14 YILDA KOCAELİ VE GEBZE’DE NELER DEĞİŞTİ?

Güncel 06.09.2026 - 13:49, Güncelleme: 06.09.2026 - 14:48
 

14 YILDA KOCAELİ VE GEBZE’DE NELER DEĞİŞTİ?

KOCAELİ HABERİ - Cengiz Yucak
Aralarında dönemin Ak Parti Gebze Belediye Meclis üyeleri İsmail Keskin ve Av. Resul Tat ile Ak Parti Çayırova Belediye Meclis üyesi Ragıp Yörük, Ak Parti Körfez Belediye Meclsi üyesi Ali Haymanalı ve CHP İzmit Belediye Meclsi üyesi Av. Fahri Örengül'ün de olduğu Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi Çevre ve Hukuk Komisyonu üyelerinin ortaklaşa hazırlamış oldukları "KOCAELİ ÇEVRE RAPORU" 19 Mart 2012 tarihinde bana  şu notla gönderilmişti; "Cengiz Bey; Kocaelinin çevre sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin çevre ve hukuk komisyonu ortak komisyon raporunu ekte gönderiyoruz. Gelecek kuşaklara temiz bir çevre ,yaşanabilir bir kent bırakmak için bu çalışmaların kamuoyu ile paylaşılması ve takipçisi olunması önem arz etmektedir."  O gün için haberleştirdiğim bu raporda yer alan tespitlerin bir kısmının bugün halen geçerliliğini koruyor ve başta Dilovası olmak üzere bir kısmının da halen sorun olarak devam ediyor olması beni hayretlere düşürdü. Öte yandan bu raporu hazırlayan Çevre ve Hukuk Komisyonlarında yer alan belediye meclis üyelerinin bu çalışmalarını tekrar takdire değer bulurken, "bugünkü meclis üyeleri, yaşadıkları kentin çevresel sorunları ile ilgili olarak ne zaman böyle bir çalışmaya imza atarak raporalaştıracaklar" diye de merak ettik.. "Kocaeli'ye faydası olur" umuduyla bugünkü yöneticilerimizin dikkatine diye, 2009-2014 dönemi meclis üylerinin hazırladığı o raporu aynen yayınlıyoruz;  HUKUK KOMİSYONU İLE ÇEVRE VE SAĞLIK KOMİSYONU ORTAK KOMİSYON RAPORU Konu   :Büyükşehir Belediye Meclisi’ne verilen önerge gereğince  kentteki çevresel sorunlar ile ilgili yapılan tespitler ve çözüm önerilerine ilişkin ortak komisyon raporu  Komisyonun yaptığı çalışmalar : Önerge ile ilgili Çevre il Müdürlüğü ,Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ile irtibat kurularak bilgi alınmasına karar verildi.Dilovası Belediyesi ve DOSB’a müzekkere yazılarak ‘’çevre ile ilgili yapılan çalışmalar ,alınan tedbirler ve yapılması gerekenler ‘’ ilgili bilgi istenilmesine karar verildi. Dilovası OSB Müdürlüğü’ne yazı yazılarak 2006 yılına ait TBMM Dilovası Araştırma Komisyonu’nun yapmış olduğu çalışmalar ile hazırlamış oldukları raporda önermiş oldukları yapılması gereken düzenlemelerin ‘’yapılıp yapılmadığı ,yapılmadıysa gerekçelerin belirlenmesi   ‘’ bilgi istenilmesine karar verildi. Dilovası’nda faaliyette bulunan Diler Demir Çelik,Çolakoğlu Metalurji ,Atabay Kimya ,Polisan ,Ünilever fabrikalarında yerinde inceleme yapılarak sanayi ve evsel atıkların depolanması ve arıtılması  ,online baca kirlilik takip sistemi,çevre ilgili almış oldukları önlemlere ilişkin  bilgi alındı. Çevre İl Müdürlüğü ile görüşmeler yapılarak baca takip sistemi ,diğer kamu kurumları ile koordinasyon ,uygulamada karşılaşılan sıkıntılar ve yapılması gerekenler hakkında bilgi alış-verişinde bulunuldu. Dilovası OSB müdürlüğü’nde toplantı yapılarak , -İlimizde faaliyet gösteren sanayi tesislerinden kaynaklanan kirleticilerin saptanmasına ,bu kirleticilerin hava,su ve toprak müşteri ortamlarına etkilerinin belirlenmesine yönelik yürütülen bir çalışma ile birlikte mevcut ve yeni kurulacak tesislere yönelik olarak çevre taşıma kapasitesinin belirlenmesine ve çevre kalitesinin iyileştirilmesi için alınacak tedbirlere ilişkin planlamanın yapılıp yapılmadığı, -‘’Çevresel etki değerlendirme Yönetmeliği’’ nin değişikliğine ilişkin bir çalışmanın olup olmadığı , - ÇED sürecinde sanayi tesisleri tarafından taahhüt edilen konulara ilişkin olarak izleme ve kontrol çalışmaları gerektiği şekilde yapılmakta mıdır? Ayrıca ; bu konuda hangi kişi/kurum/kuruluşlara iş ve işlemler tesis edilmiş midir.? -Kimyasal madde taşıyan tankerlerin yük boşaltımı sonrası yeni yük almadan önce tankların yıkanması işlemlerinin yapıldığının kontrolü nasıl gerçekleştirilmektedir.?Ayrıca lisanslı tanker yıkama yerlerinin dışında yapılan tanker yıkama faaliyetlerine yönelik çalışmalarının olup olmadığı , bu konuda hangi kişi/kurum/kuruluşlara iş ve işlemler tesis edilmiş midir.? -İlimizde faaliyet gösteren ve faaliyeti esnasında özellikle hava ve su kirliliği şikayetlerine konu olan ; ‘’taş ocakları ‘’ ile ‘’demir çelik’’ , ‘’kömür eleme ve paketleme ‘’,’’ağaç ve ağaç ürünleri’’, ‘’petrokimya ve boya ve tiner üretimi ‘’tesislerine  yönelik  olarak yapılan denetim faaliyetleri ve bu tesislere yönelik olarak aldırılan önlemlere ilişkin bilgi verilmesi ? Ayrıca ; bu konuda hangi kişi/kurum/kuruluşlara iş ve işlemler tesis edilmiş midir.? -Sahipsiz atıkların toplanması ,taşınması ve bertarafı maliyetlerinin karşılanması hususunda ödenek oluşturulması hususunda çalışmalar yürütülmekte midir.?   konularında  ve  TBMM Dilovası Araştırma Komisyonu’nun hazırlamış olduğu rapordan sonra yapılan çalışmalar alınan önlemlere ilişkin brifing alındı. Fabrikalarda yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen eksikliklere ilişkin  yapılması gerekenler müzakere edildi.  Kocaeli Valiliği İl Çevre Müdürlüğü’ne yazı yazılarak hava kalitesinin belirlenmesi ile ilgili projeler hakkında ve yapılan denetimler ve çalışmalara ilişkin hazırlanan 11  soruya  ilişkin yazılı bilgi alındı. Kocaeli Valiliği İl Çevre Müdürlüğü’ne yazı yazılarak Dilovası ilçesinde bacalarında Sürekli Baca Gazı İzleme Sistemi (SBİS) bulunan fabrikaların ,ölçüm cihazlarının düzenli çalıştırılıp,çalıştırılmadığı ,idari işlem uygulnıp uygulanmadığı ve bu sistemlere ait altı aylık verilere ilişkin yazılı bilgi alındı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi  Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ve Atık Yönetimi Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen ve yapılması gereken çalışmalara ilişkin yazılı raporlar  alındı. Dilovası Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nden TBMM meclisinin 1273 s. Sayılı araştırma raporunun tespit edilen sorunlar ve çözüm önerileri başlığı çerçevesinde yapılan çalışmalara ilişkin 28 sayfa ve ekleri olmak üzere  yazılı rapor alındı. Komisyonun daveti üzerine Prof.Dr.Savaş Ayberk ‘ten  Kocaeli’nin çevre sorunları ve alınması gereken önlemlere ilişkin  bilgi alındı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi  Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ile birlikte  yapılan çalışmalar ve incelemeler neticesinde komisyon raporu hazırlandı.  KOCAELİ’DE ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 1) KOCAELI İLI HAKKINDA Kocaeli, Marmara Bölgesinde Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan kavşak konumundadır. Yüzölçümü 3.505  km² olan Kocaeli İlinin nüfusu 1.560.138’dir. Km²ye düşen nüfus miktarı 456 kişiye ulaşarak İstanbul’dan sonra ülkenin en kalabalık ili olmuştur. Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en küçük 7. ilidir. 1.1) Nüfus Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 2010 yılı Kocaeli’nin genel nüfusu 1.560.138 kişidir. Yıllık nüfus artış hızına göre binde 24,48’dir. 1.2) Kocaeli’nin Aldığı ve Verdiği Göç Oranı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre; 2009-2010 döneminde Kocaeli, Türkiye’deki tüm illerden toplam 64.503 kişi göç alırken, 49.379 kişi de göç vermiştir.     Kocaeli’nin göç aldığı illerin başında 17.570 kişi ile İstanbul gelmekte, bunu 3.464 kişi ile Sakarya, 2.252 kişi ile Ankara ve 1.921 kişi ile Bursa izlemektedir. Kocaeli’nin göç verdiği illerin başında da 15.622 kişi ile yine İstanbul gelmekte, bunu 2.899 kişi ile Sakarya, 2.403 kişi ile Ankara ve 1.953 kişi ile Bursa izlemektedir. (TUİK 2010 yılı verileri) 1.3) Ulaşım  Kocaeli’nin sanayileşmesinde en önemli etken, tüm ulaşım olanaklarına sahip olmasıdır. Kara ve demiryolu ağları ile yapılan taşımacılık  özellikle Avrupa ve Ortadoğu’ya yapılmakta olup, limanlar ile yapılan deniz taşımacılığı da önemli bir boyuta ulaşmıştır. İstanbul ve Bursa gibi önemli ticaret ve sanayi merkezlerine yakınlığı, yatırımlar açısından Kocaeli’ni öncelikli kılmaktadır. Kocaeli’nin şehir merkezi İzmit’in İstanbul’a uzaklığı 85 km’dir. İstanbul’un batı yakasında bulunan Atatürk Hava Limanı ve doğusunda faaliyet gösteren hemen yakınındaki Sabiha Gökçen Havalimanı ile dünyaya açılan Kocaeli, Ankara’ya da TEM otoyolu ile bağlıdır. Uluslar arası; İstanbul Atatürk Havalimanı 90 km. Sabiha Gökçen Havalimanı’na 50 km. mesafededir. Ayrıca; İlimiz sınırları içerisinde bulunan Cengiz Topel Havaalanı sivil uçuşlara da açılarak bizim dışımızda Sakarya, Bolu, Düzce ve Bilecik İlleri içinde önem kazanmıştır. 2’si Kamu Limanı (Derince ve Yarımca) ve 36 özel iskele ile deniz ulaşımı olanakları açısından tüm Anadolu’nun en iç noktasındadır.  Yapımına başlanacak olan Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolu projesi, İzmit Körfezi’ni asma köprü ile bağlayarak ulaşımda önemli bir yere sahip olacaktır.  1.4) Turizm Uluslararası Fuar Merkezi, Kartepe’de kış turizmi, tracking, İzmit Körfezi, Sapanca Gölü, Karadeniz kıyılarında bulunan Kefken ve Kerpe’nin doğal güzellikleri ile Kocaeli aynı zamanda bir turizm kentidir. Ayrıca Karadeniz kıyıları önümüzdeki yıllarda ulusal ve uluslararası Turizm merkezi olmaya adaydır. Av turizmi açısından da Kocaeli çok elverişli bir konumdadır. 1.5) Ekonomik Yapı Kocaeli Sanayi Odasına bağlı yaklaşık 2200 sanayi kuruluşu faaliyetini sürdürmektedir. Sanayi kuruluşlarının yaklaşık 153’ü yabancı sermayelidir. Sanayi kuruluşları ağırlıklı olarak Gebze, İzmit ve Körfez ilçelerinde toplanmıştır. 2009 yılı verilerine göre ise, 500 büyük sanayi kuruluşunun 82’si Kocaeli’nde yer almaktadır. Türkiye İmalat Sanayi Tüketim Mallarının %2,82’si, Ara Mallarının %22,03’ü ve Yatırım Mallarının %10,23’ü Kocaeli’nde üretilmektedir.  Kocaeli’nde Gebze, Dilovası, İzmit ve Kartepe ilçelerinde otomotivden gıdaya çeşitli sanayilerin yer aldığı toplam 13 adet Organize sanayi Bölgesi(OSB) bulunmaktadır. Sanayi bölgeleri altyapı maliyetini düşürüp mahalli ve bölge ekonomisini hareketlendiren endüstriyel gelişim için etkili bir araçtır. Bu yönden bakılacak olursa sanayi bölgeleri toplumlara ekonomik ve sosyal yararlar sağlamaktadır. Fakat diğer yandan çevreye zararlı etkiler bırakarak toplumlara sağlık ve güvenlik tehlikeleri de yaratabilmektedirler. OSB’lerde görülen çevre sorunları işletmelerin kendi başlarına çıkardıkları çevre sorunlarından farklı değildir. Ancak kirlilikler miktar ve çeşit açısından farklılık göstermektedir. Pek çok değişik sektörü barındıran organize sanayi bölgelerinden çıkan atık sular verildikleri dere, nehir v.s gibi alıcı ortamları kısa sürede kirletmekte ve bu suların geçtiği yerlerdeki tarım alanlarının zarar görmesine neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, Organize sanayi bölgelerinde bulunan tesislerde proses ısı ihtiyacı ve ısınma gibi ihtiyaçların karşılanması için yakma sistemleri kullanılmaktadır. Bu işlemlerde çoğunlukla kömür, fuel oil ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar kullanılmaktadır. Bu yakıtların yakılması neticesinde atmosfere kirletici gaz emisyonları atılmaktadır. Öte yandan, Organize sanayi bölgelerinde çok çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler yer aldığından dolayı atık türleri de farklılık göstermektedir. Genel olarak bu atıklar evsel nitelikli atıkların dışında kaplama ve metal işleme atıkları, reaktif atıklar, tekstil atıkları, boyalar, reçineler, atık yağlar, kirlenmiş kaplar, organik kimyasallar v.b olarak sıralanabilir. Organize sanayi bölgelerinden kaynaklanan diğer bir sorun olan gürültü genelde işletmelerde kullanılan makinelerden kaynaklanmaktadır. Ancak her bir tesisten çıkan gürültü genellikle kendi sınırları içinde kalmakta tüm OSB düşünüldüğünde ise uğultu şeklinde kendini göstermektedir. Kocaeli Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kenti olup, imalat sanayi açısından ülke içindeki payı %13, dış ticaretteki payı ise %15,4’dür. Sektörlerin GSMH’sı %73,4 ile sanayiden karşılanmaktadır. Kocaeli’nde faaliyet gösteren önemli  sektörlerin Türkiye içerisindeki payı incelendiğinde ülke Kimya sanayinin %27’si Kocaeli’nden karşılanmaktadır. Kocaeli’nde faaliyet gösteren otomotiv ana sanayi firmaları 2009 yılında gerçekleştirdikleri 240.467 adetlik üretim ile Türkiye araç üretiminin %27.2’sini karşılamaktadır. Otomotiv sanayinin yanı sıra gelişmekte olan diğer önemli sektörlerimiz ise deniz taşıtları ve yat sanayi ile ICT bilişim sektörleridir.  Bölgede yoğunlaşan sanayi kuruluşları ile birlikte, bilimsel araştırma ve geliştirme merkezleri de Kocaeli’nde yer almaktadırlar. Kocaeli Üniversitesi, bölge sınırındaki Sabancı Üniversitesi, Marmara Araştırma Merkezi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, TÜBİTAK, TSE Merkez Laboratuarları, TEKMER (Teknoloji Geliştirme Merkezi), TÜBİTAK Teknoparkı, GOSB Teknoparkı ve KOÜ Teknoparkı sanayinin teknolojik gelişmesine olanak sağlayacak kurum ve kuruluşlardır. (Kocaeli Sanayi Odası) 1.6) İklim Körfez kıyılarıyla Karadeniz kıyısında ılıman, dağlık kesimlerde daha sert bir iklim hüküm sürer. Kocaeli ikliminin, Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş oluşturduğu söylenebilir. İl merkezinde yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı, zaman zaman karlı ve soğuk geçer. Kocaeli’nin Karadeniz’e bakan kıyıları ile İzmit Körfezine bakan kıyılarının iklimi arasında bazı farklılıklar göze çarpar. Yazın körfez kıyılarında bazen bunaltıcı sıcaklar yaşanırken Karadeniz kıyıları daha serindir.  İl merkezinde ölçülen en yüksek hava sıcaklığı 41,6 D C (11 Ağustos 1970), en düşük hava sıcaklığı -8,7°C (4 Şubat 1960), yıllık ortalama sıcaklık ise 14,8°C’dir. Karadeniz kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 1.000 mm’yi aşar. Bu miktarı güneye doğru gidildikçe azalır, İzmit’te 800 mm’nin de altına düşer (784,6 mm). Samanlı Dağlarının körfeze bakan yamaçlarında iklim Karadeniz kıyılarına benzer. Yağış miktarı da bu kesimde farklıdır. Rüzgârlar kışın kuzey ve kuzeydoğudan, yazları ise kuzeydoğudan eser. 1.7) Ekolojik Üstünlükleri Kocaeli yarımadası iklim toprak bitki örtüsü ve su kaynakları yönünde Anadolu yarımadası içinde önde gelen bir yere sahiptir. Kocaeli yarımadasının batı yarısı İstanbul ili sınırları içerisinde kalmıştır. Bizim ilgi alanımız olan Kocaeli ili yarımadanın doğu bölümünde yer almaktadır. Kocaeli il alanındaki yarımada toprakları Karadeniz kıyıları ile güneyde İzmit körfezi arasında kalmaktadır. İklim yönünden çok elverişli özellikler taşımakta, verimli tarım toprakları, üstün biyo çeşitlilik sergileyen doğal bitki örtüsü ve ormanları, zengin su kaynakları ile binlerce yıldır insanları yerleşmeye, yaşamaya çeken bir alandır. Binlerce yıl doğal dengesini korumuş ve kendi başına ekolojik sürdürülebilirliğini sağlamıştır. Kocaeli de her ekosistemin başına geldiği gibi insan baskısına yenik düşmüş ve doğal dengelerini yitirmiştir. Özellikle son 60 yılda yoğunlaşan insan baskısı sonucu bugün tüm değerlerini yitirme noktasına gelmiştir. Her şey daha olumsuz bir noktaya gitmeden, Kocaeli için köklü bir şeyler yapmak gerekmektedir.  2) KOCAELI’NDE ÇEVRE SORUNLARINI OLUŞTURAN BAŞLICA ETKILER -İç göçlerinde desteklediği yerel nüfus artışı -Hızlı ve çarpık kentleşme -Sanayileşme -Karayolları ve yoğunlaşan trafik -OSB’lerin artışı -Doğal kaynakların ölçüsüz kullanılması  3) KOCAELI’NDE GÖZLENEN BAŞLICA ÇEVRE SORUNLARI Hava Kirliliği Su Kirliliği Gürültü Kirliliği Toprak Kullanımı ve Kirlilik Sorunları Doğal Bitki Örtüsü Üzerinde Oluşan Baskılar Atıklara ilişkin Sorunlar 4) KOCAELI ÇEVRE SORUNLARININ GÖZDEN GEÇIRILMESI 4.1) Hava Kirliliği Hava Kirliliği ,havadaki katı,sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına ,canlı hayatına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek konsantrasyon ve süre ile bulunması şeklinde tanımlanabilir. Günümüzde çevre kirliliği açısından ülkelerin sanayi gelişimlerine paralel ,insan sağlığını tehdit eden en önemli problem haline gelmiştir. Kağıt fabrikası ile başlayan ve önceleri küçük adımlarla ilerleyen Kocaeli’nin sanayileşme serüveni 1960’ı izleyen yıllarda planlı kalkınma döneminin getirdiği özendirici önlemlerle, daha hızlı ve büyük adımlarla ilerleyen bir olaya dönüşmüştür. Farklı endüstrilere ev sahipliği yapan İlimiz, Ülkenin önemli rafineri, petrokimya, demir-çelik, kimya, gübre, orman ürünleri, akaryakıt ve gaz dolum, atık geri kazanım ve enerji tesisleri yanı sıra birçok işkolunda faaliyet gösteren işletmeleri sınırları içerisinde bir araya toplamıştır. İzmit Körfezi’ne ve İstanbul’a olan yakınlığı gibi etkenler de bölgenin sanayi adına cazibe merkezi olmasını desteklemiştir. Bölgemizdeki endüstri yoğunluğu nedeniyle hava kalitesi açısından özel dikkat gösterilmesi gereken hassas bölgelerden birisidir. Endüstrilerin farklılığı emisyonların da farklılığı anlamına gelmektedir. Sanayi ve enerji üretim tesisleri açısından bakıldığında; bu tesislerin faaliyeti sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonlar hava kirliliği yönünden önemli katkı oluşturmaktadır. Bununla birlikte; sanayileşmenin getirdiği çalışan nüfusun baskısı konutlaşmayı hızlandırmıştır. Sanayileşme ve konutlaşma sarmalının getirdiği üretim ve ısınma gereksinimi tüm yıla yayılan, kış aylarında yoğunlaşan bir hava kirliliği sorununu getirmiştir. Kömür yanması sonucu; partikül madde, karbon monoksit, kükürt dioksit ve azot oksitler gibi kirleticiler hava kalitesine olumsuz katkı yapmaktadır. Ancak; evsel ve endüstriyel kaynaklarda ısınma kaynaklı kirlenme doğal gazın yaygınlaştırılması ile büyük çapta denetim altına alınmıştır. Ayrıca; Türkiye karayolu ağında trafik yoğunluğunun en yüksek olduğu kesim Marmara Bölgesi, bölge içinde de en yoğun eksen İstanbul-Kocaeli-Sakarya/Bursa güzergahıdır. Bölgemiz içerisinden geçmekte olan transit ana yollar ile birlikte bu yolların etrafında yer alan bağlantı yolları ve şehir içi trafiği oluşan kirlenme de büyük önem arz etmektedir. Trafikten kaynaklanan kirlilik iki grup altında incelenmesi gerekmekte olup, bunlar; trafikte seyreden araçların egzozlarından kaynaklanan emisyonlar ve yolların yapısından kaynaklanan emisyonlardır. İlimizde; hava kirliliği problemlerinin oluşmasında, yukarıda ifade edilen kaynaklardan atmosfere verilen kirleticilerin miktarları kadar atmosferde gerçekleşen meteorolojik olayların da payı vardır. Çünkü bacalardan atmosfere verilen kirleticiler, kirlenmeden etkilenecek alıcılara ulaşıncaya kadar atmosferdeki değişik mekanizmalarla yatay ve düşey yönde taşınarak seyrelmeye uğrarlar. Seyrelme oranları meteorolojik koşullara bağlı olarak değiştiğinden, maruz kalınan kirlilik konsantrasyonları da değişir. Hava kirlenmesi oluşumlarında etkili olan meteorolojik olayları etkileyen faktörler basınç, rüzgâr, nem, enversiyon ve sıcaklıktır.  Tüm bunların yanı sıra; 19. yüzyılın ortalarından itibaren, doğal dengenin bozulması; fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, hızlı nüfus artışı, enerji üretimi gibi etkinlikler sonucunda atmosfere salınan gazların sera etkisi oluşturması; sıcaklığı arttırarak küresel ısınmaya sebep olmaktadır. İklimdeki önemli değişimler ve bunun etkileri şimdiden küresel ölçekte görülmeye başlanmış olup, bu etkilerin gelecekte daha da belirgin hale gelmesi beklenmektedir. Bugün gelinen nokta itibariyle, iklim değişikliğinden etkilenmeyecek ülke ve bölge olmadığı artık kabul edilmektedir. Bugün gelinen nokta itibariyle iklim değişikliği; doğal çevre, şehir hayatı, kalkınma, tarım, gıda, temiz su kaynakları ve sağlık başta olmak üzere hayatımızın her safhasını etkilemekte ve yönetimlerin bu konularda çözüm çabalarını arttırmalarını zorunlu hale getirmektedir. 4.2) Su Kirliliği Doğal olarak kirlenmemiş bir su ortamında bulunan canlılar o su ortamıyla belirli bir denge içindedirler. Dıştan gelen herhangi bir olumsuz etken suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek su kirliliği diye adlandırılan olayı ortaya çıkarır. Söz konusu özellik değişmeleri aynı zamanda sularda yaşayan canlı varlıkları da etkiler. Böylece su kirlenmesi sudaki (akarsular, göller, denizler, yeraltı suları) ekolojik dengeleri bozar ve giderek suların kendi kendini temizleme kapasitesinin azalmasına sebep olabilir.  Kocaeli’nde su kirliliği büyük çapta İzmit Körfezinde oluşan kirlilik ile gündeme gelmekte olup özellikle 1970’li yıllarda başlayan sanayileşme ve nüfus artışı kirliliğin nedenleri olmakla beraber bu durum bölgede yaşayanlar için katlanılması güç bir koku kaynağı olmasının yanı sıra deniz ürünlerinin yaşaması yönünden de kısıtlayıcı bir ortam oluşturmuştur. İzmit Körfezi kuzey kıyısı, yarımadanın Kocaeli sınırları içinde kalan güney yarısından kaynaklanan küçük dereler iki yanlarındaki yerleşim ve küçük çaptaki üretim tesisleri nedeniyle kirlenmekte ve kirliliklerini körfeze taşımaktadırlar. Kentsel alanda, yüzeyde oluşan tozlar, tozlara tutunmuş kirleticiler ile lastik aşınması sonucu ortama yayılan lastik tozları, benzin istasyonlarında oluşan yağ ve petrol atıkları, karayolu ve otoyollarda oluşan yağ, benzin, mazot damlacıkları yağmur suları ile taşınarak su kaynaklarını kirletmektedir. Sonuç olarak İlimizde su kirliliğine etki eden unsurlar; sanayileşme, şehirleşme, nüfus artışı ve tarımsal faaliyetler olarak gruplandırılabilir. Ancak; son yıllarda yapılan çevre yatırımları arasında yer alan Körfezi kuşaklayan kolektör hatları ile birlikte arıtma tesisleri ve su kirliliğinin önlenmesine yönelik yapılan sıkı denetimler sonrası İzmit Körfez’inde önemli değişimler görülmektedir. Ayrıca; Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından TÜBİTAK MAM ile birlikte yürütülen "İzmit Körfezi Su Kalitesinin İzlenmesi Projesi"nin sonuçları da bu değişimi desteklemektedir. 4.3) Gürültü Kirliliği İnsanlar üzerinde olumsuz etki yapan ve hoşa gitmeyen sesler gürültü olarak tanımlanmaktadır. İlimiz coğrafi konum olarak Avrupa ve Asya Kıtası arasında bağlantı noktası olması sebebiyle demiryolu, karayolu ve denizyolu taşımacılığı yoğun bir şekilde yapılmakta olduğundan trafik kaynaklı gürültü İlimizde yaşanan gürültü kirliliğinin en önemli nedenlerindendir. Bunun yanı sıra; İlimiz sınırları içerisinde bulunan endüstri bölgelerinin konut alanlarının yakınında yer alması, endüstriyel kaynaklı gürültünün etkilerini de arttırmaktadır. Sonuç olarak İlimizde gürültü kirliliğine etki eden unsurlar; trafik, endüstri ve kısmen eğlence yerlerinden kaynaklanan gürültü olarak gruplandırılabilir.  Ülkemizde gürültü probleminin çözülmesine yönelik olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından organize edilen “AB IPA 2009 Programı” “Çevresel Gürültü Direktifinin Türkiye’de Uygulanması İçin Kapasite Güçlendirilmesi” adı altındaki projeye yapılan protokol ile Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı da katılmış olup, bu projeye 2012 yılının ikinci yarısında başlanılması Bakanlık tarafından planlanmaktadır. 30 Ay sürmesi planlanan bu proje kapsamında; İlimiz genelinde tüm gürültü kaynakları (trafik, liman, endüstriyel) için stratejik gürültü haritalarının hazırlanması ile birlikte hazırlanan harita doğrultusunda gürültü seviyesinin azaltılması da dâhil olmak üzere gürültü ile ilgili hususlar ve gürültünün etkileri ile baş etmeye yönelik eylem planlarının da hazırlanması beklenilmektedir. 4.4) Toprak Kullanımı ve Kirlilik Sorunları İlimizde; 1970’li yıllardan itibaren görülen sanayileşme ve hızlı nüfus artışı köyden kente göçü arttırarak yeni yerleşim alanlarının oluşmasına neden olmuştur. Bunun sonucu, şehirde plansız ve kontrolsüz yapılaşmalar olmuş ve yerleşim alanları verimli tarım arazilerine yayılmıştır. Böylelikle; Kocaeli İli’nin arazi varlığı ve tarım alanları; amaç dışı olarak konut, sanayi ve kamu yatırımları olmak üzere farklı alanlarda kullanılmıştır. Bu nedenlerden dolayı; toprak üzerinde baskılar artmakta ve kullanılabilir toprak alanları daralmaktadır.  Toprak kirlenmesi ise, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilmektedir. Toprak sistemi ilişkili olduğu su ve hava sistemlerinin içerdiği kirletici unsurlar için son depolama noktasıdır. Diğer taraftan toprak, karasal ekosistemin taşıyıcı unsurudur ve toprak kalitesindeki değişim, gerek doğal ve gerekse tarım ekosisteminin verimliliğini etkilemektedir. Ayrıca; tarım ilaçları ile birlikte gübrenin yoğun ve bilinçsiz kullanımı doğal dengenin bozulmasına neden olmaktadır. 4.5) Doğal Kaynaklar Üzerinde Oluşan Baskılar Özellikle 1970’li yılardan sonra İlimizdeki mevcut çevre sorunlarına neden olan hızlı nüfus artışı, düzensiz kentleşme, sanayileşme gibi etkenler, doğal kaynakların sağlıklı bir biçimde korunamamasına da neden olmuştur. Nüfus artışı, kaynaklar üzerinde talebi etkileyen ve çevrenin bozulmasına yol açan önemli faktörlerden biridir. Bu nüfus artışı karşısında tüm tüketim ihtiyaçlarının artması, alışkanlık ve beklentilerin de değişmesi ile birlikte, doğal kaynakların yetersiz kalması, çevrenin ve ekolojik dengenin de bozulması kaçınılmazdır. Kentsel mekanlardaki yığılmaların ve düzensiz kentleşmenin hava, su, toprak gibi doğal kaynakların kirlenmesinin yanında yol açtığı, tarihi kentsel dokunun yok edilmesi, ormanların tahribi ile tarımsal arazilerin kullanımı, kıyı tahribatı ve benzeri sorunlarla, insanların sağlıklı doğal yaşam ortamları da olumsuz yönde etkilenmektedir. Artan nüfusa paralel olarak giderek artan tüketim talebini karşılamaya yönelik üretim çabaları ile sanayileşme, çevrenin daha geniş alanlarda çok miktardaki doğal kaynağının seferber edilmesini, daha uzunca bir süre içinde daha çok sayıda işleme tabi tutulmasını ve daha genişçe bir alana dağıtılmasını gerekli kılmakta bu da hızla tüketilen doğal kaynaklarla birlikte bazı çevre problemlerini beraberinde getirmektedir.  Bunların sonucunda; ekosistemde varolan denge koşulları zorlanmaktadır. Doğal gelişim hızının aşılması ve dengenin bozulması ile ortaya çıkan atıkların sistem tarafından kendi kendini temizleyemediği, mutlaka insan müdahalesinin gerektiği bir yapı oluşmuş ve insanlığı tehdit eder bir boyuta ulaşan çevre sorunlarına karşı artık toplumlar ciddi çözüm yolları üretmek zorunda kalmışlardır.  4.6) Atıklara İlişkin Sorunlar Ülkemizde son yıllarda hızlı kentleşme ve sanayileşme sonucu atık miktar ve çeşidinin artması çevre sorunlarının yaygınlaşmasına neden olduğundan atık yönetimi kavramı ortaya çıkmıştır. Evsel katı atıklar ve endüstriden kaynaklanan atıklar, bir çok ülkenin sorunu olduğu gibi Türkiye’ninde en önemli çevre problemlerinden biridir. Etkin ve sürdürülebilir bir atık yönetimi, yönetim sisteminde yer alan her bir unsurun ekonomik ve çevresel yönden başlangıçtan nihai bertarafına kadar sürekli olarak irdelenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle atık yönetiminde temel politikanın; öncelikle atıkların kaynağında ayrı azaltılması, kaçınılmaz olarak ortaya çıkan atıkların ayrı toplanması ve geri kazanılarak yeniden kullanılması, bunun mümkün olmadığı durumlarda da nihai bertarafının sağlanmasıdır. İdeal bir atık yönetimi sisteminin gerçekleştirilmesi uzun vadeli bir hedef olarak kurgulanmalı; bu şekildeki ideal çözüm arayışlarına ek olarak, kısa ve orta vadede de sistemin iyileştirilmesi ve çevre üzerindeki tahribatın mümkün olduğunca önlenebilmesi için ara politikalar geliştirilmelidir. Bir başka deyişle atık minimizasyonu, tekrar kullanım ve geri dönüşüm için hiçbir şey yapmamanın maliyeti, yapılacak yatırım maliyetinden daha fazla olacaktır. Köklü ve kalıcı çözümlerin ertelenmesi ve mevcut sistemin sürdürülmesi, çok büyük ölçüde kaynak israfını kaçılmaz kılmaktadır. Bir başka deyişle; kalıcı çözümler için gerekli yüksek maliyetli yatırımlardan kaçınılması, bu maliyetlere katlanılmasını sadece kısa bir dönem için erteleyebilecektir. Hali hazırda imalat sanayi olarak ülke ekonomisinin büyük bir kısmını oluşturan İlimizde, kirletici vasfı yüksek sanayi kuruluşlarının faaliyetleri sonrası “tehlikeli atık” kapsamında yer alan atıklar ile birlikte özel yönetimi gereken atıkların doğru yönetimi (atık yağlar, elektronik atıklar, atık pil ve akümülatörler, ambalaj atıkları vb.) büyük önem arz etmektedir.  Sanayinin lokomotifi olan İlimizde, 1990’lı yıllarda çalışmaları başlatılan “İzmit Entegre Çevre Projesi” kapsamında evsel ve endüstriyel nitelikli katı atıklar ile klinik ve tehlikeli atıkların bertaraf edilmesi amacıyla tesislerin (İZAYDAŞ) kurulmuş olması Kocaeli İlini örnek bir noktaya getirmiştir. Bununla birlikte; günümüz itibariyle sağlık kuruluşlarında oluşan tıbbi atıkların toplanması, taşınması ve sterilizasyonu/bertarafı konusunda ve gemi ve deniz araçlarından kaynaklanan atıkların alınması, depolanması ve bertarafı konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olup, bu konularda yapılan çalışmalar ülkemize örnek teşkil etmektedir. Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin korunması ve bu konuda farkındalık oluşturulması maksadıyla; yenilebilir enerji kaynaklarına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında katı atık düzenli depolama alanlarında oluşan gazdan elektrik enerjisi eldesi ve bitkisel ve hayvansal kaynaklı atıklardan biyogaz eldesine yönelik projelerin yanı sıra; İlimiz genelinde ambalaj atıkları, atık piller, kızartmalık atık yağlar, elektronik atıklar vb. nitelikli geri kazanılabilir türdeki atıkların kaynağında ayrı toplanmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir. 5) BAŞLICA SORUN ODAKLARI 5.1) Dilovası Dilovası; çevre sorunları alanında en çok konuşulan konulardan birisi olmuştur. Son 10 yıldır basında sürekli yer almakta ve yoğun biçimde tartışılmaktadır. 1955 yılında Ankara-İstanbul karayolunun Dilovası’ndan geçmesiyle başlayan hareketlenme, 1970’li yıllarda arazilerin parsellenerek satılmasıyla sürmüş ve 1980 ve 1990 lı yıllarda sanayileşme adımları hızlanmıştır. Sanayileşmenin ilerlemesine bağlı olarak yöre yoğun biçimde göç almıştır. Göçler bağlı olarak yoğun bir konutlaşma başlamış ve yamaçlar yerleşim alanı olmuştur. 2000’li yıllarda Dilovası ülke basınının gündemine oturmuştur. Günümüzde de ülke gündeminde olmayı sürdürmektedir. İlçede yaşanan çevre ve sağlık sorunlarının kaynağını ve çözüm yollarını araştırmak üzere 2004 yılında Valilik Çevre Orman İl Müdürlüğü eşgüdümü ile oluşturulan Kocaeli Üniversitesi, Gebze İleri teknoloji Enstitüsü, TÜBİTAK-MAM uzmanlarından oluşan kurul alanda ilk inceleme çalışmalarını başlatmıştır. Yaklaşık 170 tesis incelenmiş ve 47 tesis sorunlu bulunmuştur. Daha sonra sorunlu tesisler yakın ve ayrıntılı incelemeye alınmış alınması gereken önlemler belirlenmiştir. Anlık izleme sistemi kurularak 24 saat veriler izlenmeye başlanmıştır. 2006 yılında Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuş ve Dilovası İlçesinin sorunları hakkında rapor hazırlanarak alınması gereken tedbirler belirlenmiştir. Ayrıca; 07.04.2011 de Sağlık Bakanlığı Kanser Araştırma Daire Başkanlığı öderliğinde bir toplantıda çeşitli üniversitelerin tıp fakülteleri ve çevre birimleri öğretim üyelerinin çoğunlukla katıldığı bir toplantıda konu çeşitli boyutlarıyla tartışıldı ve büyük bir projenin başlatılmasının ilk adımları atıldı. Bugünkü haliyle “ıslah edilmiş” bir organize sanayi bölgesinin bulunduğu ilçede yaşanan çevre sorunlarının, ülke gündeminde yer alması, konunun tüm taraflarca yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Zira, Dilovası’nda yer alan liman isletmelerinin, fabrikaların ve deponi alanlarının doğal çevre, tarihi doku ve toplumsal sağlığa olan olumsuz etkilerinin yanı sıra; Dilovası’nda yaşanan kaçak yapılaşma süreci, hazine arazilerinin işgali ve göçle gelen grupların kent yaşamına katılma ve kamusal hizmetlere ulaşmada yasadığı sorunlar, çözüm bekleyen baslıca konular olarak karsımıza çıkmaktadır. Jeostrateijk açıdan değerlendirildiğinde kavsak bir ilçe olma niteliği taşıyan Dilovası, bu hâkim konumu gereği, sanayi yatırımlarını ve göç gruplarını çeken bir odak konumunda olmuş ve bugünkü haliyle yeni değerlendirmelere ihtiyaç duyacak duruma gelmiştir. Dilovası’nda yaşanan sıkıntılı süreçlerin aslında gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sanayileşme süreçleri ile paralellik gösterdiğini ifade etmek yerinde olacaktır. Sanayileşme ile paralel olarak ortaya çıkan çevresel ve toplumsal sorunlar bir noktaya kadar doğal süreçlerdir. Ancak Dilovası’nda ortaya çıkan bazı sorunların ilçenin coğrafi özelliklerinden kaynaklanması, durumu daha da ağırlaştırmıştır.  Neler  Yapılabilir ? 1-Dilovası beldesi bir an önce doğalgaz kullanımına geçmeli. 2-SBİS sistemin daha yaygın ve etkin hale getirilmesi sağlanmalı.. 3- Dilovası çukur bir bölgede olduğu için , temiz hava akımını  sağlayacak sistemler kurulmalı. 4-Çevre kirliliği haritası çıkarılmalı  5-Görüntü estetiğini bozan binalar düzenlenmeli  6-Modern toplu konutlar yapılmalı  7-Dış görünüşü bakımsız olan fabrikalar kendilerine çekidüzen vermeli. 6- Yeşil alanlar artırılmalı. 5.2) Organize Sanayi Bölgeleri Ülkemizde nüfus yoğunluğu ortalaması, kilometrekareye 96 kişidir. Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en küçük 7. ili olan Kocaeli’nde aynı oran 432 kişidir ve bu sayı planlama öngörülerinin gerçekleşmesi halinde 2023 yılında 1100 kişi olacağı söylenmektedir. Toplam OSB alanları açısından, Kocaeli yine en küçük yüzölçümünde, en çok OSB alanına sahip kenttir. Kısaca, Kocaeli’nin diğer kentlere oranla az olan topraklarına nüfus ve sanayi yığılmıştır. Kente dair hızla gelişen ve bizim sorun olarak adlandırdığımız ardı sıra gelen yatırım talepleri giderek çoğalmaktadır. Ancak bu yatırımcılar; mevcut altyapısı tamamlanmış OSB’lerini tercih etmeyerek farklı alanlara yönelmektedirler. Ayrıca; bazı OSB alanlarında amaç dışı faaliyet konusuna sahip tesislerin bulunması da olumsuzluklara neden olmaktadır. Bu doğrultuda; OSB Kanununda öngörülen “sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmeleri ve geliştirilmelerini” sağlamak şeklinde özetleyebileceğimiz OSB amaçlarından beklenen sonucun tam anlamıyla gerçekleştiği söylenemez. Sürekli olarak tartışılan konulardan biri de OSB’lerde faaliyet gösteren işletme ve işyerlerinin denetimi konusudur. Bilindiği üzere; Gayrisıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek Belediyelerin görev ve yetkisinde iken yapılan değişikliklerle Belediyeler OSB’lerde GSM’lere ruhsat verme ve denetim yetkilerini kaybetmiş, yeni düzenlemeyle yetki ve görev OSB tüzel kişiliğine verilmiştir. Özellikle; kent yaşamı ve kentleşme için vazgeçilemez unsur olarak varlığı kabul edilen yerel yönetim birimlerinden olan belediyelerin, şehir ekonomisi, yerleşimi, çevre ve sağlık koşulları, ulaşımı, hayat kalitesi ve daha pek çok faktör üzerinde etkisi olan; ‘faaliyeti sırasında çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek müesseseler’ olarak tanımlanan GSM’ler (Gayri Sıhhi Müesseseler) üzerinde denetim yetkisine  sahip olmaması eleştirilmektedir. Diğer bir eleştiri konusu ise; OSB’lerde Bölge Müdürlüklerinin mevcut kapasiteleriyle ve sayıları oldukça sınırlı teknik personel ile denetim görevini yerine getirip getiremedikleridir. Bu manada ruhsatlandırma faaliyetinin yanı sıra, periyodik ve risk odaklı olarak yapılması gereken denetimlerin etkinliği ve performansı da tartışma konusu olmaktadır. Ruhsatı veren ile denetleyenin aynı kişi olması da tartışmanın farklı bir boyutunu ihtiva etmektedir. Mevcut durumda girişimci ve sanayicilerin, faaliyetlerine engel teşkil eden, süreci uzatan, zorlaştıran, yıldıran uzun bürokratik süreçten kurtarılmasına yardımcı olmuş OSB düzenlemelerinin, bir yönüyle yan etkileri ortaya çıkmaktadır.  6. SONUÇLAR VE ÖNERİLER 1. İlimiz Dilovası İlçesinde; hava, su ve toprak gibi alıcı ortamlara yönelik çevre kirlilik envanterinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ivedilikle oluşturulması, bu doğrultuda; çevrenin korunması, sorunların çözümü ve çevre kalitesinin iyileştirilmesi yönünde gerekli olan stratejilerin belirlenmesinin sağlanması, ayrıca; yeni kurulmak istenen veya kapasite artışı talep eden tesislere izin verilmesi aşamasında belirlenecek bu stratejik planların dikkate alınması,   2. “1. Madde”de sözü edilen çalışmanın tüm İli kapsayacak şekilde genişletilmesinin ilgili kurum tarafından sağlanması, 3. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen ve AB tarafından desteklenen “Marmara Bölgesinde Hava Kalitesi Alanında Kurumsal Yapılanma Projesi”nin uygulanmasına yönelik projenin bir an önce hayata geçmesinin sağlanması, özellikle organik gaz emisyonlarının ölçüm ve izlenmesinde süreklilik kazandırılması 4. İlimizde çevre ve insan sağlığını korumaya yönelik olarak uygulanmakta olan otomatik baca gazı izleme sistemi, büyük ölçekli ve kirletici vasfı yüksek olan bazı sanayi tesislerine ait bacalardan çıkan gazları kayıt altına almaktadır. Bu doğrultuda izlenen tesis ve parametre sayısının arttırılmasının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından sağlanması,  5. İlgili kurumlar tarafından küçük-büyük bakılmaksızın tüm tesislerde Kalite Yönetim Sistemi, Çevre Yönetim Sistemi, Gıda Güvenlik ve Yönetim Sistemi Belgelerinin alınması için gerekli önlemlerin aldırılması, bu alanda eğitimlerin verilmesi ve gerekli desteğin sağlanması, 6. Toprak koruma politikasının geliştirilmesi yolunda, öncelikle toprağa yönelik tehditlerin belirlenip, toprak özelliklerine ve sınıflarına bağlı kullanma ve işletme potansiyelinin ortaya konması. Ayrıca mevcut yasa ve yönetmeliklerin sağladığı yetkiler çerçevesinde verimli toprakların korunması ve toprak koruma stratejilerine göre uyarlanmasının sağlanarak toprağı ilgilendiren tüm sektörleri bütünleşik bir biçimde dikkate alan yeni toprak koruma politikaları oluşturma çalışmalarının başlatılmasının ilgili kurumlar tarafından sağlanması,  7. Arazi ve doğal kaynaklarla ilgili planlama, uygulama, değerlendirme, kontrol, izleme ve eşgüdüm mekanizmaları güçlendirilerek; tarım ve orman arazilerinin amaç dışı kullanımının engellenmesi, ayrıca; orman koruma ve yeniden ormanlaştırma, erozyon kontrolü ve çayır/mera ıslahı için gerekli çalışmaların başlatılmasının ilgili kurumlar tarafından sağlanması,  8. Ülkemizdeki çevre yönetiminin etkinliği açısından gerçekleştirilen yasal düzenlemelerle, çevre koruma adına başarılı hamleler yapılmış olmasına rağmen, ilgili düzenlemelerdeki bazı sınırlamalar, boşluklar ve kapalı ifadeler çevre yönetiminin etkinliğinde sorunlara neden olmakta, çevre yönetimiyle ilgili kurumlar arasındaki sorumlulukların açık ve kesin olarak belirlenmemiş olması, özellikle 1uygulama noktasındaki etkinliği azaltmaktadır. Bu nedenle; doğal kaynakların korunmasında çevre yönetiminin etkinliğinin sağlanabilmesi için, oluşturulacak yasal düzenlemeler ile çevre yönetimi konusunda yerel yönetimlerin doğrudan katılımının sağlanması çevresel kontrol ve denetim mekanizmalarının ,yerel yönetimlerin daha etkin ve yetkili kılmak için , yerel yönetimlere bırakılmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlar tarafından başlatılması , 9. Gemiler tarafından taşınan istilacı türler uluslararası denizciliğin en önemli sorunlarından biri olmakla beraber, istilacı türlerin oluşturduğu problem son yıllarda artan deniz taşımacılığı ve ticareti ile yakından ilgilidir. Türkiye kıyıları ile birlikte İzmit Körfez’imiz maruz kaldığı yoğun deniz trafiğinden dolayı en hassas kıyılardan biridir. Bu konuda; ilgili birimler tarafından bir takım çalışmalar başlatılarak somut bir adım atılması gerekmekte olup özellikle etkin bir balast yönetimi ve balast suları ile taşınan zararlı sucul organizmaların ve patojenlerin zararlarının azaltılması için ulusal mevzuatın öncelikli olarak belirlenerek; balast yönetimi, denetimi ve etkin uygulanması için tedbir ve mekanizmalar oluşturulmasının Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları tarafından sağlanması, 10. İlimiz sınırları içerisinde yeni yatırım taleplerini değerlendirirken, öncelikle kapasitesi yeterli olan ayrıca yapılacak yatırımın faaliyet konusuna uyumlu OSB alanlarının tercih edilmesinin Bilim, Sanayi ve Teknoloji ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları tarafından sağlanması, dağınık kömür tesislerinin OSB’de toplanması, ayrıca kömür OSB’nin çevre riskleri yönünden daha yakından değerlendirilmesi , 11. OSB’lerde yer alan işyerlerinin etkin bir şekilde denetlenmesinin sağlanması amacı ile; genel anlamda katkı sağlayabilecek konumda olan paydaşların da dâhil edildiği ortak denetim modelinin oluşturulmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlar tarafından başlatılması, 12. İleri Biyolojik Arıtma Teknolojisine sahip olmayan kentsel atıksu arıtma tesislerinin, atıksu deşarjlarından kaynaklanan azot ve fosfor yüklerini azaltılmasının sağlanması yönünde; mevcut arıtma tesislerinde kullanılan teknolojilerin gözden geçirilerek, arıtımın daha etkin duruma getirilmesi, azot ve fosfor arıtımının en üst verimlilikte sağlanması, gerekiyorsa ileri arıtma teknolojilerine geçilmesinin İSU Genel Müdürlüğü tarafından sağlanması, 13. İlimiz genelinde şehrin muhtelif yerlerine atılan sahipsiz atıkların, bulunduğu yerden usulune uygun olarak kaldırılması, taşınması ve bertaraf maliyetlerinin karşılanması konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde ödenek oluşturulmasına yönelik bir çalışma başlatılmasının sağlanması, 14. Alıcı ortamları doğrudan tehdit eden atık dökümlerinin engellenmesi ve atıkların güvenli bir biçimde geri kazanım/bertaraf tesislerine yönlendirilmesine ilişkin atık üreticilerine yönelik denetimlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve/veya taşra teşkilatı tarafından sıklaştırılmasının sağlanması, 15. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen ve AB tarafından desteklenen “AB IPA 2009 Programı” “Çevresel Gürültü Direktifinin Türkiye’de Uygulanması İçin Kapasite Güçlendirilmesi” adı altındaki projenin uygulanmasına yönelik projenin bir an önce hayata geçmesinin sağlanması, 16.  Uzun yıllardır gündemimizi işgal eden BHC sorununun ivedilikle çözümüne gidilmesi,  17. Sağlık Bakanlığı tarafından ilimizde kanser öncelikli olarak yürütülmesi planlanan çevre kirliliği izleme, denetleme ve kontrol projesi ile yakından ilgilenilerek kanserle ilgili veri tabanı oluşturulması ve güncellenmesi sağlanması ve sürekli izleme yapılması, 18.  Kocaeli ili önemli sanayi yangınları ve patlama gibi olayları yaşamaktadır. Edinilen deneyimler ışığında sanayi yangınları vb. olumsuzlukları önleyici adımlar atılmalıdır. Bu konuda ilgili kurumlar arasında sürekli izleme ve eşgüdüm çalışmaları yapılması, 19.  İzmit Körfezi’nin duyarlı bir ekosistem olduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Bu çerçevede kıyı yapılanmaları özellikle limanlar ve kıyı dolgularının ekolojik dengeler üzerine getireceği baskının  önemsenmesi , 20.  Aşağıda belirtilen 4 başlığın çevre ile ilgili tüm çalışmaların kapsamına alınması, bilgi toplanması ve özenle izlenmesi , Benzin İstasyonları Otoparklar ve Araç Yıkama Alanları Sanayi Siteleri Sanayi Alanı Dışında Kalan Üretim Tesisleri 21. Kamuoyunun tepkisine neden olan toz yayıcı tesislerin standart değerleri bölgenin duyarlılıkları ve konumu göz önüne alınarak Bakanlıkla işbirliği içinde yeniden düzenlenmesi,  22. Ağırlıklı olarak Gebze ve Dilovası Bölgesinde  faaliyette bulunan taş ocaklarının kırma-eleme işlemlerini kapalı mekanlarda gerçekleştirmesi,oluşan tozları filtre etmesi ,faaliyetin tamamlanmasından sonra arazinin rehabilite edilmesinin sağlanması ile ilgili denetim faaliyetlerinin artırılması ,bu bölgede yeni maden arama ruhsatı verilmemesi  ve işletme süresi biten ocakların ruhsatlarının iptal edilerek kapatılması için bakanlık nezdinden girişimlerde bulunulması , 23. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın verdiği bilgiler ışığında ; Emisyon denetimi,idari yaptırım ve emisyon izni verme yetkisi, 2-Atıksu denetim,idari yaptırım,atıksu deşarj ve derin deşarj izin belgesi verme yetkisi 3-Yakıt denetimi,idari yaptırım uygulama ve kömür satış izin belgesi verme yetkisi, 4-Gemilerden atık alınması ve atıklarının kontrolünün denetimi ve idari yaptırım uygulama yetkilerinin devralınması için bakanlık nezdinde girişimlerde bulunulması , 24. Komisyon raporunda belirlenen çözüm önerilerine ilişkin yapılacakların somutlaştırılarak , KBB ve ilçe belediyelerinin stratejik planlarında yer verilmesi, Kocaeli ilimizin çevresel sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin hazırlanan rapor,  ortak komisyonumuz tarafından uygun bulunmuştur. 
KOCAELİ HABERİ - Cengiz Yucak

Aralarında dönemin Ak Parti Gebze Belediye Meclis üyeleri İsmail Keskin ve Av. Resul Tat ile Ak Parti Çayırova Belediye Meclis üyesi Ragıp Yörük, Ak Parti Körfez Belediye Meclsi üyesi Ali Haymanalı ve CHP İzmit Belediye Meclsi üyesi Av. Fahri Örengül'ün de olduğu Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi Çevre ve Hukuk Komisyonu üyelerinin ortaklaşa hazırlamış oldukları "KOCAELİ ÇEVRE RAPORU" 19 Mart 2012 tarihinde bana  şu notla gönderilmişti;

"Cengiz Bey;
Kocaelinin çevre sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin çevre ve hukuk komisyonu ortak komisyon raporunu ekte gönderiyoruz. Gelecek kuşaklara temiz bir çevre ,yaşanabilir bir kent bırakmak için bu çalışmaların kamuoyu ile paylaşılması ve takipçisi olunması önem arz etmektedir.

O gün için haberleştirdiğim bu raporda yer alan tespitlerin bir kısmının bugün halen geçerliliğini koruyor ve başta Dilovası olmak üzere bir kısmının da halen sorun olarak devam ediyor olması beni hayretlere düşürdü.

Öte yandan bu raporu hazırlayan Çevre ve Hukuk Komisyonlarında yer alan belediye meclis üyelerinin bu çalışmalarını tekrar takdire değer bulurken, "bugünkü meclis üyeleri, yaşadıkları kentin çevresel sorunları ile ilgili olarak ne zaman böyle bir çalışmaya imza atarak raporalaştıracaklar" diye de merak ettik..

"Kocaeli'ye faydası olur" umuduyla bugünkü yöneticilerimizin dikkatine diye, 2009-2014 dönemi meclis üylerinin hazırladığı o raporu aynen yayınlıyoruz; 

HUKUK KOMİSYONU İLE ÇEVRE VE SAĞLIK KOMİSYONU ORTAK KOMİSYON RAPORU

Konu   :Büyükşehir Belediye Meclisi’ne verilen önerge gereğince  kentteki çevresel sorunlar ile ilgili yapılan tespitler ve çözüm önerilerine ilişkin ortak komisyon raporu 

  1. Komisyonun yaptığı çalışmalar :

  • Önerge ile ilgili Çevre il Müdürlüğü ,Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ile irtibat kurularak bilgi alınmasına karar verildi.Dilovası Belediyesi ve DOSB’a müzekkere yazılarak ‘’çevre ile ilgili yapılan çalışmalar ,alınan tedbirler ve yapılması gerekenler ‘’ ilgili bilgi istenilmesine karar verildi.

  • Dilovası OSB Müdürlüğü’ne yazı yazılarak 2006 yılına ait TBMM Dilovası Araştırma Komisyonu’nun yapmış olduğu çalışmalar ile hazırlamış oldukları raporda önermiş oldukları yapılması gereken düzenlemelerin ‘’yapılıp yapılmadığı ,yapılmadıysa gerekçelerin belirlenmesi   ‘’ bilgi istenilmesine karar verildi.

  • Dilovası’nda faaliyette bulunan Diler Demir Çelik,Çolakoğlu Metalurji ,Atabay Kimya ,Polisan ,Ünilever fabrikalarında yerinde inceleme yapılarak sanayi ve evsel atıkların depolanması ve arıtılması  ,online baca kirlilik takip sistemi,çevre ilgili almış oldukları önlemlere ilişkin  bilgi alındı.

  • Çevre İl Müdürlüğü ile görüşmeler yapılarak baca takip sistemi ,diğer kamu kurumları ile koordinasyon ,uygulamada karşılaşılan sıkıntılar ve yapılması gerekenler hakkında bilgi alış-verişinde bulunuldu.

  • Dilovası OSB müdürlüğü’nde toplantı yapılarak ,

-İlimizde faaliyet gösteren sanayi tesislerinden kaynaklanan kirleticilerin saptanmasına ,bu kirleticilerin hava,su ve toprak müşteri ortamlarına etkilerinin belirlenmesine yönelik yürütülen bir çalışma ile birlikte mevcut ve yeni kurulacak tesislere yönelik olarak çevre taşıma kapasitesinin belirlenmesine ve çevre kalitesinin iyileştirilmesi için alınacak tedbirlere ilişkin planlamanın yapılıp yapılmadığı,

-‘’Çevresel etki değerlendirme Yönetmeliği’’ nin değişikliğine ilişkin bir çalışmanın olup olmadığı ,

- ÇED sürecinde sanayi tesisleri tarafından taahhüt edilen konulara ilişkin olarak izleme ve kontrol çalışmaları gerektiği şekilde yapılmakta mıdır? Ayrıca ; bu konuda hangi kişi/kurum/kuruluşlara iş ve işlemler tesis edilmiş midir.?

-Kimyasal madde taşıyan tankerlerin yük boşaltımı sonrası yeni yük almadan önce tankların yıkanması işlemlerinin yapıldığının kontrolü nasıl gerçekleştirilmektedir.?Ayrıca lisanslı tanker yıkama yerlerinin dışında yapılan tanker yıkama faaliyetlerine yönelik çalışmalarının olup olmadığı , bu konuda hangi kişi/kurum/kuruluşlara iş ve işlemler tesis edilmiş midir.?

-İlimizde faaliyet gösteren ve faaliyeti esnasında özellikle hava ve su kirliliği şikayetlerine konu olan ; ‘’taş ocakları ‘’ ile ‘’demir çelik’’ , ‘’kömür eleme ve paketleme ‘’,’’ağaç ve ağaç ürünleri’’, ‘’petrokimya ve boya ve tiner üretimi ‘’tesislerine  yönelik  olarak yapılan denetim faaliyetleri ve bu tesislere yönelik olarak aldırılan önlemlere ilişkin bilgi verilmesi ? Ayrıca ; bu konuda hangi kişi/kurum/kuruluşlara iş ve işlemler tesis edilmiş midir.?

-Sahipsiz atıkların toplanması ,taşınması ve bertarafı maliyetlerinin karşılanması hususunda ödenek oluşturulması hususunda çalışmalar yürütülmekte midir.?  

konularında  ve  TBMM Dilovası Araştırma Komisyonu’nun hazırlamış olduğu rapordan sonra yapılan çalışmalar alınan önlemlere ilişkin brifing alındı. Fabrikalarda yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen eksikliklere ilişkin  yapılması gerekenler müzakere edildi. 

  • Kocaeli Valiliği İl Çevre Müdürlüğü’ne yazı yazılarak hava kalitesinin belirlenmesi ile ilgili projeler hakkında ve yapılan denetimler ve çalışmalara ilişkin hazırlanan 11  soruya  ilişkin yazılı bilgi alındı.

  • Kocaeli Valiliği İl Çevre Müdürlüğü’ne yazı yazılarak Dilovası ilçesinde bacalarında Sürekli Baca Gazı İzleme Sistemi (SBİS) bulunan fabrikaların ,ölçüm cihazlarının düzenli çalıştırılıp,çalıştırılmadığı ,idari işlem uygulnıp uygulanmadığı ve bu sistemlere ait altı aylık verilere ilişkin yazılı bilgi alındı.

  • Kocaeli Büyükşehir Belediyesi  Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ve Atık Yönetimi Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen ve yapılması gereken çalışmalara ilişkin yazılı raporlar  alındı.

  • Dilovası Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nden TBMM meclisinin 1273 s. Sayılı araştırma raporunun tespit edilen sorunlar ve çözüm önerileri başlığı çerçevesinde yapılan çalışmalara ilişkin 28 sayfa ve ekleri olmak üzere  yazılı rapor alındı.

  • Komisyonun daveti üzerine Prof.Dr.Savaş Ayberk ‘ten  Kocaeli’nin çevre sorunları ve alınması gereken önlemlere ilişkin  bilgi alındı.

  • Kocaeli Büyükşehir Belediyesi  Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ile birlikte  yapılan çalışmalar ve incelemeler neticesinde komisyon raporu hazırlandı. 

  1. KOCAELİ’DE ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

  2. 1) KOCAELI İLI HAKKINDA

Kocaeli, Marmara Bölgesinde Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan kavşak konumundadır. Yüzölçümü 3.505  km² olan Kocaeli İlinin nüfusu 1.560.138’dir. Km²ye düşen nüfus miktarı 456 kişiye ulaşarak İstanbul’dan sonra ülkenin en kalabalık ili olmuştur. Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en küçük 7. ilidir.

1.1) Nüfus

Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 2010 yılı Kocaeli’nin genel nüfusu 1.560.138 kişidir. Yıllık nüfus artış hızına göre binde 24,48’dir.

1.2) Kocaeli’nin Aldığı ve Verdiği Göç Oranı
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre; 2009-2010 döneminde Kocaeli, Türkiye’deki tüm illerden toplam 64.503 kişi göç alırken, 49.379 kişi de göç vermiştir.    

Kocaeli’nin göç aldığı illerin başında 17.570 kişi ile İstanbul gelmekte, bunu 3.464 kişi ile Sakarya, 2.252 kişi ile Ankara ve 1.921 kişi ile Bursa izlemektedir. Kocaeli’nin göç verdiği illerin başında da 15.622 kişi ile yine İstanbul gelmekte, bunu 2.899 kişi ile Sakarya, 2.403 kişi ile Ankara ve 1.953 kişi ile Bursa izlemektedir. (TUİK 2010 yılı verileri)

1.3) Ulaşım 
Kocaeli’nin sanayileşmesinde en önemli etken, tüm ulaşım olanaklarına sahip olmasıdır. Kara ve demiryolu ağları ile yapılan taşımacılık  özellikle Avrupa ve Ortadoğu’ya yapılmakta olup, limanlar ile yapılan deniz taşımacılığı da önemli bir boyuta ulaşmıştır. İstanbul ve Bursa gibi önemli ticaret ve sanayi merkezlerine yakınlığı, yatırımlar açısından Kocaeli’ni öncelikli kılmaktadır. Kocaeli’nin şehir merkezi İzmit’in İstanbul’a uzaklığı 85 km’dir. İstanbul’un batı yakasında bulunan Atatürk Hava Limanı ve doğusunda faaliyet gösteren hemen yakınındaki Sabiha Gökçen Havalimanı ile dünyaya açılan Kocaeli, Ankara’ya da TEM otoyolu ile bağlıdır. Uluslar arası; İstanbul Atatürk Havalimanı 90 km. Sabiha Gökçen Havalimanı’na 50 km. mesafededir. Ayrıca; İlimiz sınırları içerisinde bulunan Cengiz Topel Havaalanı sivil uçuşlara da açılarak bizim dışımızda Sakarya, Bolu, Düzce ve Bilecik İlleri içinde önem kazanmıştır. 2’si Kamu Limanı (Derince ve Yarımca) ve 36 özel iskele ile deniz ulaşımı olanakları açısından tüm Anadolu’nun en iç noktasındadır. 

Yapımına başlanacak olan Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolu projesi, İzmit Körfezi’ni asma köprü ile bağlayarak ulaşımda önemli bir yere sahip olacaktır. 

1.4) Turizm
Uluslararası Fuar Merkezi, Kartepe’de kış turizmi, tracking, İzmit Körfezi, Sapanca Gölü, Karadeniz kıyılarında bulunan Kefken ve Kerpe’nin doğal güzellikleri ile Kocaeli aynı zamanda bir turizm kentidir. Ayrıca Karadeniz kıyıları önümüzdeki yıllarda ulusal ve uluslararası Turizm merkezi olmaya adaydır. Av turizmi açısından da Kocaeli çok elverişli bir konumdadır.

1.5) Ekonomik Yapı
Kocaeli Sanayi Odasına bağlı yaklaşık 2200 sanayi kuruluşu faaliyetini sürdürmektedir. Sanayi kuruluşlarının yaklaşık 153’ü yabancı sermayelidir. Sanayi kuruluşları ağırlıklı olarak Gebze, İzmit ve Körfez ilçelerinde toplanmıştır. 2009 yılı verilerine göre ise, 500 büyük sanayi kuruluşunun 82’si Kocaeli’nde yer almaktadır. Türkiye İmalat Sanayi Tüketim Mallarının %2,82’si, Ara Mallarının %22,03’ü ve Yatırım Mallarının %10,23’ü Kocaeli’nde üretilmektedir. 

Kocaeli’nde Gebze, Dilovası, İzmit ve Kartepe ilçelerinde otomotivden gıdaya çeşitli sanayilerin yer aldığı toplam 13 adet Organize sanayi Bölgesi(OSB) bulunmaktadır. Sanayi bölgeleri altyapı maliyetini düşürüp mahalli ve bölge ekonomisini hareketlendiren endüstriyel gelişim için etkili bir araçtır. Bu yönden bakılacak olursa sanayi bölgeleri toplumlara ekonomik ve sosyal yararlar sağlamaktadır. Fakat diğer yandan çevreye zararlı etkiler bırakarak toplumlara sağlık ve güvenlik tehlikeleri de yaratabilmektedirler. OSB’lerde görülen çevre sorunları işletmelerin kendi başlarına çıkardıkları çevre sorunlarından farklı değildir. Ancak kirlilikler miktar ve çeşit açısından farklılık göstermektedir.

Pek çok değişik sektörü barındıran organize sanayi bölgelerinden çıkan atık sular verildikleri dere, nehir v.s gibi alıcı ortamları kısa sürede kirletmekte ve bu suların geçtiği yerlerdeki tarım alanlarının zarar görmesine neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, Organize sanayi bölgelerinde bulunan tesislerde proses ısı ihtiyacı ve ısınma gibi ihtiyaçların karşılanması için yakma sistemleri kullanılmaktadır. Bu işlemlerde çoğunlukla kömür, fuel oil ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar kullanılmaktadır. Bu yakıtların yakılması neticesinde atmosfere kirletici gaz emisyonları atılmaktadır. Öte yandan, Organize sanayi bölgelerinde çok çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler yer aldığından dolayı atık türleri de farklılık göstermektedir. Genel olarak bu atıklar evsel nitelikli atıkların dışında kaplama ve metal işleme atıkları, reaktif atıklar, tekstil atıkları, boyalar, reçineler, atık yağlar, kirlenmiş kaplar, organik kimyasallar v.b olarak sıralanabilir. Organize sanayi bölgelerinden kaynaklanan diğer bir sorun olan gürültü genelde işletmelerde kullanılan makinelerden kaynaklanmaktadır. Ancak her bir tesisten çıkan gürültü genellikle kendi sınırları içinde kalmakta tüm OSB düşünüldüğünde ise uğultu şeklinde kendini göstermektedir.

Kocaeli Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kenti olup, imalat sanayi açısından ülke içindeki payı %13, dış ticaretteki payı ise %15,4’dür. Sektörlerin GSMH’sı %73,4 ile sanayiden karşılanmaktadır. Kocaeli’nde faaliyet gösteren önemli  sektörlerin Türkiye içerisindeki payı incelendiğinde ülke Kimya sanayinin %27’si Kocaeli’nden karşılanmaktadır. Kocaeli’nde faaliyet gösteren otomotiv ana sanayi firmaları 2009 yılında gerçekleştirdikleri 240.467 adetlik üretim ile Türkiye araç üretiminin %27.2’sini karşılamaktadır. Otomotiv sanayinin yanı sıra gelişmekte olan diğer önemli sektörlerimiz ise deniz taşıtları ve yat sanayi ile ICT bilişim sektörleridir. 

Bölgede yoğunlaşan sanayi kuruluşları ile birlikte, bilimsel araştırma ve geliştirme merkezleri de Kocaeli’nde yer almaktadırlar. Kocaeli Üniversitesi, bölge sınırındaki Sabancı Üniversitesi, Marmara Araştırma Merkezi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, TÜBİTAK, TSE Merkez Laboratuarları, TEKMER (Teknoloji Geliştirme Merkezi), TÜBİTAK Teknoparkı, GOSB Teknoparkı ve KOÜ Teknoparkı sanayinin teknolojik gelişmesine olanak sağlayacak kurum ve kuruluşlardır. (Kocaeli Sanayi Odası)

1.6) İklim
Körfez kıyılarıyla Karadeniz kıyısında ılıman, dağlık kesimlerde daha sert bir iklim hüküm sürer. Kocaeli ikliminin, Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş oluşturduğu söylenebilir. İl merkezinde yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı, zaman zaman karlı ve soğuk geçer. Kocaeli’nin Karadeniz’e bakan kıyıları ile İzmit Körfezine bakan kıyılarının iklimi arasında bazı farklılıklar göze çarpar. Yazın körfez kıyılarında bazen bunaltıcı sıcaklar yaşanırken Karadeniz kıyıları daha serindir.

 İl merkezinde ölçülen en yüksek hava sıcaklığı 41,6 D C (11 Ağustos 1970), en düşük hava sıcaklığı -8,7°C (4 Şubat 1960), yıllık ortalama sıcaklık ise 14,8°C’dir.

Karadeniz kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 1.000 mm’yi aşar. Bu miktarı güneye doğru gidildikçe azalır, İzmit’te 800 mm’nin de altına düşer (784,6 mm). Samanlı Dağlarının körfeze bakan yamaçlarında iklim Karadeniz kıyılarına benzer. Yağış miktarı da bu kesimde farklıdır. Rüzgârlar kışın kuzey ve kuzeydoğudan, yazları ise kuzeydoğudan eser.

1.7) Ekolojik Üstünlükleri
Kocaeli yarımadası iklim toprak bitki örtüsü ve su kaynakları yönünde Anadolu yarımadası içinde önde gelen bir yere sahiptir. Kocaeli yarımadasının batı yarısı İstanbul ili sınırları içerisinde kalmıştır. Bizim ilgi alanımız olan Kocaeli ili yarımadanın doğu bölümünde yer almaktadır. Kocaeli il alanındaki yarımada toprakları Karadeniz kıyıları ile güneyde İzmit körfezi arasında kalmaktadır. İklim yönünden çok elverişli özellikler taşımakta, verimli tarım toprakları, üstün biyo çeşitlilik sergileyen doğal bitki örtüsü ve ormanları, zengin su kaynakları ile binlerce yıldır insanları yerleşmeye, yaşamaya çeken bir alandır.

Binlerce yıl doğal dengesini korumuş ve kendi başına ekolojik sürdürülebilirliğini sağlamıştır. Kocaeli de her ekosistemin başına geldiği gibi insan baskısına yenik düşmüş ve doğal dengelerini yitirmiştir. Özellikle son 60 yılda yoğunlaşan insan baskısı sonucu bugün tüm değerlerini yitirme noktasına gelmiştir. Her şey daha olumsuz bir noktaya gitmeden, Kocaeli için köklü bir şeyler yapmak gerekmektedir. 

2) KOCAELI’NDE ÇEVRE SORUNLARINI OLUŞTURAN BAŞLICA ETKILER
-
İç göçlerinde desteklediği yerel nüfus artışı
-
Hızlı ve çarpık kentleşme
-
Sanayileşme
-
Karayolları ve yoğunlaşan trafik
-
OSB’lerin artışı
-
Doğal kaynakların ölçüsüz kullanılması 

3) KOCAELI’NDE GÖZLENEN BAŞLICA ÇEVRE SORUNLARI

  • Hava Kirliliği
    Su Kirliliği
    Gürültü Kirliliği
    Toprak Kullanımı ve Kirlilik Sorunları
    Doğal Bitki Örtüsü Üzerinde Oluşan Baskılar
    Atıklara ilişkin Sorunlar

4) KOCAELI ÇEVRE SORUNLARININ GÖZDEN GEÇIRILMESI
4.1) Hava Kirliliği
Hava Kirliliği ,havadaki katı,sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına ,canlı hayatına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek konsantrasyon ve süre ile bulunması şeklinde tanımlanabilir. Günümüzde çevre kirliliği açısından ülkelerin sanayi gelişimlerine paralel ,insan sağlığını tehdit eden en önemli problem haline gelmiştir.

Kağıt fabrikası ile başlayan ve önceleri küçük adımlarla ilerleyen Kocaeli’nin sanayileşme serüveni 1960’ı izleyen yıllarda planlı kalkınma döneminin getirdiği özendirici önlemlerle, daha hızlı ve büyük adımlarla ilerleyen bir olaya dönüşmüştür. Farklı endüstrilere ev sahipliği yapan İlimiz, Ülkenin önemli rafineri, petrokimya, demir-çelik, kimya, gübre, orman ürünleri, akaryakıt ve gaz dolum, atık geri kazanım ve enerji tesisleri yanı sıra birçok işkolunda faaliyet gösteren işletmeleri sınırları içerisinde bir araya toplamıştır. İzmit Körfezi’ne ve İstanbul’a olan yakınlığı gibi etkenler de bölgenin sanayi adına cazibe merkezi olmasını desteklemiştir. Bölgemizdeki endüstri yoğunluğu nedeniyle hava kalitesi açısından özel dikkat gösterilmesi gereken hassas bölgelerden birisidir. Endüstrilerin farklılığı emisyonların da farklılığı anlamına gelmektedir. Sanayi ve enerji üretim tesisleri açısından bakıldığında; bu tesislerin faaliyeti sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonlar hava kirliliği yönünden önemli katkı oluşturmaktadır.

Bununla birlikte; sanayileşmenin getirdiği çalışan nüfusun baskısı konutlaşmayı hızlandırmıştır. Sanayileşme ve konutlaşma sarmalının getirdiği üretim ve ısınma gereksinimi tüm yıla yayılan, kış aylarında yoğunlaşan bir hava kirliliği sorununu getirmiştir. Kömür yanması sonucu; partikül madde, karbon monoksit, kükürt dioksit ve azot oksitler gibi kirleticiler hava kalitesine olumsuz katkı yapmaktadır. Ancak; evsel ve endüstriyel kaynaklarda ısınma kaynaklı kirlenme doğal gazın yaygınlaştırılması ile büyük çapta denetim altına alınmıştır.

Ayrıca; Türkiye karayolu ağında trafik yoğunluğunun en yüksek olduğu kesim Marmara Bölgesi, bölge içinde de en yoğun eksen İstanbul-Kocaeli-Sakarya/Bursa güzergahıdır. Bölgemiz içerisinden geçmekte olan transit ana yollar ile birlikte bu yolların etrafında yer alan bağlantı yolları ve şehir içi trafiği oluşan kirlenme de büyük önem arz etmektedir. Trafikten kaynaklanan kirlilik iki grup altında incelenmesi gerekmekte olup, bunlar; trafikte seyreden araçların egzozlarından kaynaklanan emisyonlar ve yolların yapısından kaynaklanan emisyonlardır.

İlimizde; hava kirliliği problemlerinin oluşmasında, yukarıda ifade edilen kaynaklardan atmosfere verilen kirleticilerin miktarları kadar atmosferde gerçekleşen meteorolojik olayların da payı vardır. Çünkü bacalardan atmosfere verilen kirleticiler, kirlenmeden etkilenecek alıcılara ulaşıncaya kadar atmosferdeki değişik mekanizmalarla yatay ve düşey yönde taşınarak seyrelmeye uğrarlar. Seyrelme oranları meteorolojik koşullara bağlı olarak değiştiğinden, maruz kalınan kirlilik konsantrasyonları da değişir. Hava kirlenmesi oluşumlarında etkili olan meteorolojik olayları etkileyen faktörler basınç, rüzgâr, nem, enversiyon ve sıcaklıktır. 

Tüm bunların yanı sıra; 19. yüzyılın ortalarından itibaren, doğal dengenin bozulması; fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, hızlı nüfus artışı, enerji üretimi gibi etkinlikler sonucunda atmosfere salınan gazların sera etkisi oluşturması; sıcaklığı arttırarak küresel ısınmaya sebep olmaktadır. İklimdeki önemli değişimler ve bunun etkileri şimdiden küresel ölçekte görülmeye başlanmış olup, bu etkilerin gelecekte daha da belirgin hale gelmesi beklenmektedir. Bugün gelinen nokta itibariyle, iklim değişikliğinden etkilenmeyecek ülke ve bölge olmadığı artık kabul edilmektedir. Bugün gelinen nokta itibariyle iklim değişikliği; doğal çevre, şehir hayatı, kalkınma, tarım, gıda, temiz su kaynakları ve sağlık başta olmak üzere hayatımızın her safhasını etkilemekte ve yönetimlerin bu konularda çözüm çabalarını arttırmalarını zorunlu hale getirmektedir.

4.2) Su Kirliliği
Doğal olarak kirlenmemiş bir su ortamında bulunan canlılar o su ortamıyla belirli bir denge içindedirler. Dıştan gelen herhangi bir olumsuz etken suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek su kirliliği diye adlandırılan olayı ortaya çıkarır. Söz konusu özellik değişmeleri aynı zamanda sularda yaşayan canlı varlıkları da etkiler. Böylece su kirlenmesi sudaki (akarsular, göller, denizler, yeraltı suları) ekolojik dengeleri bozar ve giderek suların kendi kendini temizleme kapasitesinin azalmasına sebep olabilir. 

Kocaeli’nde su kirliliği büyük çapta İzmit Körfezinde oluşan kirlilik ile gündeme gelmekte olup özellikle 1970’li yıllarda başlayan sanayileşme ve nüfus artışı kirliliğin nedenleri olmakla beraber bu durum bölgede yaşayanlar için katlanılması güç bir koku kaynağı olmasının yanı sıra deniz ürünlerinin yaşaması yönünden de kısıtlayıcı bir ortam oluşturmuştur. İzmit Körfezi kuzey kıyısı, yarımadanın Kocaeli sınırları içinde kalan güney yarısından kaynaklanan küçük dereler iki yanlarındaki yerleşim ve küçük çaptaki üretim tesisleri nedeniyle kirlenmekte ve kirliliklerini körfeze taşımaktadırlar. Kentsel alanda, yüzeyde oluşan tozlar, tozlara tutunmuş kirleticiler ile lastik aşınması sonucu ortama yayılan lastik tozları, benzin istasyonlarında oluşan yağ ve petrol atıkları, karayolu ve otoyollarda oluşan yağ, benzin, mazot damlacıkları yağmur suları ile taşınarak su kaynaklarını kirletmektedir. Sonuç olarak İlimizde su kirliliğine etki eden unsurlar; sanayileşme, şehirleşme, nüfus artışı ve tarımsal faaliyetler olarak gruplandırılabilir.

Ancak; son yıllarda yapılan çevre yatırımları arasında yer alan Körfezi kuşaklayan kolektör hatları ile birlikte arıtma tesisleri ve su kirliliğinin önlenmesine yönelik yapılan sıkı denetimler sonrası İzmit Körfez’inde önemli değişimler görülmektedir. Ayrıca; Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından TÜBİTAK MAM ile birlikte yürütülen "İzmit Körfezi Su Kalitesinin İzlenmesi Projesi"nin sonuçları da bu değişimi desteklemektedir.

4.3) Gürültü Kirliliği
İnsanlar üzerinde olumsuz etki yapan ve hoşa gitmeyen sesler gürültü olarak tanımlanmaktadır. İlimiz coğrafi konum olarak Avrupa ve Asya Kıtası arasında bağlantı noktası olması sebebiyle demiryolu, karayolu ve denizyolu taşımacılığı yoğun bir şekilde yapılmakta olduğundan trafik kaynaklı gürültü İlimizde yaşanan gürültü kirliliğinin en önemli nedenlerindendir. Bunun yanı sıra; İlimiz sınırları içerisinde bulunan endüstri bölgelerinin konut alanlarının yakınında yer alması, endüstriyel kaynaklı gürültünün etkilerini de arttırmaktadır. Sonuç olarak İlimizde gürültü kirliliğine etki eden unsurlar; trafik, endüstri ve kısmen eğlence yerlerinden kaynaklanan gürültü olarak gruplandırılabilir. 

Ülkemizde gürültü probleminin çözülmesine yönelik olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından organize edilen “AB IPA 2009 Programı” “Çevresel Gürültü Direktifinin Türkiye’de Uygulanması İçin Kapasite Güçlendirilmesi” adı altındaki projeye yapılan protokol ile Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı da katılmış olup, bu projeye 2012 yılının ikinci yarısında başlanılması Bakanlık tarafından planlanmaktadır. 30 Ay sürmesi planlanan bu proje kapsamında; İlimiz genelinde tüm gürültü kaynakları (trafik, liman, endüstriyel) için stratejik gürültü haritalarının hazırlanması ile birlikte hazırlanan harita doğrultusunda gürültü seviyesinin azaltılması da dâhil olmak üzere gürültü ile ilgili hususlar ve gürültünün etkileri ile baş etmeye yönelik eylem planlarının da hazırlanması beklenilmektedir.

4.4) Toprak Kullanımı ve Kirlilik Sorunları
İlimizde; 1970’li yıllardan itibaren görülen sanayileşme ve hızlı nüfus artışı köyden kente göçü arttırarak yeni yerleşim alanlarının oluşmasına neden olmuştur. Bunun sonucu, şehirde plansız ve kontrolsüz yapılaşmalar olmuş ve yerleşim alanları verimli tarım arazilerine yayılmıştır. Böylelikle; Kocaeli İli’nin arazi varlığı ve tarım alanları; amaç dışı olarak konut, sanayi ve kamu yatırımları olmak üzere farklı alanlarda kullanılmıştır. Bu nedenlerden dolayı; toprak üzerinde baskılar artmakta ve kullanılabilir toprak alanları daralmaktadır. 

Toprak kirlenmesi ise, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilmektedir. Toprak sistemi ilişkili olduğu su ve hava sistemlerinin içerdiği kirletici unsurlar için son depolama noktasıdır. Diğer taraftan toprak, karasal ekosistemin taşıyıcı unsurudur ve toprak kalitesindeki değişim, gerek doğal ve gerekse tarım ekosisteminin verimliliğini etkilemektedir. Ayrıca; tarım ilaçları ile birlikte gübrenin yoğun ve bilinçsiz kullanımı doğal dengenin bozulmasına neden olmaktadır.

4.5) Doğal Kaynaklar Üzerinde Oluşan Baskılar
Özellikle 1970’li yılardan sonra İlimizdeki mevcut çevre sorunlarına neden olan hızlı nüfus artışı, düzensiz kentleşme, sanayileşme gibi etkenler, doğal kaynakların sağlıklı bir biçimde korunamamasına da neden olmuştur. Nüfus artışı, kaynaklar üzerinde talebi etkileyen ve çevrenin bozulmasına yol açan önemli faktörlerden biridir. Bu nüfus artışı karşısında tüm tüketim ihtiyaçlarının artması, alışkanlık ve beklentilerin de değişmesi ile birlikte, doğal kaynakların yetersiz kalması, çevrenin ve ekolojik dengenin de bozulması kaçınılmazdır. Kentsel mekanlardaki yığılmaların ve düzensiz kentleşmenin hava, su, toprak gibi doğal kaynakların kirlenmesinin yanında yol açtığı, tarihi kentsel dokunun yok edilmesi, ormanların tahribi ile tarımsal arazilerin kullanımı, kıyı tahribatı ve benzeri sorunlarla, insanların sağlıklı doğal yaşam ortamları da olumsuz yönde etkilenmektedir. Artan nüfusa paralel olarak giderek artan tüketim talebini karşılamaya yönelik üretim çabaları ile sanayileşme, çevrenin daha geniş alanlarda çok miktardaki doğal kaynağının seferber edilmesini, daha uzunca bir süre içinde daha çok sayıda işleme tabi tutulmasını ve daha genişçe bir alana dağıtılmasını gerekli kılmakta bu da hızla tüketilen doğal kaynaklarla birlikte bazı çevre problemlerini beraberinde getirmektedir. 

Bunların sonucunda; ekosistemde varolan denge koşulları zorlanmaktadır. Doğal gelişim hızının aşılması ve dengenin bozulması ile ortaya çıkan atıkların sistem tarafından kendi kendini temizleyemediği, mutlaka insan müdahalesinin gerektiği bir yapı oluşmuş ve insanlığı tehdit eder bir boyuta ulaşan çevre sorunlarına karşı artık toplumlar ciddi çözüm yolları üretmek zorunda kalmışlardır. 

4.6) Atıklara İlişkin Sorunlar
Ülkemizde son yıllarda hızlı kentleşme ve sanayileşme sonucu atık miktar ve çeşidinin artması çevre sorunlarının yaygınlaşmasına neden olduğundan atık yönetimi kavramı ortaya çıkmıştır. Evsel katı atıklar ve endüstriden kaynaklanan atıklar, bir çok ülkenin sorunu olduğu gibi Türkiye’ninde en önemli çevre problemlerinden biridir.

Etkin ve sürdürülebilir bir atık yönetimi, yönetim sisteminde yer alan her bir unsurun ekonomik ve çevresel yönden başlangıçtan nihai bertarafına kadar sürekli olarak irdelenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle atık yönetiminde temel politikanın; öncelikle atıkların kaynağında ayrı azaltılması, kaçınılmaz olarak ortaya çıkan atıkların ayrı toplanması ve geri kazanılarak yeniden kullanılması, bunun mümkün olmadığı durumlarda da nihai bertarafının sağlanmasıdır.

İdeal bir atık yönetimi sisteminin gerçekleştirilmesi uzun vadeli bir hedef olarak kurgulanmalı; bu şekildeki ideal çözüm arayışlarına ek olarak, kısa ve orta vadede de sistemin iyileştirilmesi ve çevre üzerindeki tahribatın mümkün olduğunca önlenebilmesi için ara politikalar geliştirilmelidir. Bir başka deyişle atık minimizasyonu, tekrar kullanım ve geri dönüşüm için hiçbir şey yapmamanın maliyeti, yapılacak yatırım maliyetinden daha fazla olacaktır. Köklü ve kalıcı çözümlerin ertelenmesi ve mevcut sistemin sürdürülmesi, çok büyük ölçüde kaynak israfını kaçılmaz kılmaktadır. Bir başka deyişle; kalıcı çözümler için gerekli yüksek maliyetli yatırımlardan kaçınılması, bu maliyetlere katlanılmasını sadece kısa bir dönem için erteleyebilecektir.

Hali hazırda imalat sanayi olarak ülke ekonomisinin büyük bir kısmını oluşturan İlimizde, kirletici vasfı yüksek sanayi kuruluşlarının faaliyetleri sonrası “tehlikeli atık” kapsamında yer alan atıklar ile birlikte özel yönetimi gereken atıkların doğru yönetimi (atık yağlar, elektronik atıklar, atık pil ve akümülatörler, ambalaj atıkları vb.) büyük önem arz etmektedir. 

Sanayinin lokomotifi olan İlimizde, 1990’lı yıllarda çalışmaları başlatılan “İzmit Entegre Çevre Projesi” kapsamında evsel ve endüstriyel nitelikli katı atıklar ile klinik ve tehlikeli atıkların bertaraf edilmesi amacıyla tesislerin (İZAYDAŞ) kurulmuş olması Kocaeli İlini örnek bir noktaya getirmiştir. Bununla birlikte; günümüz itibariyle sağlık kuruluşlarında oluşan tıbbi atıkların toplanması, taşınması ve sterilizasyonu/bertarafı konusunda ve gemi ve deniz araçlarından kaynaklanan atıkların alınması, depolanması ve bertarafı konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olup, bu konularda yapılan çalışmalar ülkemize örnek teşkil etmektedir.

Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin korunması ve bu konuda farkındalık oluşturulması maksadıyla; yenilebilir enerji kaynaklarına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında katı atık düzenli depolama alanlarında oluşan gazdan elektrik enerjisi eldesi ve bitkisel ve hayvansal kaynaklı atıklardan biyogaz eldesine yönelik projelerin yanı sıra; İlimiz genelinde ambalaj atıkları, atık piller, kızartmalık atık yağlar, elektronik atıklar vb. nitelikli geri kazanılabilir türdeki atıkların kaynağında ayrı toplanmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.

5) BAŞLICA SORUN ODAKLARI
5.1) Dilovası
Dilovası; çevre sorunları alanında en çok konuşulan konulardan birisi olmuştur. Son 10 yıldır basında sürekli yer almakta ve yoğun biçimde tartışılmaktadır. 1955 yılında Ankara-İstanbul karayolunun Dilovası’ndan geçmesiyle başlayan hareketlenme, 1970’li yıllarda arazilerin parsellenerek satılmasıyla sürmüş ve 1980 ve 1990 lı yıllarda sanayileşme adımları hızlanmıştır. Sanayileşmenin ilerlemesine bağlı olarak yöre yoğun biçimde göç almıştır. Göçler bağlı olarak yoğun bir konutlaşma başlamış ve yamaçlar yerleşim alanı olmuştur. 2000’li yıllarda Dilovası ülke basınının gündemine oturmuştur. Günümüzde de ülke gündeminde olmayı sürdürmektedir.

İlçede yaşanan çevre ve sağlık sorunlarının kaynağını ve çözüm yollarını araştırmak üzere 2004 yılında Valilik Çevre Orman İl Müdürlüğü eşgüdümü ile oluşturulan Kocaeli Üniversitesi, Gebze İleri teknoloji Enstitüsü, TÜBİTAK-MAM uzmanlarından oluşan kurul alanda ilk inceleme çalışmalarını başlatmıştır. Yaklaşık 170 tesis incelenmiş ve 47 tesis sorunlu bulunmuştur. Daha sonra sorunlu tesisler yakın ve ayrıntılı incelemeye alınmış alınması gereken önlemler belirlenmiştir. Anlık izleme sistemi kurularak 24 saat veriler izlenmeye başlanmıştır. 2006 yılında Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuş ve Dilovası İlçesinin sorunları hakkında rapor hazırlanarak alınması gereken tedbirler belirlenmiştir. Ayrıca; 07.04.2011 de Sağlık Bakanlığı Kanser Araştırma Daire Başkanlığı öderliğinde bir toplantıda çeşitli üniversitelerin tıp fakülteleri ve çevre birimleri öğretim üyelerinin çoğunlukla katıldığı bir toplantıda konu çeşitli boyutlarıyla tartışıldı ve büyük bir projenin başlatılmasının ilk adımları atıldı.

Bugünkü haliyle “ıslah edilmiş” bir organize sanayi bölgesinin bulunduğu ilçede yaşanan çevre sorunlarının, ülke gündeminde yer alması, konunun tüm taraflarca yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Zira, Dilovası’nda yer alan liman isletmelerinin, fabrikaların ve deponi alanlarının doğal çevre, tarihi doku ve toplumsal sağlığa olan olumsuz etkilerinin yanı sıra; Dilovası’nda yaşanan kaçak yapılaşma süreci, hazine arazilerinin işgali ve göçle gelen grupların kent yaşamına katılma ve kamusal hizmetlere ulaşmada yasadığı sorunlar, çözüm bekleyen baslıca konular olarak karsımıza çıkmaktadır. Jeostrateijk açıdan değerlendirildiğinde kavsak bir ilçe olma niteliği taşıyan Dilovası, bu hâkim konumu gereği, sanayi yatırımlarını ve göç gruplarını çeken bir odak konumunda olmuş ve bugünkü haliyle yeni değerlendirmelere ihtiyaç duyacak duruma gelmiştir. Dilovası’nda yaşanan sıkıntılı süreçlerin aslında gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sanayileşme süreçleri ile paralellik gösterdiğini ifade etmek yerinde olacaktır. Sanayileşme ile paralel olarak ortaya çıkan çevresel ve toplumsal sorunlar bir noktaya kadar doğal süreçlerdir. Ancak Dilovası’nda ortaya çıkan bazı sorunların ilçenin coğrafi özelliklerinden kaynaklanması, durumu daha da ağırlaştırmıştır. 

Neler  Yapılabilir ?
1-Dilovası beldesi bir an önce doğalgaz kullanımına geçmeli.
2-SBİS sistemin daha yaygın ve etkin hale getirilmesi sağlanmalı..
3- Dilovası çukur bir bölgede olduğu için , temiz hava akımını  sağlayacak sistemler kurulmalı.
4-Çevre kirliliği haritası çıkarılmalı 
5-Görüntü estetiğini bozan binalar düzenlenmeli 
6-Modern toplu konutlar yapılmalı 
7-Dış görünüşü bakımsız olan fabrikalar kendilerine çekidüzen vermeli.
6- Yeşil alanlar artırılmalı.

5.2) Organize Sanayi Bölgeleri
Ülkemizde nüfus yoğunluğu ortalaması, kilometrekareye 96 kişidir. Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en küçük 7. ili olan Kocaeli’nde aynı oran 432 kişidir ve bu sayı planlama öngörülerinin gerçekleşmesi halinde 2023 yılında 1100 kişi olacağı söylenmektedir. Toplam OSB alanları açısından, Kocaeli yine en küçük yüzölçümünde, en çok OSB alanına sahip kenttir. Kısaca, Kocaeli’nin diğer kentlere oranla az olan topraklarına nüfus ve sanayi yığılmıştır. Kente dair hızla gelişen ve bizim sorun olarak adlandırdığımız ardı sıra gelen yatırım talepleri giderek çoğalmaktadır. Ancak bu yatırımcılar; mevcut altyapısı tamamlanmış OSB’lerini tercih etmeyerek farklı alanlara yönelmektedirler. Ayrıca; bazı OSB alanlarında amaç dışı faaliyet konusuna sahip tesislerin bulunması da olumsuzluklara neden olmaktadır.

Bu doğrultuda; OSB Kanununda öngörülen “sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmeleri ve geliştirilmelerini” sağlamak şeklinde özetleyebileceğimiz OSB amaçlarından beklenen sonucun tam anlamıyla gerçekleştiği söylenemez.

Sürekli olarak tartışılan konulardan biri de OSB’lerde faaliyet gösteren işletme ve işyerlerinin denetimi konusudur. Bilindiği üzere; Gayrisıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek Belediyelerin görev ve yetkisinde iken yapılan değişikliklerle Belediyeler OSB’lerde GSM’lere ruhsat verme ve denetim yetkilerini kaybetmiş, yeni düzenlemeyle yetki ve görev OSB tüzel kişiliğine verilmiştir. Özellikle; kent yaşamı ve kentleşme için vazgeçilemez unsur olarak varlığı kabul edilen yerel yönetim birimlerinden olan belediyelerin, şehir ekonomisi, yerleşimi, çevre ve sağlık koşulları, ulaşımı, hayat kalitesi ve daha pek çok faktör üzerinde etkisi olan; ‘faaliyeti sırasında çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek müesseseler’ olarak tanımlanan GSM’ler (Gayri Sıhhi Müesseseler) üzerinde denetim yetkisine  sahip olmaması eleştirilmektedir.

Diğer bir eleştiri konusu ise; OSB’lerde Bölge Müdürlüklerinin mevcut kapasiteleriyle ve sayıları oldukça sınırlı teknik personel ile denetim görevini yerine getirip getiremedikleridir. Bu manada ruhsatlandırma faaliyetinin yanı sıra, periyodik ve risk odaklı olarak yapılması gereken denetimlerin etkinliği ve performansı da tartışma konusu olmaktadır. Ruhsatı veren ile denetleyenin aynı kişi olması da tartışmanın farklı bir boyutunu ihtiva etmektedir. Mevcut durumda girişimci ve sanayicilerin, faaliyetlerine engel teşkil eden, süreci uzatan, zorlaştıran, yıldıran uzun bürokratik süreçten kurtarılmasına yardımcı olmuş OSB düzenlemelerinin, bir yönüyle yan etkileri ortaya çıkmaktadır. 

6. SONUÇLAR VE ÖNERİLER
1. İlimiz Dilovası İlçesinde; hava, su ve toprak gibi alıcı ortamlara yönelik çevre kirlilik envanterinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ivedilikle oluşturulması, bu doğrultuda; çevrenin korunması, sorunların çözümü ve çevre kalitesinin iyileştirilmesi yönünde gerekli olan stratejilerin belirlenmesinin sağlanması, ayrıca; yeni kurulmak istenen veya kapasite artışı talep eden tesislere izin verilmesi aşamasında belirlenecek bu stratejik planların dikkate alınması,  

2. “1. Madde”de sözü edilen çalışmanın tüm İli kapsayacak şekilde genişletilmesinin ilgili kurum tarafından sağlanması,

3. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen ve AB tarafından desteklenen “Marmara Bölgesinde Hava Kalitesi Alanında Kurumsal Yapılanma Projesi”nin uygulanmasına yönelik projenin bir an önce hayata geçmesinin sağlanması, özellikle organik gaz emisyonlarının ölçüm ve izlenmesinde süreklilik kazandırılması

4. İlimizde çevre ve insan sağlığını korumaya yönelik olarak uygulanmakta olan otomatik baca gazı izleme sistemi, büyük ölçekli ve kirletici vasfı yüksek olan bazı sanayi tesislerine ait bacalardan çıkan gazları kayıt altına almaktadır. Bu doğrultuda izlenen tesis ve parametre sayısının arttırılmasının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından sağlanması, 

5. İlgili kurumlar tarafından küçük-büyük bakılmaksızın tüm tesislerde Kalite Yönetim Sistemi, Çevre Yönetim Sistemi, Gıda Güvenlik ve Yönetim Sistemi Belgelerinin alınması için gerekli önlemlerin aldırılması, bu alanda eğitimlerin verilmesi ve gerekli desteğin sağlanması,

6. Toprak koruma politikasının geliştirilmesi yolunda, öncelikle toprağa yönelik tehditlerin belirlenip, toprak özelliklerine ve sınıflarına bağlı kullanma ve işletme potansiyelinin ortaya konması. Ayrıca mevcut yasa ve yönetmeliklerin sağladığı yetkiler çerçevesinde verimli toprakların korunması ve toprak koruma stratejilerine göre uyarlanmasının sağlanarak toprağı ilgilendiren tüm sektörleri bütünleşik bir biçimde dikkate alan yeni toprak koruma politikaları oluşturma çalışmalarının başlatılmasının ilgili kurumlar tarafından sağlanması, 

7. Arazi ve doğal kaynaklarla ilgili planlama, uygulama, değerlendirme, kontrol, izleme ve eşgüdüm mekanizmaları güçlendirilerek; tarım ve orman arazilerinin amaç dışı kullanımının engellenmesi, ayrıca; orman koruma ve yeniden ormanlaştırma, erozyon kontrolü ve çayır/mera ıslahı için gerekli çalışmaların başlatılmasının ilgili kurumlar tarafından sağlanması, 

8. Ülkemizdeki çevre yönetiminin etkinliği açısından gerçekleştirilen yasal düzenlemelerle, çevre koruma adına başarılı hamleler yapılmış olmasına rağmen, ilgili düzenlemelerdeki bazı sınırlamalar, boşluklar ve kapalı ifadeler çevre yönetiminin etkinliğinde sorunlara neden olmakta, çevre yönetimiyle ilgili kurumlar arasındaki sorumlulukların açık ve kesin olarak belirlenmemiş olması, özellikle 1uygulama noktasındaki etkinliği azaltmaktadır. Bu nedenle; doğal kaynakların korunmasında çevre yönetiminin etkinliğinin sağlanabilmesi için, oluşturulacak yasal düzenlemeler ile çevre yönetimi konusunda yerel yönetimlerin doğrudan katılımının sağlanması çevresel kontrol ve denetim mekanizmalarının ,yerel yönetimlerin daha etkin ve yetkili kılmak için , yerel yönetimlere bırakılmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlar tarafından başlatılması ,

9. Gemiler tarafından taşınan istilacı türler uluslararası denizciliğin en önemli sorunlarından biri olmakla beraber, istilacı türlerin oluşturduğu problem son yıllarda artan deniz taşımacılığı ve ticareti ile yakından ilgilidir. Türkiye kıyıları ile birlikte İzmit Körfez’imiz maruz kaldığı yoğun deniz trafiğinden dolayı en hassas kıyılardan biridir. Bu konuda; ilgili birimler tarafından bir takım çalışmalar başlatılarak somut bir adım atılması gerekmekte olup özellikle etkin bir balast yönetimi ve balast suları ile taşınan zararlı sucul organizmaların ve patojenlerin zararlarının azaltılması için ulusal mevzuatın öncelikli olarak belirlenerek; balast yönetimi, denetimi ve etkin uygulanması için tedbir ve mekanizmalar oluşturulmasının Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları tarafından sağlanması,

10. İlimiz sınırları içerisinde yeni yatırım taleplerini değerlendirirken, öncelikle kapasitesi yeterli olan ayrıca yapılacak yatırımın faaliyet konusuna uyumlu OSB alanlarının tercih edilmesinin Bilim, Sanayi ve Teknoloji ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları tarafından sağlanması, dağınık kömür tesislerinin OSB’de toplanması, ayrıca kömür OSB’nin çevre riskleri yönünden daha yakından değerlendirilmesi ,

11. OSB’lerde yer alan işyerlerinin etkin bir şekilde denetlenmesinin sağlanması amacı ile; genel anlamda katkı sağlayabilecek konumda olan paydaşların da dâhil edildiği ortak denetim modelinin oluşturulmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlar tarafından başlatılması,

12. İleri Biyolojik Arıtma Teknolojisine sahip olmayan kentsel atıksu arıtma tesislerinin, atıksu deşarjlarından kaynaklanan azot ve fosfor yüklerini azaltılmasının sağlanması yönünde; mevcut arıtma tesislerinde kullanılan teknolojilerin gözden geçirilerek, arıtımın daha etkin duruma getirilmesi, azot ve fosfor arıtımının en üst verimlilikte sağlanması, gerekiyorsa ileri arıtma teknolojilerine geçilmesinin İSU Genel Müdürlüğü tarafından sağlanması,

13. İlimiz genelinde şehrin muhtelif yerlerine atılan sahipsiz atıkların, bulunduğu yerden usulune uygun olarak kaldırılması, taşınması ve bertaraf maliyetlerinin karşılanması konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde ödenek oluşturulmasına yönelik bir çalışma başlatılmasının sağlanması,

14. Alıcı ortamları doğrudan tehdit eden atık dökümlerinin engellenmesi ve atıkların güvenli bir biçimde geri kazanım/bertaraf tesislerine yönlendirilmesine ilişkin atık üreticilerine yönelik denetimlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve/veya taşra teşkilatı tarafından sıklaştırılmasının sağlanması,

15. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen ve AB tarafından desteklenen “AB IPA 2009 Programı” “Çevresel Gürültü Direktifinin Türkiye’de Uygulanması İçin Kapasite Güçlendirilmesi” adı altındaki projenin uygulanmasına yönelik projenin bir an önce hayata geçmesinin sağlanması,

16.  Uzun yıllardır gündemimizi işgal eden BHC sorununun ivedilikle çözümüne gidilmesi, 

17. Sağlık Bakanlığı tarafından ilimizde kanser öncelikli olarak yürütülmesi planlanan çevre kirliliği izleme, denetleme ve kontrol projesi ile yakından ilgilenilerek kanserle ilgili veri tabanı oluşturulması ve güncellenmesi sağlanması ve sürekli izleme yapılması,

18.  Kocaeli ili önemli sanayi yangınları ve patlama gibi olayları yaşamaktadır. Edinilen deneyimler ışığında sanayi yangınları vb. olumsuzlukları önleyici adımlar atılmalıdır. Bu konuda ilgili kurumlar arasında sürekli izleme ve eşgüdüm çalışmaları yapılması,

19.  İzmit Körfezi’nin duyarlı bir ekosistem olduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Bu çerçevede kıyı yapılanmaları özellikle limanlar ve kıyı dolgularının ekolojik dengeler üzerine getireceği baskının  önemsenmesi ,

20.  Aşağıda belirtilen 4 başlığın çevre ile ilgili tüm çalışmaların kapsamına alınması, bilgi toplanması ve özenle izlenmesi ,

Benzin İstasyonları
Otoparklar ve Araç Yıkama Alanları
Sanayi Siteleri
Sanayi Alanı Dışında Kalan Üretim Tesisleri

21. Kamuoyunun tepkisine neden olan toz yayıcı tesislerin standart değerleri bölgenin duyarlılıkları ve konumu göz önüne alınarak Bakanlıkla işbirliği içinde yeniden düzenlenmesi, 

22. Ağırlıklı olarak Gebze ve Dilovası Bölgesinde  faaliyette bulunan taş ocaklarının kırma-eleme işlemlerini kapalı mekanlarda gerçekleştirmesi,oluşan tozları filtre etmesi ,faaliyetin tamamlanmasından sonra arazinin rehabilite edilmesinin sağlanması ile ilgili denetim faaliyetlerinin artırılması ,bu bölgede yeni maden arama ruhsatı verilmemesi  ve işletme süresi biten ocakların ruhsatlarının iptal edilerek kapatılması için bakanlık nezdinden girişimlerde bulunulması ,

23. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın verdiği bilgiler ışığında ;

  1. Emisyon denetimi,idari yaptırım ve emisyon izni verme yetkisi,
    2-Atıksu denetim,idari yaptırım,atıksu deşarj ve derin deşarj izin belgesi verme yetkisi
    3-Yakıt denetimi,idari yaptırım uygulama ve kömür satış izin belgesi verme yetkisi,
    4-Gemilerden atık alınması ve atıklarının kontrolünün denetimi ve idari yaptırım uygulama yetkilerinin devralınması için bakanlık nezdinde girişimlerde bulunulması ,

24. Komisyon raporunda belirlenen çözüm önerilerine ilişkin yapılacakların somutlaştırılarak , KBB ve ilçe belediyelerinin stratejik planlarında yer verilmesi, Kocaeli ilimizin çevresel sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin hazırlanan rapor,  ortak komisyonumuz tarafından uygun bulunmuştur. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.