Yazı Detayı
26 Nisan 2021 - Pazartesi 09:04
 
1915 TEHCİR KANUNU
VEHBİ YAHŞİ
 
 

1.Dünya savaşı cephelerinden biri olan Kafkasya’da Türkler Ruslarla savaşırken Rusya da 1917 devrimi oldu. Doğu Anadolu bölgesine kadar girmiş olan Ruslar savaştan çekilince topraklarımızdan da çıktılar. Onların çekilmesi ile oluşan boşluğu yeni kurulan Ermeni devleti adına Ermeni Gönüllü Tugayları ve Ermeni milisleri doldurdu.  Kafkas cephesinde Ruslarla savaşan Türkler bu sefer Rusların yerini alan Ermenilerle savaşmaya başladılar.

Ermenilerin Doğu Anadolu’ya kadar uzanan devletleri M.S 387 yılında Doğu Roma İmparatorluğu tarafından yıkılmıştı.  Bu halk o yıldan 1071’e kadar 684 yıl Doğu Roma İmparatorluğu’nun tebaası olarak yaşadı. 1071’den 1915’e kadar da 844 yıl da Türklerin tebaası olarak Anadolu Selçukluları ve Osmanlı dönemlerinde olmak üzere Doğu Anadolu’da 1528 yıldır yaşamakta idiler.

Bu coğrafyada yaşamakta olan “millet-i sâdıka” payesine sahip Ermeniler,  Kafkas cephesinde Türkler’e karşı savaşmaya başlayan Ermenistan ordusuna yardım etmek hevsine düştü. Bu sebeple ihanet yoluna saparak silahlanıp Türk ordusunu arkadan vurmaya başladılar. Ayrıca savaşan ordumuzu zayıflatmak amacı ile lojistik destek birimlerini imha etmeye başladılar. Kafkasya’da kurulan Ermeni Devleti’nin Doğu Anadolu’ya kadar genişleyebilmesi için de doğu vilayetlerinde Türkleri soykırıma tabi tutmaya başladılar.

Bu durumda yukarıda işaret edilen suçları işleyen Ermeniler harp halinin öngördüğü en ağır cezaları hak etmişlerken Osmanlı hükümeti bu yola başvurmayıp en insancıl yolu tercih ederek söz konusu Ermeniler’i geçici olarak birer Osmanlı toprağı olan Suriye ve Irak bölgelerine sevk ve iskân kararı aldı. Bu harekâtın amacı sadece ve sadece sevke tabi tutulanların işledikleri suçlara devam etmelerini engellemekti. Şartlar düzelince yerlerine dönmeleri planlanmıştı. Bunun en açık göstergesi her ailenin geride bıraktığı taşınmazların döndüklerinde kendilerine iade edilmek üzere tek tek kayıt altına alınmış olmasıdır. Dahası, vardıkları verimli Mezopotamya topraklarından dönmeyenlerin gayrimenkulleri satılarak ücretleri kendilerine gönderilmiştir. İnsanların kitleler halinde farklı bir bölgeye sevki sırasında bir takım ölüm ve zayiatın gerçekleşmesi yaşanmakta olan savaş ortamı için istenmese de tabiidir.

Şimdi tarafsızca düşünmeye çalışalım: Ermenilerin tutumu karşısında hükümetin yapması gereken şey Türkler’e karşı bu ihanet ve soykırım harekâtına girişen Ermeniler’i düşman kabul edip onlara karşı da da savaş açmaktı. Ama Türk milleti sahip olduğu inançlarının ve yüksek karakterinin yönlendirmesi ile bu yola başvurmadı. Ermenileri hataya düşmüş vatandaşları olarak görüp onları cezalandırmak yerine “suç ortamı”ndan uzaklaştırmayı tercih etmiştir.

Eğer geçici ve zorunlu sevk ve iskânı düzenleyen Tehcir Kanunu soy kırıma zemin hazırlayan bir metin olsaydı Ermeniler sevk ve iskân edilmez, ihanete düşmüş suçlular olarak cezalandırılırlardı. Osmanlının takip ettiği bu insani siyaset bütün açıklığı ile ortada iken soykırım iddialarına muhatap kılınması insanın aklına şu düşünceyi getiriyor: Eğer devlet fiili savaş anlamına gelecek şekilde isyan ve imha yolu ile kendisini arkadan vurma teşebbüsündeki Ermeniler’e karşı müdafaa savaşı açmış olsaydı ortaya çıkacak sonuca bile soykırım denilemeyecek iken suçluları savaş bölgesinden uzaklaştırmak neden bir soykırım olsun.

Soykırım iftirasının arkasında olanlar tehcir ve iskân uygulamasını ısrarla Ermeni toplumuna karşı yürütülen bir icraat olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Bunun ne kadar büyük bir hedef saptırma olduğunu Doğu Anadolu’daki olumsuz faaliyetlere karışmamış olan diğer bölgelerdeki Ermeniler’e dokunulmamış olmasıdır. Nitekim bu süreç içinde Anadolu’nun başka yerlerinde yaşamakta olan yarım milyondan fazla Ermeni vatandaşımızın hayatlarında her hangi bir değişiklik olmamıştır.

Tehcir savaşın zorunlu olduğu bir ortamda bu yola başvurmaktan kaçınabilmenin tek insancıl yoldur. Bu yolu tercih eden bir milleti takdir etmek gerekirken, soy kırımla itham etmek en basiti ile kasten körlük etmek ve insafsızlıktan başka bir şey değildir.

 
Etiketler: 1915, TEHCİR, KANUNU,
Yorumlar
Haber Yazılımı