bu ülkede buzdolabı ve çamaşır makinesi bile yoktu” dediklerinde inanabiliyorlar. Çünkü o dönemi yaşamadılar.. Gerçi yaşayanlardan da, siyasi veya maddi çıkarına denk geldiği için inanır gibi gözükenler de oluyor ya hadi neyse biz yine eski Türkiye’den devam edelim.. İnsanlar yaradılış fıtratları gereği düşünen, konuşan ve yazan canlı varlıklardır.. Bu dün de öyleydi, bugün de öyle ve yarın da böyle olacak.. Taş devrinde meramlarını taşlara kazanlar, kağıt icat edildikten sonra kağıtlara rahat rahat yazar oldular. Lakin rahatlık bir şarta bağlı idi; Yönetimi ve yönetenleri eleştirmeyeceksin.. Yönetimi ve yönetenleri eleştirmenin yasaklandığı ve cezalandırıldığı yıllarda, düşündüğünü konuşmak isteyenler korsan mitingler yaparak bunu gerçekleştirirken, yazmak isteyenlerin tercihleri ise ev ve iş yerleri ile okulların bahçe duvarları oluyordu. Beyaz kireç boyalı duvarlarda öyle bir dikkat çekiyordu ki; solcuların kırmızı boya ile yazdıkları “TEK YOL DEVRİM” ve de sağcıların yazdıkları “KOMÜNİSTLER MOSKOVA’YA” sloganları.. Ve bir de sendikaların iş ekmek özgürlük sloganları ile boş kalmazdı o duvarlar.. Ve tabi ki anında ya Devlet Kurumları harekete geçerek önce yazıları sildirtir ve akabinde yazanların kim olduğuna dair tahkikat başlatılırdı. O zamanlar henüz şimdiki gibi her sokak mobese kameraları ile donatılmadığı için genelde tespit edemezlerdi kimin yazdığı. Daha doğrusu bilirlerdi de, ispat edilemezdi. Yasaklanan düşündüklerini yazmak isteyenlerin bir diğer tercihleri ise hela yani tuvaletlerdi.. Hacetlerini gidermek için helaya girenler hemen cebindeki kalemi ile kendi düşüncesini duvara ya “FAŞİZME GEÇİT YOK” ya “TANRI TÜRKÜ KORUSUN” diye yazarlardı.. Ve hatta aşkını içine atanların bile hela duvarına “SENİ SEVİYORUM LEYLA” diye yazdıkları olurdu.. Belediyelerin mahalle tuvaletleri, cami ve okul tuvaletleri ile yol güzergâhlarındaki konaklama tesislerinin tuvalet duvarların bu tür yazılarla kirletilmesi ile baş edemeyen sorumlular ise tuvaletin iç kapı camına “YAZI YAZMA HELAYA BAŞIN GİRER BELAYA” yazılı kağıtları bantla yapıştırarak uyarırlardı. Yeni Türkiye’de artık ev, iş yeri ve bahçe duvarlarına pek yazı yazılmıyor. Hele hele tuvalet duvarlarına hiç yazılmıyor.. Çünkü artık hem tuvalet duvarları boydan boya fayansla kaplı yani yazılan da anında silinebiliyor ve hem de sosyal medya var.. Şimdi insanlar hela duvarları yerine facebook, instagram, x, tiktok ve diğer sosyal medyalardaki duvarlarına yazıyorlar her türlü meramlarını.. Yönetim ve yönetenler tarafından kanunlarla yasaklanan dozdaki eleştirilerini ise sahte isim ile açtıkları sosyal medya duvarlarından paylaşıyorlar.. Ne yapsınlar tepelerinde sallanan “Kamu yetkilisine Hakaret” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve bir de “Yalan Bilgiyi Alenen Yayma” şeklindeki can yakıcı ve özgürlük kısıtlayıcı üç suç maddesi var.. Neyse biz şimdi bu üç maddeye takılmadan bu yazımızı iki dörtlük ile neticelendirelim; Herkes herkesi takipte Kimin paylaşımı ne tipte Beğenirlerse çok çok ala Yoksa akıbetin muamma Yazmazsan çatlarsın Yazarsan patlarsın Sivriysen yerin kara liste Anca soluklanırsın hapiste
KOCAELİ HABERİ - Cengiz Yucak

3 Kasım 2002 genel seçimlerinde Ak Parti iktidar geldiğinde dünyaya gelen çocuklar bugün 24 yaşında kocaman genç oldular. Bu gençler şimdi kendilerine “Ak Partiden önce bu ülkede buzdolabı ve çamaşır makinesi bile yoktu” dediklerinde inanabiliyorlar.

Çünkü o dönemi yaşamadılar..
Gerçi yaşayanlardan da, siyasi veya maddi çıkarına denk geldiği için inanır gibi gözükenler de oluyor ya hadi neyse biz yine eski Türkiye’den devam edelim..

İnsanlar yaradılış fıtratları gereği düşünen, konuşan ve yazan canlı varlıklardır..
Bu dün de öyleydi, bugün de öyle ve yarın da böyle olacak..

Taş devrinde meramlarını taşlara kazanlar, kağıt icat edildikten sonra kağıtlara rahat rahat yazar oldular. Lakin rahatlık bir şarta bağlı idi;
Yönetimi ve yönetenleri eleştirmeyeceksin..

Yönetimi ve yönetenleri eleştirmenin yasaklandığı ve cezalandırıldığı yıllarda, düşündüğünü konuşmak isteyenler korsan mitingler yaparak bunu gerçekleştirirken, yazmak isteyenlerin tercihleri ise ev ve iş yerleri ile okulların bahçe duvarları oluyordu.

Beyaz kireç boyalı duvarlarda öyle bir dikkat çekiyordu ki; solcuların kırmızı boya ile yazdıkları “TEK YOL DEVRİM” ve de sağcıların yazdıkları “KOMÜNİSTLER MOSKOVA’YA” sloganları..
Ve bir de sendikaların iş ekmek özgürlük sloganları ile boş kalmazdı o duvarlar..

Ve tabi ki anında ya Devlet Kurumları harekete geçerek önce yazıları sildirtir ve akabinde yazanların kim olduğuna dair tahkikat başlatılırdı.
O zamanlar henüz şimdiki gibi her sokak mobese kameraları ile donatılmadığı için genelde tespit edemezlerdi kimin yazdığı.
Daha doğrusu bilirlerdi de, ispat edilemezdi.

Yasaklanan düşündüklerini yazmak isteyenlerin bir diğer tercihleri ise hela yani tuvaletlerdi..
Hacetlerini gidermek için helaya girenler hemen cebindeki kalemi ile kendi düşüncesini duvara ya “FAŞİZME GEÇİT YOK” ya “TANRI TÜRKÜ KORUSUN” diye yazarlardı..
Ve hatta aşkını içine atanların bile hela duvarına “SENİ SEVİYORUM LEYLA” diye yazdıkları olurdu..

Belediyelerin mahalle tuvaletleri, cami ve okul tuvaletleri ile yol güzergâhlarındaki konaklama tesislerinin tuvalet duvarların bu tür yazılarla kirletilmesi ile baş edemeyen sorumlular ise tuvaletin iç kapı camına “YAZI YAZMA HELAYA BAŞIN GİRER BELAYA” yazılı kağıtları bantla yapıştırarak uyarırlardı.

Yeni Türkiye’de artık ev, iş yeri ve bahçe duvarlarına pek yazı yazılmıyor.
Hele hele tuvalet duvarlarına hiç yazılmıyor..
Çünkü artık hem tuvalet duvarları boydan boya fayansla kaplı yani yazılan da anında silinebiliyor ve hem de sosyal medya var..
Şimdi insanlar hela duvarları yerine facebook, instagram, x, tiktok ve diğer sosyal medyalardaki duvarlarına yazıyorlar her türlü meramlarını..

Yönetim ve yönetenler tarafından kanunlarla yasaklanan dozdaki eleştirilerini ise sahte isim ile açtıkları sosyal medya duvarlarından paylaşıyorlar..
Ne yapsınlar tepelerinde sallanan “Kamu yetkilisine Hakaret” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve bir de “Yalan Bilgiyi Alenen Yayma” şeklindeki can yakıcı ve özgürlük kısıtlayıcı üç suç maddesi var..

Neyse biz şimdi bu üç maddeye takılmadan bu yazımızı iki dörtlük ile neticelendirelim;

Herkes herkesi takipte
Kimin paylaşımı ne tipte
Beğenirlerse çok çok ala
Yoksa akıbetin muamma

Yazmazsan çatlarsın
Yazarsan patlarsın
Sivriysen yerin kara liste
Anca soluklanırsın hapiste

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.