Yazı Detayı
03 Ocak 2021 - Pazar 18:47
 
SİYASİ SİSTEMLER ÜZERİNE KISA BİR ANALİZ
VEHBİ YAHŞİ
 
 

Siyasi idare şekilleri ilk ortaya çıkandan başlayarak bir öncekinin evirilmesi ile gelişmiş ve çeşitlenmişlerdir. Tarihi tekikler bize ilk siyasal idare biçiminin hanedan esaslı mutlakıyet olduğunu gösteriyor.

Bir kişinin tek başına yönetime hâkim olduğu bu idare biçiminde halk yöneticiye mutlak olarak itaat eder. Yönetilenlerin yönetimde hiçbir etkisi yoktur. Mutlaki idareler süreç içerisinde halkın seçtiği temsilcilerden oluşan meclislerin belli oranlarda yönetime ortak olması ile meşruti idarelere dönüşür.

Meşruti idarelerin üç evresi vardır. Birinci evrede meclis iradesi yönetimde saltanat iradesine oranla daha düşük bir etki gücüne sahiptir. İkinci evrede meclis iradesi saltanat iradesi ile eşitlenir. Son evrede ise egemenlik tamamen meclislere geçer ve saltanat yönetimde sadece devleti temsil konumuna iner.

İşte bu son evre meşruti rejimlerin en gelişmiş evresidir. Egemenliğin kayıtsız şartsız mecliste olduğu bu evrede meclis isterse etkisi sembolik başkanlıktan ibaret olan saltanat makamını kaldırır. Yerine belli süreler için seçimle iş başına gelen devlet başkanını seçer. İsterse de saltanat makamının temsili karakterine dokunmaz, bu yönü ile varlığını sürdürmesine izin verir.

Eğer meşruti rejim bu son evresinde birinci yolu seçer yani saltanatı bütünü ile kaldırıp belli süreler için seçimle devlet başkanı sistemine geçilirse meşruti rejim cumhuriyet rejimine dönüşmüş olur. Türkiye, Fransa, Yunanistan ve Almanya siyasi yönetimlerinde olduğu gibi. Eğer bu evrede saltanat makamı kaldırılmayıp yerinde bırakılır ise o takdirde saltanat sadece temsil makamı olarak konumunu korur. Yönetimde yasama ve yürütme yetkisi tamamı ile mecliste kalır.

İngiltere, Belçika, Danimarka, Hollanda, Norveç, İsveç, İspanya, Japonya, Avustralya siyasi yönetimlerinde olduğu gibi. Cumhuriyet rejiminin de bu genel yapısı içerisinde ortaya çıkabilecek farklı uygulamaları görülebilmektedir. Mesela Cumhurbaşkanın yetkileri belli sınırlar içinde kalır, yasama ve büyük oranda yürütme yetkisi meclise ait olursa parlamenter sistem söz konusu olur.

Cumhurbaşkanına verilen bu yetkiler sonuçta meclise ait yetkilerin kısıtlanması anlamına geleceğinden Cumhurbaşkanı yetkilerinin artması oranında meclisin yetkilerinde azalma olacaktır. İş yürütme yetkisinin bütünü ile cumhurbaşkanına verilmesi noktasına gelince meclisin işlevi sadece yasama işine indirgenmiş olacaktır. İşte cumhuriyet yönetiminin bu uygulamasına başkanlık modeli diyoruz.

Parlamenter modelde yürütme yetkisi parlamento ile cumhurbaşkanı arasında paylaşılırken, başkanlık modelinde yürütme yetkisi tamamen cumhurbaşkanında kalmaktadır. Demek ki başkanlık modeli meclisin yetkilerini azaltmakta, parlamenter sistem ise artırmaktadır. Parlamenter sistemde egemenliğin tamamen mecliste olması isteniyorsa cumhurbaşkanlarına yetki verilmeyerek onu sadece temsil makamında bırakmak gerekir.

Hâlbuki meşruti rejimlerin son evresinde saltanatın sadece temsili nitelik taşıdığı, egemenliğin ise bütünüyle mecliste olduğu görülmektedir. Bu durumda cumhurbaşkanının sadece temsil makamında kaldığı, egemenliğin tamamen mecliste olduğu cumhuri parlamenter sistem ile meşruti modelin son evresi pratikte aynı olmaktadır.

İşte bu sebepledir ki Avrupa’nın gelişmiş birçok ülkesi ve dünyada gelişmiş birçok ülke meşruti rejimin son evresine girince cumhuriyete geçmediler. Çünkü geçselerdi temsili nitelikteki saltanat makamını kaldırılacaktı. Bu durumda seçimle gelecek cumhurbaşkanına belli oranda yetki verilecek, bu da meclisin yetkilerinin aynı oranda azalması demek olacaktı. Hele birde cumhuriyetin başkanlık rejimi modeline geçerlerse o zaman meclis yürütme yetkisini tamamen kaybederdi.

Buradan parlamentonun yasama yetkisi yanında bütünüyle yürütme yetkisine de sahip olabilmesi için meşruti rejimin son evresinde karar kılmak gibi bir mecburiyetin bulunduğu şeklinde bir sonuç çıkarmamak lazım. Çünkü cumhuriyet rejiminde cumhurbaşkanının yetkileri sıfırlandığında da yine yürütme yetkisinin tamamı parlamentoda olur. O halde milletimiz başkanlık sistemine geçerek yürütme yetkisinin tamamını neden meclisten alıp cumhurbaşkanına vermiştir.

Buradaki düşünce şudur: Yürütme yetkisinin bütünü ile parlamentoda olması halinde seçimler sonucunda tek parti iktidarı çıkamaz ise ülke kısa ömürlü olan koalisyon hükümetlerden kurtulamamaktadır. Önümüzdeki seçimde yasama yetkisinin yanında yürütme yetkisinin de mecliste olduğu ama kısa ömürlü koalisyon hükümetleri riskinin yaşanacağı parlamenter sisteme mi dönülecektir yoksa seçimden seçime kadar istikrarla devam edecek olan hükümetlerin kurulacağı başkanlık sistemi devam mı edecektir. Millet işte bunun kararını verecektir.

 
Etiketler: SİYASİ, SİSTEMLER, ÜZERİNE, KISA, BİR, ANALİZ, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı