Tutuklu Aile Dayanışma Ağı Kurdular
Tutuklu Aile Dayanışma Ağı Kurdular
KOCAELİ HABERİ
19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmmaoğlu ve diğer tutukluların mağduru aileler tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı dün İstanbul Saraçhanede bir araya gelereek seslerini yükselterek tepkilerini dile getirdiler..
Dilek İmamoğlu bu önemli buluşmasındaki konuşmasında şunları ifade etti;
"Bu zor zamanlarda bir arada olmak, yalnız olmadığımızı bilmek hepimize güç veriyor, umut veriyor, nefes oluyor. Bugün burada Aile Dayanışma Ağı çatısı altında buluştuk. Hepimiz, haksız ve hukuksuz biçimde özgürlüğünden mahrum bırakılan birinin yakınıyız.
Bir annenin, bir babanın, bir eşin, bir kardeşin, bir evladın yerini dolduramazsınız. Bizler her gün, ailemizden bir kişi eksik yaşıyoruz. Evimizde bir sandalye boş, soframızda bir tabak eksik… Ve kalbimizde dinmeyen bir özlemle yaşamaya çalışıyoruz. Ama bu özlem sadece sevdiklerimize değil, adalete ve demokrasiye de duyduğumuz özlemdir. Çünkü çok iyi biliyoruz: Adalete kavuştuğumuzda, sevdiklerimize de kavuşacağız.
Bugün öyle bir noktadayız ki, tarihte benzeri az görülmüş bir biçimde, hukuki süreçler sadece bireyleri değil, tüm aileleri hedef alıyor. Operasyonlar anneye, babaya, kardeşe kadar uzanıyor.
Oysa biz, aileye el uzatılmaz diye büyüdük. Aile bizim en kutsal değerimizdir. Ama bugün; çocuklar babasız, anneler evlatsız, eşler sevdiklerinden uzakta bırakılıyor. Tutuklular, ailelerinden uzak cezaevlerine sürülüyor.
Bir annenin, ağır hasta evladını sadece hastane penceresinden görebilmesine bile tahammül gösterilmiyor. Kadın tutuklular çocuklarından ayrı, yerde yatıyor. Babalar çocuklarının doğumunu, büyümesini sadece hayal edebiliyor.
Hastalar bakımsız, yaşlılar çaresiz…
Ve biz, her gün bir çocuğun “Anne, babam nerede?” sorusuna, boğazımız düğümlenerek cevap veremiyoruz. Bu sadece bir annenin, bir babanın, bir çocuğun değil; hepimizin, tüm toplumun vicdanında yankılanan bir feryat. İşte bu yüzden bir araya geldik.
Sadece kendi hikâyemizi anlatmak için değil, herkesin hikâyesini paylaşmak için. Adaleti yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da aramak için Sessiz bırakılanların, susturulanların, içeri alınanların sesi olmak için…
Bizler bu ülkede yaşayan onurlu yurttaşlar olarak, milletimizin iradesine, halkın vicdanına güvenerek yola çıktık. Adaleti arayan herkesin sesini büyütmek, konuşanlar kadar konuşamayanların da sözcüsü olmak için buradayız. Bugün yaşadığımız adaletsizlik, sadece bizim değil, bu ülkede adalet isteyen herkesin meselesidir.
Bakın, 19 Mart’ın üzerinden 4 ayı aşkın bir süre geçti. Hâlâ ortada bir iddianame yok. Ne zaman yazılacağı belli değil. Belki ilk duruşmada beraat edecek insanlar, aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor. Peki, bu geçen sürenin bedelini kim ödeyecek?
Bu ülkede hafıza kısa, ama acılar kalıcı. Özellikle son 20 yılda nice hak ihlali yaşandı. Şimdi bizim yaşadıklarımız da o acı bellekte yerini aldı.Bizim mücadelemiz, sadece bu acıyı dindirmek değil, gelecekte bir daha kimsenin böyle bir acıyı yaşamaması içindir.
– Bir çocuğun çocukluğunun elinden alınmaması,
– Kadın cinayetlerinin cezasız kalmaması,
– Emekçilerin ihmaller yüzünden can vermemesi,
– Depremde, selde, yangında göz göre göre ölümler olmaması,
– Adaletin, gecikmeden yerini bulması içindir bu nöbet. Dayanışmamızla büyüyor sesimiz. Her paylaştığımız hikâye, bir daha böyle hikâyelerin yazılmaması içindir.
Çünkü biz biliyoruz ki: Hikâyemiz ortak. Mücadelemiz ortak. Geleceğimiz ortak. Bu hukuksuz sürece sessiz kalamayız. Ülkemizin, milletimizin ve tüm evlatlarımızın geleceği için; herkes için adalet, demokrasi ve güvenli bir gelecek talebimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Aile Dayanışma Ağı olarak birbirimize omuz veriyor, derdimize derman oluyoruz. Bugün ilkini gerçekleştirdiğimiz ve anı yerde, aynı saatte devam ettireceğimiz bu buluşmalar, sadece bir eylem değil; bir dayanışma ve iyileşme alanıdır. Adaletsizlikle yüzleşen herkesin buluştuğu bir çatı…
Ve biz, bu büyük ailenin fertleri olarak biliyoruz ki: Birlikte oldukça güçlüyüz. Ve asla yalnız değiliz. Bu meydanda anlatılan her hikâye, sadece bir kişinin değil… Haksız yere içeride tutulanların, hukuksuzluk karşısında susmayanların hikâyesidir.
Bugün burada sadece konuşmak için değil; hep birlikte tanıklık etmek için toplandık. Tanıklığımızı çoğaltmak, duymayanlara duyurmak, unutanlara hatırlatmak istiyoruz.
Şimdi müsaadenizle, geçen hafta bir evladın kaleminden dökülen ve yüreğime dokunan o kısa ama çok derin notu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu, sadece onun değil, susturulan ve adalet bekleyen bir ülkenin sessiz bir çığlığı gibi….
“Pek çok kişi için alelade sıradan birkaç ay gibi görünse de benim için hayat dört aydır durdu. Dört aydır annemden ayrı kaldım…
Bütün hayatım olan anneme sadece 6 defa sarılabildim. Bunu da istediğimde veya özlediğimde değil, yalnızca izin verildiğinde yapabildim. Bu hayatta bir evladın annesine, bir annenin evladına sarılabilmesi için izin verilen tarihleri beklemesinden daha acı verici ne olabilir ki?
Ben dışarda bu acıyı yaşıyorken, annemin hiçbir suçu yokken ona reva görülen dört duvar arasında neler hissettiğini, neler yaşadığını tahmin bile edemiyorum. Aslında içimde günlerce anlatabileceğim duygularım, yaşadıklarım, kötü anılarım var. Bugüne kadar en kötüsü dilimdekini söyleyememek sanırdım. Ama sözlerin kifayetsiz kaldığı yerde olmak daha betermiş. Artık bunu anladım. O yüzden sözün bittiği yerde söyleyebileceğim tek şey annemi çok özledim.
Sözlerimi her zaman söylediğim şu dizelerle noktalamak istiyorum; ‘Adalet topaldır, ama er ya da geç gideceği yere varır.’ Her kapıya varması dileğiyle...”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
